- Kategori
- Şiir
Güneşli bir günde

Günler sonra güneşe boyandı sonunda sokaklar, parklar, çocuklar;
Güneş penceremden odama sızıyor
yeşeren umutlarıma tutunmak isterken
tüm yüzlerini yırtıyorum hayatımın
geçmiş günlerimin ardından bakıyorum donuk
kucaklamak istiyorum bazen delice tüm acılarımı, çaresizliğimi
ve gömmek bazen de terkedilmiş uzak bir ağacın dibine
yıkılmış yuvaların, ayrılıkların masum yüzünü alıyorum avuçlarımın arasına
üşümüş zeynep, okuldan gelmiş bayram havasında
sırtında umarsız babanın bihaber yükünden, çırpınan annenin aşkından ve de
hangi şehrin otogarında kaybettim umutlarımı
hangi biletin tarihi bu, kalkış saati geç, varış yeri yok hiçbir umudun
karşıma dikiliyor çocukluğum
ve yine umarsız, rakı kokulu, küfürlü akşamları
o genç vefakar kadını
korkulu ve telaşlı bakışlarına karışan yaşlarını
yine uzaklara sığınıp düşlerini eken delikanlı adamı
genç kadının tek umudu biricik oğlunu
boşlukları, yorgunlukları hatırlıyorum
Antalya'nın otogarındaki sabah soğuğuna bağlıyorum düşlerimi
Isparta yolundaki devasa umutlarımı Akdeniz'e salıveriyorum giderken
Mevlana kavşağından uğurladığın günden beri beni, günahsız bakışını saklıyorum dimağımda hala
Hangi evin mutfağında kendi mutfağımmış gibi yemek yapabileceğim bidaha kimbilir hasretle beklerken,
zirvesinden düştüm yıkıntılarımın
uzak memleketlere uzanmak istedim
Akdeniz'e kıyı bir şehre giderken yine, yollardaki Antalya tabelalarını görmezden geldim
bakışlarım soldu, ellerim üşüdü biraz
denize savurmak istedim önce çocukluğumu
sonra Adıyaman'ın geniş topraklarına gömmek derinlerimi
yine döndüm, yapamadım hiçbirini
odamın içindeki güneş yayılıyor
"Duvarın üstündeki çilek şurubu gibi..."
bu defa hayatımın tüm yüzlerini yırtıyorum
güneşe boyandı ağaçlar, karıncalar, yollar...
umutlarımdan kayık yapıp Akdeniz'e doğru açılıyorum
mavi bir el okşuyor saçlarımı
ben, dokunmaya korkuyorum.
şubat-2011