Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Mart '12

 
Kategori
Mizah
Okunma Sayısı
301
 

Gugucuk ile sohbetler

Gugucuk ile sohbetler
 

Benim Gugucuk herhalde yakınlarda bir yerde yaşıyor ama belli ki diğer yatağını da bizim pencerenin dışına serdi. Gündüzleri ayrılmaz çiftiz. O dışarıda ben içerde konuşup duruyoruz:
“Gugucuk…”
“Gugucuk…”
Tabii bu sohbetler birileri tarafından kıskanılıyor. Ama neylersin böylesine bir ilişki sürüp gidiyor. İşin kötü tarafı sabahın erken saatleri, hadi diyelim, güneş doğduktan sonra. Gugucuk (namı diğer Boncuk..) benim penceremin perdelerini açık bulamazsa, o zaman kıyameti koparıyor; erkeksen yat, uyu bakalım…
“Gugucuk… Gugucuk… Gugucuk…!:)”
Uyanıyorum. Kafa dağınık ya… Ben de Kuş dili ile değil, Adamca konuşuyorum…
“Ne ülen, Kuş yavrusu… Hiçbir sabah beni doğru dürüst uyutmayacak mısın? Bu ne edepsizlik… Ayıp değil mi?” Hemen cevabı konduruyor…
“ Ne yapayım Oktay abi , Sen işi güç sahibisin, geç kalacaksın… Bir an önce şunu uyandırayım da… İşine gitsin diye, telaş ediyorum… Biliyorum, sen pantolonunu iki saatte giyemezsin…”
Kafam kızıyor zibidiye…
“Ulan veledi dizdar ; sen benim emekli olduğumu bilmiyor musun..? Ben sana başka türlü nasıl anlatırım emekli olduğumu, ha… ey kuş oğlu kuş…”
“Gugucuk..gugucuk… Abi kusura bakma ama çok tembel bir emeklisin, şu dünyada neler olduğundan haberin bile yok be..! Uyu… uyu ..uyu . Durmadan uyuyorsun. Emekli olmak demek, bu mu be… Oh ne rahat dünya… Keşke bizi de emekli etseler..!”
“Sosyal Sigortalara paranı yatır..65 yaşında sen de emekli olursun… Ne var onda yani? Dert mi?”
“Hah o kadar yani… Zaten başımızda envai türlü dert var. Bir de onu düşüneceğim ha..!”
“Ne var kuşcağızım… derdin ne… Elimizden gelirse çare buluruz, sen yeter ki derdini söyle…”
“Yok, Oktay abi… Öyle kolayca çözülecek gibi değil… Başımız açıkça belada…”
“A benim gugucuğum nedir, ne olmuş ki?”
“Abi be, bilmiyor musun? Kargalar bize ahlak dersi vermek istiyorlar. Ondan önce de “Karga” dilini öğretmek istiyorlar… Bunun için bir süredir mahallede terör estiriyorlar…”
“Ya… bakın şu kargaların yaptığına. Edepsizler… Size Ahlak mı öğreteceklermiş? Bir kere kendileri o dersten kolay kolay geçerler mi? Her sabah bizim pencerenin pervazına lök gibi yapan kim…? Hiç utanmazlar mı?
“Abi be… Kusura bakma… Sordum da, onu benim hanım yapmış… Çok utandım..! Çok haklısın. İlk önce kursa benim hanımı yazdıracağım. Yani, bıktım onun bu hallerinden. Hayvan, yem yediği yere yapar mı be..?”

Kafam bayağı atmıştı. Önce bu kargaları mı yoksa; kumruları mı , ahlak dersine göndermeli, bir an için karar veremedim, ama ders derstir…

“Bana bak gugucuk, şu erken erken beni pencereye konup uyandırmak adetinden bir vazgeçsen, diyorum. Yoksa fena olacak. Uykumu alamıyorum. Sonra seni tutacak, kolunu kanadını… filan . anladın mı? …Haaaa”
“Yok Oktay abi onu yapamazsın. Biz artık kargaların koruması altındayız. Kursa devam edersek; kışlık odun kömürümüzü de vereceklerini söylüyorlar.
“Vay babam vay… Demek üç kuruşluk kömür için kendinizi satıyorsunuz ha. Ondan sonra, kurslara devam edip, ahlaklı olacaksınız… Sonra “karga” dili öğreneceksiniz… Ondan sonra da Allah bilir, biz kargayız diye kurum kurum kurulursunuz…”

“Yok be abi… Fena mı? Bir dil bir hayvan, iki dil iki hayvan…demişler atalarımız. İki, üç dil öğrenmekten kötü bir şey çıkmaz… Hatta ben “Serçe” dili bile öğrenmek istiyorum. Yaramazlar, sabahleyin bizim yemlerimize musallat oluyorlar… Gugukça’dan anlamıyorlar… Ondan sonra al sana bir kör döğüşü… Biliyor musun, bu serçelerde de sıra saygı yok. Aslında onlara da “Ahlak” dersi vermek lazım… Ağabeylerine, ablalarına saygı göstermeleri lazım. Hırsızlığın suç olduğunu bile bilmiyorlar… Aradan, arpaları kaldırıp gidiyorlar… Olur mu canım?”

“Bak bak bak… demek ki şimdi de serçelerle aranızda maraza çıktı ha… Mutlaka suçlu sizsinizdir. Çünkü ben malımı biliyorum…”

“Yok be Oktay abi… Ekmek, Kuran çarpsın, sen bizi yanlış biliyorsun. Biz kendi halinde mütevazi kumrularız.. Hadi hadi istersen, bize güvercin bile diyebilirsin… Ne olacak kendi aramızda… Ama lütfen edepsizlikle suçlama bizi… Anlaştık mı?..Guguk?”

“Siz beni bir daha sabahleyin erkenden uyandırın da ne yapıyorum görün… Söyleyeceğim kargalara sizin ders saatlerinizi sabah saat 7.00’de başlatsınlar. O zaman görürsün , erken uyanmanın ne demek olduğunu… Hadi şimdi uçun gidin… Komşular da bir şey var sanacaklar… Ama hiç merak etmeyin, ben Kargalarla konuşurum..!”

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hocam, oncelikle gecmis olsun. Sanirim su "saglik ve saygiyla" meselesini boylece daha iyi anlatmis olduk!Adam doktora gitmis sigara icermisin Yok, icki Yok, hanimlarla falan Yok, ulen sen zaten ot gibi yasiyorsun hasta olsan ne yazar olmasan ne yazar!!! sigara icerim, icki cumartesiden cumartesiye.., diger zebellah gibi laz kizi var kafamda musade et de atin olumu arpadan olsun!!! Beyenme meselesine gelince senin yazilarina kritik haddim degil usta-cirak iliskisini bilirim.Ama icimdeki anarsist cocuk illede dokundurulmus yazilari ariyor.Saglik ve saygiyla

Newyorker 
 11.03.2012 18:19
Cevap :
İç ..iç ,gençsin..Ölmek için acelen yoktur... Nasıl olsa bir yaştan sonra sigortalar atıyor. Vücut "Benden bu kadar arkadaş.." diyor. O zaman elin mecbur oluyor. Gençlikte her şey iyi de... Şu sigara meselesini bi kez daha düşün derim... Sonra sanra fena koyuyor adam... Neyse, nasihat vermek kim, biz kim... Bu arada mutlu icraatlar dilerim. Esenlikler.  12.03.2012 16:55
 

selam, hakkat hocam emekli olunca calisinmiyor mu? Kesin bana gore degil baska bir yol bulmaliyim.sifreler mukemmel gunumuze uygun sekilde gunun icin de !!! saglik ve saygiyla

Newyorker 
 11.03.2012 15:44
Cevap :
Çalışılır, niçin çalışılmasın? Ama tansiyon 24'e vurmuşsa; şeker 500'ü deniyorsa.. daha başka sorunlar da varsa; sabah akşam tamirciye gitmekten dükkanı açamazsın... Önemli olan sağlık meselesi... Aman sigara içme, değerli arkadaşım..! Beğendiğine sevindim. Zira sen zor beğenirsin. Esenlikler...  11.03.2012 16:47
 

Biz emekliler, hele bir de kahve kültürü olmayıp, biraz da yazı ama (çizememe!) merakın varsa Gerçek dostlar yavaş yavaş balkondaki kuşlara yöneliyor. Dostlukların bitmemesi dileğiyle iyi günler sevgili dost.

Şahin ÖZŞAHİN 
 11.03.2012 11:49
Cevap :
Teşekkür ederim iyi arkadaşım. Ne yaparsın, duvarlarla, masalarla konuşacağına böyle kuşları konuşturursun... Laf aramızda ben de "Kuşça" öğreneceğim...Kursa yazıldım. Bol güneşli günlere...  11.03.2012 13:41
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 2579
Toplam yorum
: 10204
Toplam mesaj
: 237
Ort. okunma sayısı
: 837
Kayıt tarihi
: 24.10.10
 
 

Mesleğim eğitimcilik… Şimdi artık emekli bir vatandaşım… biraz şairlik, biraz hayalcilik, biraz s..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster