- Kategori
- Sosyoloji
Ehliyetsiz sürücüler ve Tuana'nın kazası

Sürücü Kurslarının açılmaya başlandığı 1989 yılından beri bu kurslarda eğitim alan sürücü adaylarının ne kadar iyi yetiştirildikleri ya da yetiştirilemedikleri hep tartışma konusu olmuştur. Kimileri "trafik polisleri sınav yaparken daha iyiydi" derken, kimileri de sürücü kurslarının eğitim vermelerinin çok daha faydalı olduğunu dile getirmişlerdir.
Tabi ki polislerin sınavla ehliyet verdikleri günlerde sürücü adayının nerede direksiyon eğitimi aldığı sorusu akıllara getirilmiyordu. Sınavda başarılı olan sürücü adayına hiç kimse "bu kadar iyi sürücülüğü ehliyetiniz olmadan hangi yollarda araç kullanarak aldınız" sorusunu sormuyordu.
Sürücü kurslarının açılması konusunda yapılan düzenleme çok yerindeydi. Ama Emniyet Genel Müdürlüğü bu konuda on yıllarda edindiği sınav tecrübesini Milli Eğitim Bakanlığı'na aktarmadan trafik eğitimini ve sınav sistemini trafik konusunda yetiştirilmemiş öğretmenlere devretti.
Birinci ve en önemlisi; Sürücü kurslarının ülkemize çok büyük fayda sağlaması beklenirken 20 yıl içerisinde sürücü eğitiminde ve sınav sisteminde bir arpa boyu yol alamadılar.
İkincisi; trafik polisi sınav yaparken bir komiserini görevlendiriyor ve tecrübesiz de olsa il genelinde günde onlarca kişiye sınav yaparak bu komiser kısa zamanda ustalaşıyordu. Şimdi her ilde sınava giren yüzlerce öğretmen var. Bu öğretmenlerin sürücü belgesi verme konusunda ne kadar becerikli oldukları ya da yetiştirildikleri tartışmaya açıktır. Bir okulda öğretmen olmak iyi sürücü sınavı yapmakla nasıl eşdeğer sayılabilir? Bunu anlayamıyorum. Sürücülüğün ustalığını gösteren kriterler nelerdir? Sadece aracı vitese takıp düzgün kullanmak ehliyet almakta yeterli sayılmalı mıdır?
Üçüncüsü; hadi ehliyetinizi böyle aldınız diyelim, ömür boyu kullanma yetkisi 5 dakikalık bir sınavla verilebilir mi?
Geçen cuma akşamı İstanbul Maltepe'de kitap almak için evden çıkan Tuana'ya sürücü belgesiz araç kullanan bir gencin çarpıp ölümüne sebebiyet vermesi bu konuda ilk örnek değildir. Bu sürücü ehliyetini almış olsa da bu hataya yapabilirdi. Maalesef daha onlarca genç sürücü belgesi almadan trafiğe çıkacak ve benzer hatalar yapacaklardır. Bunu önlemenin ilk adımı sürücü kurslarında verilen eğitimin kalitesinin artırılması, sınavların zorlaştırılması ve herhangi bir okul öğretmeni tarafından değil, usta sürücüler tarafından verilmesidir. Son olarak; sürücü belgelerinin ömür boyu değil de belirli süreler için verilip bu süreler sonunda tekrar sınavla yenilenmesi elzemdir.
Ancak böyle bir durumda hala sürücü belgesi almadan trafiğe çıkan sürücüleri hapis cezası ile cezalandırmak (bugünkü uygulamada para cezasına çevriliyor) vicdanlarımızı rahatlacaktır.
Bize düşen görev ise bir gün birinin gelip bize çarpmasını beklemek değil, bu konuda kamuoyu yaratmak olmalıdır.