Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Ağustos '07

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
3217
 

Delilik ve dahilik arasındaki siluetler

Delilik ve dahilik arasındaki siluetler
 

Fransız psikanalizci Jacques Marie LACAN(1901)’ı konuşalım istedim bugün. “Tartışalım” diyemem. Onu konuşmak tartışmaktan daha kolay olacaktır çünkü. Uç noktalardaki görüşlerinde beni çeken bir şey var. Belki beni fikirlerinde kendine çeken şey; Lacan’ın, delilik ve dâhilik arasında ki ince çizgi üzerindeki siluetidir.

Resmi psikanaliz dernekleriyle görüş ayrılığı yüzünden ilişkilerini kesip, 1964 de kendi okulunu açıp ve bu kez de meslektaşlarıyla anlaşamadığı için okulunu kapatmak zorunda kaldığı şeyler nelerdi? İşte bu soruya cevap olacak bazı görüşleri ve sözleri:

* Deliliği “aşağılık, mantık yoksunluğu” olarak algılayan geleneksel psikiyatrik teorilere karşı yıkıcı bir tutum sergilemiştir:

“ İnsan varlığı, deliliğe gönderimde bulunmaksızın anlaşılamaz. İnsan, özgürlüğünün sınırı olarak DELİLİĞİ içinde taşımaksızın insan olmaz”

* Sosyal problemlerin psikiyatrik problemler gibi maskelenmesine çok kızmış ve “tedavi, iyileşme” gibi kavramlara meydan okumuştur.

* Lacan için analiz yapmanın tek kuralı; HİÇBİR KURAL OLMAMASI idi. Psikanalizin kurumlaştırılmasına ya da egoyu güçlendirmeye yönelik tekniklere yüz vermezdi. Ona göre; rutinleştirme, psikanalizi psikanaliz olmaktan çıkarır ve aslında güçlendirilecek “sağlam” bir ego da yoktur.

* Lacan’ın kuramsal katkısının özü birbiriyle bağlantılı şu iki söyleme dayanır:

1. “Bilinçdışı” ÖTEKİ’nin söylemidir.

2.Bilinçdışı bir dil gibi kurulmuştur.

* “BEN” daima bir başkasına benzer. “Kendilik” yanlış tanımalar üzerine kurulu bir içe alımlar zinciri ile şekillendiğine göre “bütün” bir kişilikten söz edilemez. Hepimiz bölünmüş benlikler taşıyoruz.

Peki, kim bu Öteki?

Bizde bilinçdışı durumlarda etkili olan, kendi bildiği dille konuşan bu Öteki kim?

Bir “BEN” de kaç benlik olur?

Her şeyi kaybetmek uğruna(aklı da dâhil) fikirlerini savunmalı mıdır insan?

Psikoloji ve Edebiyat birbirine ne kadar benzer?

“Kendilik” nasıl açıklanır? (ve benzeri dünya kadar soru).

Şşşşşşşşşt! Sadece sor. Cevap aramaya çalışırsan çizgi üstü siluetlerden biri olu verirsin sonra.

Tabii ayrıca, kendince cevabı olan olursa zevkle paylaşırım.

Sherry Turkle Lacan için:

“Sözcük oyunları Lacan’ın en sevdiği tarzdır. Ayrıca kendisinin açıkladığından başka tanımı olmayan ve o esere özgü sözcüklerde üretir. Diğer disiplinlere ait teknik bir sözcüğü ödünç alması gerektiğinde ise terimleri normal tanımlamalarından çok farklı anlamda kullanır. Lacan’cı söylem, bizler tarafından anlaşılmayı umursamadan gizemini koruyacağa benzer” derken belki de Lacan’da beni kendine çeken şeylerin neler olduğunu özetlemiş; Sözcük oyunları, başka yerde tanımı olamayana özgü sözcükler, gizemini koruyacak anlamlar. Tabii bir de sadece bilinçdışı durumlarda kendini gösteren ÖTEKİ’nin varlığı. Fazlasıyla büyüleyici.

SAYGILARIMLA

LAVİNYA

“NE BANA ANLAMSIZ GELEN SEÇKİN BİR AZINLIK İÇİN, NE DE YIĞINLAR DİYE BİLİNEN, ŞU GÖKLERE ÇIKARILAN İDEAL PLÂTONCU KENDİLİK İÇİN YAZIYORUM. KENDİM VE DOSTLARIM İÇİN VE ZAMANIN AKIŞINI YUMUŞATMAK İÇİN YAZIYORUM” Jorge Luis Borges.

Ben de! :)))))

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kitap okumuyorum artık. Herkes bana kızıyor ve ne gerekli olduğunu savunuyor. Geçen neden diyen birine. "Kitaplardan öğrenirsin ve hayal gücünü kısıtlarsın. Başkalarının doğruları, benim doğrum olmak zorunda deği,l ben fikirlerimi hür bırakmak ve sınırlamamak istiyorum" dedim. Sanırım şizofrenmişim. Saygılarımla...

karga 
 27.08.2007 17:40
Cevap :
Çok çarpıcı bir düşünce,aklımın bir köşesine kazıdım.SAYGILARLA.Bu arada geciken cevap için özür.Buralarda değildim.  07.10.2007 17:19
 

Valla inanmıyorum birisi Lacan'dan bahsediyor. Psikanaliz süpervizyonu aldığımda tanıdım Lacan'ı, bi de Fransa'dan sık sık gelen Bernard Penot adlı psikanalistin seminerlerinden. Benim için anlaşılması en zorlardan biridir ve hala tam anlayabilmiş değilim (hatta önceleri iyi çeviremiyorlar da o yüzden anlamıyorum sanmıştım). Lacan bir hastasına "sen bunu istiyorsun" diyerek tokat attığı ve genellikle de çok katı kuralla belirlenmiş olan 50 dakikalık seansları, yerine göre 15 dakikada bitirdiği için camiadan dışlanmış çok önemli bir zattır (ve diğer görüşleri yüzünden). En sevdiklerimden biri şu: "Arabanı hızlı kullanıyorsun, o anda oldukça beceriklisin ve kendine güveniyorsun. Aslında seni kim izliyor? Onu kimin için kullanıyorsun?" sözü benim hayatımın çeşitli anlarında kendime sıklıkla tekrarladığım bir cümledir. devamını bekliyorum. sevgiler, bol öpücükler.

Kwan Yin 
 26.08.2007 20:12
Cevap :
Öncelikle geciken cevabım için özür.Buralarda değildim.Kendi dünyamdaydım.Geniş ve sıcak yorumun için teşekkürler.Psikolojiyi sevmek hayatı sevmek gibi.SAYGILAR.  07.10.2007 17:21
 

Olur mu öyle şey!Eğer mükemmelliyeçiyseniz,biliniz ki,aslında o imkansızdır.Saygılar ve sevgiler.

41 quapot 41 milliyet blogun anarşisti! 
 23.08.2007 18:04
Cevap :
Mükemmelliyetçilik kim ben kim.(Espri yahu) :) SAYGILAR.  23.08.2007 18:05
 

Yazınız gerçekten de mğkemmel olmuş.ZAten bu tür hastalar genelde mükemmele ulaşmak isteyenlerdir.Nikola tesla gibi

41 quapot 41 milliyet blogun anarşisti! 
 23.08.2007 13:38
Cevap :
Yazımı beğendiğinize sevindim,fakat bahsettiğiniz hasta benmiyim diyede şüphelendim doğrusu. :D Saygılar...  23.08.2007 17:19
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 80
Toplam yorum
: 622
Toplam mesaj
: 104
Ort. okunma sayısı
: 1760
Kayıt tarihi
: 14.05.07
 
 

1975 ANKARA DOĞUMLUYUM, 15 YAŞIMDAN BERİ YAZARIM(yazmak fiilinin geniş zamanlı kullanımıyla) evli..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster