Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Ocak '12

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
379
 

Gülmeyi unuttuk mu?

Gülmeyi unuttuk mu?
 

Sokağa adım atıyorum, gülen bir tek yüz görmüyorum.

Kimse gülmüyor, gülümsemiyor.

Kimi dertten, kimi kibirden.

Dertten olanı anlıyorum da, kibirden olanı anlamıyorum.

İçimden, nesin kardeşim demek geliyor?

Zenginsen bana ne, akıllıysan bana ne, güzelsen bana ne, tahsilliysen bana ne, kralsan bana ne ?

Senden bir şey mi istedim, eline ayağına mı kapandım.?

Neden kasım kasım kasılıyorsun ?

Tifo mikrobu ikimizi de öldürür, bir araba çarpsa ikimiz de paramparça oluruz, ikimiz de er veya geç öleceğiz. Öyleyse bu azamet ,bu kibir niye?

Kadınlarımız bir, devlet dairesinde çalışanlar iki.

Asansöre biniyorsunuz , hanfendiye günaydın diyorsunuz, burnu bir karış havada , lütfen, " günaydın" diyor. Surat bir karış. Kardeşim insanız, günaydın diyoruz. Ne yapalım? Buz gibi duramayız ki.

Bir mağazada, bayan tezgahtardan, bir malın fiyatını soruyorsunuz Sanki Angelina Joli, suratınıza bile bakmadan büyük bir nazla, yirmi beş lira demek lütfunda bulunuyor. Sanki dansa gidelim dedim. Yahu mecburen fiyat soruyorum. Bunda ne var . Taciz mi ettim ?  Hayır.  Peki bu bir karış surat niye? B

Minibüse biniyorsunuz, şöföre bir şey soruyorsunuz, dayak yemiş gibi oluyorsunuz. Ne soruyorsun kardeşim, seninle mi uğraşacağım şeklinde cevap veriyor. 

Vapura biniyorsunuz. Masmavi deniz. Martılar uçuşuyor. Tavşan kanı çayınızı yudumluyoarsunuz. Keyfiniz yerinde.Karşınızdaki koltuklarda oturan herkesin yüzü turşu satıyor. Mutlu bir kişi yok. İçiniz kararıyor.

Vapurdan iniyorsunuz.Yolda yürüyorsunuz. Herkesin yüzü asık.

Yahu lütfen biraz gülün sevgili vatandaşım. Nedir bu surat.

Gülümsemek bu denli zor mu.?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bu yazınızı çok beğendim Yılmaz bey...

Kerim Korkut 
 12.03.2017 19:01
Cevap :
Teşekkürler.Kızmıştım bir gün.Bu şekilde deşarj oldum.  12.03.2017 21:50
 

Bugün okuduğum 3. yazı ve duygularıma tercüman olan 2. yazı... Kaleminize sağlık...Hep savunduğum noktadan çıkıyor belki de bu durum... İnsanlar pozitif olmayı unutmuş. Çoğu farkındalığını çeşitli yöntemlerle; okuyarak, sohbet ederek ya da deneyimleyerek arttırıyor ve negatif enerjilerini pozitife çevirmeye çalışıyor. Ama Yılmaz Beyciğim; bunu ancak isteyen insanlar başarabiliyor. Sadece isteyenler. Gerisine ne dense ne yapılsa? selam ve sevgilerimle

YEŞİM BUYURGAN 
 03.02.2012 8:06
Cevap :
Belki hayret edeceksiniz ama , insanların bu asık suratlılığı bana da yansıyor ve asık surat bir insan oluveriyorum. Korkuyorum güleryüzlü olmaya. Çünkü herkesin yüzü asık. Dostça yaklaşıyorsunuz, dostluk göremiyorsunuz. Yardım ediyorsunuz. Bunda bir mana arıyorlar. Velhasıl hep mesafeli davranmak zorunda kalıyorsunuz. Veya dostlarınızın çok pozitif olduğunu görüyorsunuz, içiniz ışıkla doluyor. Bakıyorsunuz bir müddet sonra yanılmışsınız.:)) ? Bilmem anlatabiliyor muyum sevgili Yeşim hanımcığım.....Ama yine de sizin pozitif ışığınız hep parıldar, biliyorum.Sevgi ve selamlarımla.   03.02.2012 14:15
 

Gerçi İzmir pek böyle değil,insanlar gülerler ama,burda da işte işin aşırısı mevcut,ense tokat gırla giderler,senli benli laubalilik raddesindedirler bazen de.Ankara-İstanbul'dan sonra ilk zamanlar pek yadırgamıştım ancak, işte sıcak kanlıdırlar iyidir hoşturlar, samimi konuşkandırlar,onun için alıştım seviyorum artık. İstanbul,hele de asıl Ankara tam sizin dediğiniz gibidir.Ama Ankara'nın da işte farklı bir incelik-saygı boyutu vardır.Yani resmidirler mesafelidirler ama,saygı-incelik noktasında iyidir Ankara ne de olsa memur şehri.Tabii son zamanlarını bilmiyorum eskiden öyleydi. İstanbulda da ben napıyorum biliyor musunuz,ben gülümsemeye devam ediyorum üstüne üstüne gidiyorum durumun,o anki duruma göre sohbet edercesine havadan sudan gayet doğal bir iki şey söylüyorum, insanlar da katılıyor,konuşuyor, terslemiyor, onların da hoşuna gidiyor yani.Belki onlara da bir cesaret gerekiyordur kimbilir.Biryerlerden alışageldik durumu bir kırmak, insanları samimiyetle bir şaşırtmak lazım bence

Filiz Alev 
 10.01.2012 23:58
Cevap :
Haklısınız, genel tablonun görünüşü aynen sizin söylediğiniz gibi.Tespitleriniz mükemmel.Ancak ya cıvıklaşıp aşırı gdiyoruz, ya da buz gibi durup etrafı donduruyoruz. Özellikle buz gibi olanlar üst kademe kadınlar ve erkekler. Bir azamet bir azamet. Garibime gidiyor. Boynuma sarılmayın ama mimiklerinizle, vücut dilinizle bir pozitif durum takının sevgili kardeşlerim. Neyiz, ne olabiliriz. Tanrı imkan vermiş bir şeyler olmuşuz. Kapıcıyı da babası okutabilseydi, o da bir şirketin CEO'su olabilirdi belki.Evet Fransızları sevmiyorum ama, inanın sabah karşılaiınca, asansöre binerken,inerken o denli sıcak davranıyorlar ki gününüz mutlu geçiyor.   11.01.2012 13:00
 

Endüstriyel dönemin metal sertliğine elektronik dönemin elektiriği eklenince bu duruma gelinmiş, yakında ABD deki gibi en yakın dost terapist olacağa benziyor. Selamlar...

Kadri KANPAK 
 10.01.2012 22:26
Cevap :
Siz de Kadri Bey olaya Cem bey gibi bambaşka bir açıdan yaklaşmışsınız.Medeniyet demek ki huzur kaçırtıyor toplumlara. Ama biraz dirensek, kafamızı çalıştırsak daha iyi olmaz mı?Selamlarımla.  10.01.2012 23:05
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 471
Toplam yorum
: 2201
Toplam mesaj
: 121
Ort. okunma sayısı
: 953
Kayıt tarihi
: 26.01.10
 
 

1945 yılında Adana'da doğdum. Galatasaray Lisesi ve Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültes..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster