Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Mayıs '08

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
569
 

Esma

Esma
 

Bir çığlık yükseldi dağların arkasından. Uykumun en derin yerinde fırladım. Oda buz gibiydi. Saate baktım 4.45. Köyün imamı ezan okumak için yerini almıştı. Etrafta ölüm sessizliği vardı. Üzerime kalın hırkamı alıp mutfağa geçtim. Bir bardak su doldurdum. Ayılmak, duyduğum sese rüyaymış diyebilmek için. Tam ağzıma götürdüm ki aynı feryat bu sefer bir öncekinin iki misli şiddette , ezan sesine karıştı ve sustu..

Korkulu bir rüya gibiydi. Küçücük evimin içerisine sığamıyordum. Kapıyı araladım, yarıya kadar kar kapatmış. Köpekler her zamankinden farklı havlıyor, sanki uluyorlar. Anneannemin sözü geldi aklıma "Uğursuzluktur." derdi. Yatağımın içine girdim. Sıkı sıkı sarıldım yorgana. Bütün duvarlar üzerime üzerime geliyordu sanki. En küçük bir sese kulak kesiliyordum. Bir kadın boğazlanıyor gibiydi..

Sabah'ın ilk ışıkları ile fırladım yerimden. Pencereden dışarıya baktım. Herkes karları temizleme çabasında, çocuklar ordan oraya koşturup duruyor. Alışılagelmişin dışında bir şey yok gibi. Sobamı yakmalıyım, sonra da çay suyunu koymalıyım sonra kahvaltı sonrada doğru okula.

Burada ki insanlar yalnız ve çelimsiz olduğum için her ihtiyacımda mutlaka yanımda oluyorlar. Bu gün kapımın önünde ki karları temizlemeleri gibi. Az sonra Hamdi ile Sabiha gelirler. Soğuğa rağmen üzerlerinde incecik önlükleri ile.. Bağışıklık sistemleri öylesine gelişmiş ki hasta olmadıkları gibi, iklim koşullarına da tahammülleri sınırsız..

Kapıdan çıkar çıkmaz "Öğretmenin dün gece sesi duydunuz mu?." sorusu ile karşılaştım. Olduğum yere mıhlanmıştım sanki. "Evet. Siz de mi duydunuz?" Tam kendimi bir kabus olduğuna inandırmışken bu soru ile allak bullak olmuştum. Sabiha'nın gözlerinden süzülen yaşları sildim. "Ne biliyorsunuz çocuklar ? Kimdi o ?". İkisi de aynı anda "Söyleyemeyiz. Anam bizi döver sonra." diyerek koşarak uzaklaştılar. Merakım hepten artmıştı ama okula yetişmeliydim.

Çocukların tamamı etkilenmişti dün gece ki olaydan. Hepsi biliyor ama söylemiyorlardı. Ben de sormadım. Çıkışta muhtar'a uğramayı aklıma koymuştum.

-Merhaba Duran amca.
-Hoşgeldiniz Hocanım.
-Bu gün okulda ders yapamadım. Neden biliyor musun? Çocukların tamamı dün gece ki tüyler ürperten sesten etkilenmişti. Ne olduğunu öğrenmemin bir sakıncası var mı Duran amca ?
-Ne içersin Hocanım ? Sen seversin kömürde çayı. Bak oradan bana da kendine de bir bardak çay döküver söyleşelim senle.

Çaylarımızı aldık ve gecenin esrarını aydınlatacak hikayeyi dinlemeye başladım.

Esma karşıda ki dağın eteklerinde yaşardı. Bebekliğini bilirim. 14 yaşında, hem annesi hem babası çığ altında kalıp öldüler. Köyün ağasının evine hizmetçi verdik. Büyüyüp serpildikçe çok güzel bir kız oldu. Anne tarafı kürt'tü. Babası çok öncelerden Yemen'den buralara gelip yerleşmiş. Yemyeşil gözlü esmer güzeli bir kız oldu. Çok iyi at biner, silah kullanırdı. Ağa'nın gönlü düştü Esma'ya. Ama Esma'nın gönlü köyün öğretmeni'ne kayıvermişti. Ağa bunu duyduğunda deliye döndü. 4 hanımı'nın üzerine Esma'yı kuma almayı koydu aklına. Öğretmenle Esma kaçtılar bir gece. Bir hafta sonra köye döndüklerin de evlenmişlerdi. Ağa bunu hazmedemedi. Bir gün şehirden maaşını almaktan dönen öğretmeni köy yakınlarında ölü buldular. Rivayet odur ki ağa'nın adamları öldürmüş. Esma çılgına döndü. Elleri'nin kınası solmamıştı daha. Aylarca dağlarda dolaştı. Köylüler bir mağara da ölmek üzereyken bulup getirdiler. Kasabaya doktora götürdük. Hamileydi zavallı Esma. Aklı gelip gidiyordu.

Ağa, - çocuğuna babalık yaparım- sözünü verip Esma'yı kuma aldı o halinde. Evde ki diğer kadınlar Esma'ya çok iyi davrandılar. Çocuğuna analık ettiler. Esma sabah çıkıyor, okulun bahçesinde akşama kadar kocasını bekliyordu. Hastalığı sürekli ilerliyordu. Bir süre sonra ağa'dan hamile olduğunu öğrendik. Doğacak çocuk annesi gibi deli doğar diye Esma'yı dağın eteklerin de bir eve kapattılar. Esma'nın bebeği ölü doğdu. Ama Esma o evden dışarı hiç çıkmadı bir daha. Çocuğunu da göstermediler. Zaten o farkında değildi. Bir süre sonra Ağa öldü. Yerine oğlu geçti. Gaddarın tekidir. Çok zulüm eder köylüye. Bir gün Esma'ya tecavüz ettiğini duyduk. Sadece kendi olsa neyse adamlarına da gözyummuş. İhtiyarlar toplanıp bir karar verdik. Tehditlere rağmen Komutan'a haber verecektik. Verdik. Esma'yı hastahane'ye yatırdılar. 2 yıl sonra geri döndü köye Esma. Okulun oradan geçerken düşüp bayıldı. Kaldırıp bizim eve getirdik. 2 ay benim hanım baktı. Bir sabah kalktığımızda Esma gitmişti. Heryere baktık bulamadık. 3 ay sonra bizim çoban Ali , Esma'yı dağın eteklerinde ki evde görmüş. Koşa koşa gelip haber verdi. Toplanıp gittik. Gördüğümüz manzara karşısında ne diyeceğimizi ne yapacağımızı şaşırıp kaldık. Esma o güzelim saçlarını gelişigüzel kesmişti. Sırtını kuyuya yaslamış o yemyeşil gözleri boş boş bakarken bir yandan da ip gibi yaşlar süzülüyordu. "Kızım, yavrum" dedikse de bizi duymuyor konuşmuyordu. Şalvarını dizlerine kadar sıyırmıştı.

Yakası açık , içinde fanilası bile yoktu. Bacakları, boynu , gerdanı çürük içerisindeydi. İçeri de içki şişeleri, kuru ekmek parçaları, domates, beyaz peynir artıkları vardı. Çarşafında kurumuş kan izleri vardı yer yer. Yüreğimiz yerinden sökülmüştü. Esma'yı köye getirmek istedik, kuyunun üzerine çıkıp -kendimi atarım- dercesine itiraz etti ve gelmedi. Sonradan öğrendik ki civar köyün delikanlıları bu zavallı kadın'a tecavüz ederler, karşılığında da yiyecek bir şeyler getirirlermiş. 2 gün önce Jandarma'ya haber saldık. Ama geç kalmışız. Jandarma bu sabah haber getirdi Esma kendini asmış. Dün gece anlaşılan kalabalık gitmiş civar köyün oğlanları. Esma ayhali olmuş. Ama gözleri bir şey görmemiş vicdansızların. Komutan , "Çarşaf kan içerisindeydi, asılı bedeninde bacaklarından kanlar süzülüyordu diyip göz yaşlarına hakim olamadı." Dün gece duyduğumuz ses Esma'nın azap çığlıklarıymış Hocanım.

Kalktım, çığlıkların geldiği yöne doğru yürümeye başladım.. Sanki Esma orada, sanki beni çağırıyor ve ben onu kurtaracakmışım gibi...Ben Esma'ya yürürken , Esma Cenaze arabasında bana doğru geliyordu. Çığlıklar susmuştu artık...


Nur Zeynep

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ülkemizde devamlı ratlanabilen tipik bir doğu-güneydoğu hikayesi gibi, insanın tüyleri ürperiyor okurken temennim esma'nın o acıları çekmemiş olması yani yazdıklarınızın anı olmaması... selamlar, sevgiyle kalın.

emekli 
 29.05.2008 14:01
Cevap :
Teşekkürler değerli Yazarım. Aynen dediğiniz gibi Güneydoğu da geçiyor hadise. Esma o acıları çekti maalesef yıllar önce. Tıpkı diğerleri gibi.. Aydınlık yarınlar dilerim.  29.05.2008 15:15
 

Ölürüm ya böyle vicdan, böyle bir nefis, böyle bir hayvanlık olur mu! Ne dir bu ağalık kavramı yani insabnları hayvan baabında kullanıp sonrada bir kenera atmak mı? Yazık ya hemde çok yazık, işte bazen bu cehaletlikleri duydukça avrupanın sapıklıkları hiç kalıyor.......... İçim buruldu ya inan duygu diye bişey kalmadı, sadece YUH diyerek terbiye sınırlarımı aşmıyorum.. Sevgiler..

cemil... 
 29.05.2008 13:53
Cevap :
Yaa işte böyle güzel Ülkem'in bağrında kanayan ne yaralar var bu ve buna benzer. Sadece bizde mi ? Hayır. Dünya'nın her yerinde bu tip dehşet verici hadiseler olabiliyor. Çok yakında oynadı "Mutluluk". Muhteşem bir film di. Gerçeğin ta kendisiydi. Feodal sistem değil mi bizi de bu hale getiren. Ama dikkat !!!! Zulüm edilen yine kadın. İçinizde ki insan sevgisi :)) hiç tükenmesin.  29.05.2008 15:13
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 347
Toplam yorum
: 959
Toplam mesaj
: 108
Ort. okunma sayısı
: 1352
Kayıt tarihi
: 31.10.07
 
 

İstanbul 25 Temmuz : /… İşletme tahsil ettim. Özel ilgi alanım olduğu için 2 yıl Psikoloji okudum..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster