- Kategori
- Güncel
Ergenekon muamması
Bir facia yaşandı dün Silivri'de. Demokrasi faciası,adalet faciası. Onlarca subay, gazeteci, siyasetçi ve yazar birkaç sahte belgeyle ispatlanamamış delillerle ağır cezalara mahkum edildiler. Olmayan bir örgütün üyeliğiyle ve hiç teşebbüs etmedikleri bir darbeyle suçlandılar. Tarafsız kalmayı başarabilmiş, AKP tarafından satın alınmamış birkaç basın ve medya kuruluşu dışında basın genelinde olay darbeler karşısında demokrasinin zaferi olarak yansıtıldı.
Peki ortada gerçekten bir darbe girişimi var mıydı? Genelkurmay Başkanı olduğu dönemde sadece laik cumhuriyetin korunması için hükümete uyarılarda bulunan İlker Başbuğ darbe yapmak isteseydi bunu başaramaz mıydı? Elbette bir generalin siyasi konularda konuşması demokrasi açısından hoş değildir. Ama bu konuşmalar ya da birkaç asılsız belge de darbeye teşebbüse dayanak olamaz.
Darbe elbette hiçbir şekilde tasvip edilemez. 27 Mayıs,12 Mart ya da 12 Eylül darbeleriyle zaten hayli yavaş olan demokratik ilerlemesi sekteye uğramış, demokrasisi darbeler almış Türkiye'de darbeler hak kabul edilemez. Ama AKP'nin kendine muhalif olanları darbeci, destek olanları demokrat ilan etmesi de kabul edilemez. Madem darbeler ve darbecilerle o kadar mücadele ediyorsunuz peki neden 12 Eylül darbecilerini cezalandırmıyorsunuz? Binlerce insana işkence eden, yüzlercesini idam eden darbenin mimarı hayatta ve göstermelik olarak yargılandı. O dönemde işkencelerle pek çok insanın ölümüne sebep olan daha alt kademelerdeki subayların, askeri cezaevi müdürlerinin, polislerin çoğu bugün hayatta. Bu kişiler neden yargılanmıyor? Sebebi belli;12 Eylül darbesi sola ve solculara karşı yapılmıştı ve cezalandırılanlar da onlar oldu. Ama darbeyi tarafsız kılmak için birkaç ülkücü de cezalandırıldı. İslamcılar ise bu darbeden zaferle çıktı. 1980 darbesi öncesi Erbakan'ın aldığı oy oranı belliydi.% 10'u bir kez geçebilmişti. Milli Selamet Partisi'nin başlattığı İslamcı siyaset darbe öncesinde halktan destek görmüyordu. Ancak Evren güya ülkeyi vatan hainlerinden kurtarmak amacıyla 1980'lerde Türk-İslam sentezinin yayılması için çaba başlattı. 1983 yılında hazırlanan Milli Kültür Raporu Atatürk'ü ve O'nun Cumhuriyet eserini alaşağı edecek Türk-İslam sentezi temeline dayanmış ve Türk toplumunun çağdaşlaşmasına ve Türk eğitim sistemine adeta bir darbe gibi inmişti. Evren meydanlarda Kuran'dan ayetler okuyarak adeta hacı-hoca edasıyla,belki de halifeliğe özenerek mitingler düzenler,vatan haini ilan ettiği solcuları adeta linç ederdi.
Darbe döneminde eğitim sistemi alt üst edilmiş,imam hatipler yaygınlaştırılmış, din dersleri zorunlu hale getirilmişti. Türkiye'de neredeyse ortadan kalkmış olan şeriat tehlikesi hortlamıştı. Evren ve darbenin tanıdığı insiyatifle ve hatta onların isteği doğrultusunda siyasal İslam güçlendi. 1993 Temmuz'unda da adeta devletin özel izniyle katliam yaptı.
Tüm bunlar AKP'lilerin darbecileri ayırmasına sebep oldu.Kendilerine güç veren 1980 darbesinin mimarlarına ceza vermezken,darbeye teşebbüs suçlamasıyla onlarca insanın ve ailelerinin hayatını asılsız suçlamalarla mahvettiler.
Peki Ergenekon muamması nedir? Bu dava o kadar karmaşık bir hal aldı ki, ne olay belgerle çözülebilir, ne halk kimin neyle suçlandığını anlayabilir ve hatta neden insanlara aynı suçtan farklı cezalar verildiğini sorgulayabilir. Birbirleriyle hiç alakası olmayan olaylar birbiriyle ilişkilendirilmiş, çok farklı siyasi eğilimden insanlar aynı örgüte üyelikten suçlu bulunmuştur.
Her şey bir yana darbe için doğrudan bir harekette bulunulmamışsa, silahlar hükümeti devirmeye yönelik ateşlenmemişse buna darbe girişimi denemez. Birkaç sahte belgeyle bu ispatlanamaz. Bir darbe girişiminin olacağını ama bunun başlamadan engellendiğini iddia etseniz bile bu suç bu kadar ağır cezayı gerektirmez.
Amaç muhalifleri korkutmak,basını yıldırmak, generalleri dizginlemekti. Bundan sonra olması muhtemel darbeler konusunda muvazzaf subayları korkutmak için birkaç kişinin feda edilmesi gerekiyordu. AKP'ye karşı daha dikkatli yazı yazmaları konusunda da gazeteciler uyarıldı. Yani dikta rejimi sözde bağımsız yargı üzerindeki otoritesini kullanarak korku rejimini kurdu.
Evet darbe kabul edilemez ama millet iradesini bahane edip dikta rejimi kuranların iktidarı da kabul edilemez.