- Kategori
- Gündelik Yaşam
Fahişeler ve ruhunu-bedenini ''Fahiş''e satanlar!..

Fahişeler ve fahişelik hakkında hepimiz yeteri kadar bilgi sahibiyiz diye düşünüyorum. Hatta ‘’Dünyanın en eski mesleği’’ sıfatı da yine dünya genelinde kabul görmüş ve sıkça kullanılan bir tanım.
Ruhunu ve bedenini fahiş’e satanlar ise son zamanlarda, yani paranın hayatımızdaki önemi gittikçe artmaya başlayınca çoğaldı. Böyleleri para ve imkan her şeyin önüne geçmeye başlayınca pirim yapmaya başladığından, fahişelik kadar eski bir geçmişi var mıdır bu arkadaşların bilemeyeceğim aslında.
Fahişeleri hepimiz aşağılarız, kınarız ama ruhunu fahiş’e satanları yeri geldiğinde toplum olarak alkışladığımız olur. Alkışlamasak bile ‘’Helal olsun kadına/adama..İyi yere dükkan açmış valla’’ diye takdir cümleleri ile taçlandırdığımıza çok tanık oldu bu kulaklar.. Böyle çok örnekler gördü bu gözler.
Fahişeler ve ruhunu fahiş’e (fahiş fiyatlı imkanlara ve hediyelere) satanlar arasında çok benzerlikler olmakla birlikte, büyük farklar da var! Ve beni ilgilendiren, dikkatimi çeken tarafı da benzerlikler değil zaten; aksine aradaki bu göze batan farklar!
Fahişeler yaptığı işi gizlemiyor, başka kılıflar aramıyor ve aleni bir şekilde bu işi yaptıklarını açık açık söyleyip, bir meslek erbabı olduklarını kabul ediyorlar. Ve babalar gibi ortaya çıkıp ‘’Ben fahişeyim’’ diyorlar. Gizlemiyorlar yani. Yanıltmıyorlar ve kimseyi kandırmıyorlar! Çok yürekli ve dürüstler bu anlamda. Alan razı, veren razı! Ortada bir kandırmaca yok. Yattıkları adamlara da müşteri gözüyle bakıyorlar. Verdikleri de neticede bir hizmet olduğu için, bu hizmeti hepsi kendi çapında, sermayelerinin ederine göre bir rakama fatura ediyorlar. Bedeli önceden belli. Kaç para vereceğiniz, nerde yemek ısmarlayacağınız ve hangi otelde (ya da her neresiyse orası) birlikte olacağınız önceden belli. Veya müşterinin ek talepleri doğrultusunda daha önceden pazarlıklar yapılıyor, mekan ve koşullar belirleniyor ve buna göre de bir fatura çıkıyor ortaya..
Var mı buraya kadar itirazı olan? Efendim?!!
Yok mu? O halde devam edelim..
Peki ruhunu fahiş’e satanlara ne demeli. Bunların ne oldukları, karşılarındaki adamdan tam olarak neleri bekledikleri önceden belli mi?
Ben cevap vereyim; değil! Ne koparırlarsa kar gözüyle bakıyorlar! Kimileri ancak birlikte geçirdikleri birkaç günü veya pahalı tatilleri kar sayıp, o süre zarfında yedikleri, içtikleri, üstüne başına aldıkları ve hediye babında kopardığı bi kaç ufak tefek takıyla yetinmek zorunda kalıyor. Kimileri de işi daha da ileriye götürüp adamın evine yerleşiyor bir müddet ve şöföründen, kredi kartlarından, lüks evinden, hizmetlilerinden istifade ediyor. Ne zamana kadar? Ne zaman foyası ortaya çıkarsa, o zamana kadar!
İşte, yazımın girişinde sözünü ettiğim kocaman fark da burada yatıyor.
Biri dürüst ve onurlu, yani fahişeler. Öbürü ise üç kağıtçı ve onursuz, yani ‘’Ruhunu ve bedenini fahiş’e satanlar’’.. Biri ne olduğunu ve ne beklediğini saklamıyor, diğeri ise, gizlice, çıkar sağlamaya, maddiyat ve konfor elde etmeye yönelik saman altından su yürütüyor!
Bu durumda ben fahişeleri, ruhunu ve bedenini fahiş’e pazarlayanlardan çok daha fazla onurlu ve saygın buluyorum açıkçası.
Yanlış anlaşılmasın n’olur! Burada fahiş’e satanlar derken oldukça masum bir niyetim var. Fahiş fiyat ‘’yüksek eder, hatta değerinin çok üstünde’’ anlamına geliyor biliyorsunuz.
Dolayısıyla ruhunu başta olmak üzere, yanı sıra bedenini, sırf elde edecekleri fahiş fiyatlı hediyeler, elbiseler, evler, arabalar uğruna acımasızca pazarlamakta olanları kastediyorum. Ve fahişelik mesleğini göğüslerini gere gere ‘’Ben fahişeyim’’ diyerek yapanların daha onurlu ve dürüst davrandıklarını düşündüğümü söylüyorum. Çünkü onlar gelir elde etmek için, bu işi meslek olarak yaptıklarını kabul ediyor ve söylüyorlar. Ve kapı gibi vesikalarını edinip yapıyorlar da işlerini.
Bir anlamda ‘’Seyyar dükkan’’ gibi işleyen ‘’Ekmek teknesi’’ vücutlarını açıyorlar müşterilerine. Ama kandırmadan! Yanıltmadan! Ne beklediklerini söyleyerek ve ne sunacaklarını bilerek!
Ya vücutlarını ve ruhlarını fahiş’e satanlar? Onlar böyle mi peki?
Onlar amaçlarını saklıyorlar. Bir tek kendileri biliyor ne elde etmek istediklerini. Karşı tarafı yanıltıyorlar. İstiyor(muş) gibi yapıyorlar..Haz alıyor(muş) gibi davranıyorlar. Mutlu(ymuş) gibi, istedikleri o adam(mış) gibi gösteriyorlar ve sadece elde etmek istediklerini elde edene kadar sürüyor bu gösteri. Ama fahişeler gibi önceden pazarlık yaparak yapmıyorlar bunu.. Ruhlarını ve bedenlerini asıl niyetlerini gizlemek suretiyle, çıkarları doğrultusunda fahiş’e kiralayarak yapıyorlar.
İşte buna çok kızıyor ve bunu hazmedemiyorum.
Üstelik bunu yapıp, avlarını ağına düşürüp, bir de evlenmeyi veya çocuk yapmayı başardılarsa eğer, çevreleri ve toplum tarafından alkış tutulanlar oluyorlar. ‘’Kapağı iyi yere attı’’ veya ‘’İyi yere dükkan açtı, helal olsun!’’ denenler oluyorlar.
Zavallı fahişeler ise yuhalanan, aşağılanan, kabul görmeyenler olarak kalıyorlar..
Ama iş ‘’Onur’’ meselesine gelince, kimin daha onurlu ve daha dürüst davrandığı tartışılır. Bana göre tartışılmaz gerçi ama olsun hadi, tartışılır diyelim..
Hadi bakalım! Buyurun buradan yakın!
Fahişeler ile ruhunu ve bedenini fahiş’e kiralayıp satanlardan hangisi daha dürüst ve onurlu sizce de?!.