- Kategori
- Psikoloji
Gitme

Arabanın arka koltuğuna oturdu önünde uzun bir yolculuk vardı. Başını cama yasladı işte yine gidiyordu. Arkasında neleri bıraktığını düşündü.
Kedisi boncuk artık onu her sabah yalayarak uyandırmayacaktı.
İlk aşkı geldi aklına. *Sensiz bir hiçim* demişti de okulda bütün arkadaşlarına alay konusu olmuştu. Sonra Almanya’ya giderek bir Alman kızla dönmüştü de kimseleri tanımamıştı. Onu *Sensiz bir hiçim* diyerek nasıl da kandırmıştı.
Sahip olduğu her şeyi kıskanan onun elinden almak isteyen en samimi kız arkadaşını düşündü. Yoksul bir ailenin kızı ve babası yok diye onu koruyor onu kardeşi gibi seviyordu. Buna rağmen ne zaman arkasını dönse arkasından bıçaklanıyordu.
Geçtiği sokakları düşündü. Her sabah köşe başında karşılaştığında kendisine gülümseyen adını bile bilmediği erkeği düşündü. Onu hiç tanımıyor olmasına rağmen o gülüşler içini ısıtıyordu. Neden hiç selam vermemiştiki sanki.
Babaannesine ilk geldiği günü hatırladı. Annesi *Artık babaannenle yaşayacaksın* dediğinde annesinin arkasından *Gitme* diye ağlayıp yalvardığını annesinin de *Böyle olması gerekiyor* diyerek koşarak onu terk ettiğini hatırladı.
Babasına babaannesine de çok kızgındı bu dünyadan göç edip onu böyle bir başına bıraktıkları için.
Yaşadığı sevgileri aşkları hatırladı. Çok sevmesine rağmen gerçek aşkı bir türlü bulamamıştı. Gideceği yerde onu neler bekliyordu hiç bir fikri yoktu. Neden gittiğini de bilmiyordu. Gözlerinden yaşlar süzülmeye başladı.
Bu gitmeler hayatında hep derin izler bırakmıştı. Ne olurdu arkasından *Gitme* diyecek birileri olsaydı. O zaman hiç gidermiydi böyle meçhule.