- Kategori
- Güncel
Geçen Ramazan da sizin katkılarınızla iftar yapmışlardı.

Saçları darmadağınık, mavi saç bantı, soluk teni, ela gözleri küçük bir kız adı Yeter.
Ailenin en küçüğüymüş. Babasının isyanı, annesinin yorgunluğuymuş. Bakamamışlar ona da diğerleri gibi. O da şimdi ki yeni evi çocuk yuvasına gelmiş-getirilmiş.
Ağlarken gördüm ben de saçları dağılmış elinde bebeğinle. Annesini özlemiş, babasını da, kardeşleri içindeymiş, en büyük derdiymiş, iki lokma, bir hırka ve oyuncaklardan ziyade.
Yeter geçen yılda aynı yerdeymiş, geçen yıl onu ziyaret eden amcaları ve teyzeleri beklemiş bütün yıl. Bizim gibi ziyaret edenlerden birileriymiş… Sevmişler, çikolata getirmişler, en önemlisi saçlarını okşamışlar…
Yeter hiç ağlamamış bütün gün oynamış onlarla. Ne kadar çoklar, bizse ne kadar az… Buna rağmen sabırsızlıkla beklemekteler, gözleri kapılarda… Çocuk aklı işte, heyecandan uykuları bölünmekte.
Bilse bekler mi, terk edildiğini.
Gelenlerin de bir tek güne mahsus hatırlayıp geldiklerini.
Mavi sakinleştirir, yeşil rahatlatırmış, pembe sıcaklık yaratırmış, gri zamanı daraltır, beyaz ferahlatırmış.
Hangi renk vicdanımızı yerine getirirmiş haber yok iki satır bir köşede gazetelerde. Hangi renk bizi onlara götürür. Belki birimiz ekmek, birimiz su yollayabiliriz şu saniyeden sonra… Fakat en önemlisi, Onların bekledikleri, gözlerimiz, sıcacık bakan onlara ve ellerimiz, kiminin başını okşayan, kiminin ellerinden tutan.
Esirgediğimiz ya da zamanımız olmadığından…
Jülide ÖNCEL / 30.09.2007