- Kategori
- Futbol
İnönü'de kalite farkı

Takımlarımız her sezon başında “UEFA Kupası” yada “Avrupa’da final” gibi ağız dolduran söylemlerle çalışmalarına start vere dursunlar, dün gece İngiliz ekibinin Beşiktaş’a verdiği mesaj muhakkak ki, en doğru olanı :
"Kendinizi kandırmayın!"
Yurt içinde biz bize yarattığımız serapların, aslında çöldeki bir vaha olmadığını Edirne’den öteye geçtiğimizde ne yazık ki, acı şekillerde öğreniyoruz. İngiltere Premier Ligi’nde on dördüncü sırada bulunan sıradan bir ekibin dün gece Beşiktaş karşısında sergilediği futbol ve sahaya yansıttığı oyun anlayışı gördüğümüz rüyalardan bizi uyandıracaksa en azından bir faydası dokunmuş olur silkinmemizde...
Turkcell Super Ligi’nde düşe kalka yoluna devam eden Beşiktaş’ın her türlü saygı ve övgüye değer taraftarı hınca hınç doldurduğu İnönü Stadı’nda takımlarından iyi futbol ve galibiyet beklerken, Tottenham Avrupa standartlarında vasat kalan futboluyla Beşiktaş’tan üç puanı kolaylıkla koparmasını bildi. Kadro yapısı itibariyle tempo yapmakta zorlanan İngiliz ekibi gerçeklerle çoktan yüzleşmiş hiçbir komplekse kapılmadan nasıl oynamasını gerektiğini ezberine almıştı. Üstün fizik gücünü, pas trafiğinde sağladığı yüksek yüzde ile pekiştiren İngiliz ekibi maç genelinde girdiği ikili mücadelelerin tümünü kazanırken, savunma tedbirlerinden bir an olsun taviz vermeyerek bir anlamda “Avrupa’da nasıl oynanır?” konulu bir seminer verdi bizlere...
Mevcut kadrosuyla UEFA mücadelesinde gruptan çıkması dahi zor görünen Beşiktaş’ın kupada final hedeflerken, gördüğü rüyayı metazori hayra yorduğunu söylemek bugün artık çok daha kolay. Lig maçları sonrası defalarca yazdığımız “Beşiktaş’a yakışmayan, Beşiktaşlı oyuncular” klişesi, karanlık Dolmabahçe gecesinde dolunay gibi gerçeklerin üzerini aydınlatırken, sıradan İngiliz ekibinin ilk on birinde yer bulamayan isimler bakın kimlerdi : Pittbull lakaplı Edgar Davids, Dünya Kupasında Fildişi Sahillerinin parlayan yıldızı Didier Zokora ve İngiliz futbolunun yeni harika çocuğu 19 yaşındaki Aaron Lennon.
Tottenham’ın yedek klübesi ve tribünde oturttuğu bu orta saha oyuncularına karşın, Beşiktaş’ın ilk onbirde sahaya sürdüğü orta saha ise; Mehmet Sedef, Serdar Kurtuluş ve Fahri Tatan isimlerinden oluşuyordu. Dünkü şoku atlatmış herkes sakin kafayla sorsun kendisine : Sonuç normal değil mi?
“Dost acı söyler.” mantığından hareketle artık istese de kimsenin saklayamayacağı gerçekleri dile getirmek vaktidir. Kalede Runje, defansta Baki Mercimek, orta sahada Mehmet Sedef ve forvette Bobo asla ve asla Beşiktaş’ın oyuncusu olabilecek kalitede isimler değiller. Bir de bunların üzerine kaçak güreşen, ismi büyük yıldızları ekleyin neticenin dün akşamkinden farklı olması mümkün mü sizce?
Hiç komplekse kapılmadan bir başka gerçeğin altını çizelim. Dün gece hemen hemen Tottenham ile aynı ayardaki Newcastle ile deplasmanda karşılaşan Fenerbahçe, 1-0 yenilmesine rağmen maç genelinde rakibine “illallah” dedirttiyse bunun altında yatan sebep nedir sizce? Fenerbahçe ligde ikinci, Beşiktaş üçüncü. Tottenham liginde on dördüncü, Newcastle onbeşinci. Ama gelin görün ki, Appiah ve Aurelio’nun görev yaptığı orta saha rakibe nefes aldırmazken, Mehmet Sedef ve Fahri Tatanlı orta saha yalnızca refakat ediyor.
Eh , bu doğal sonuç değil de nedir?
İsimlere vurulup ya da sağdan soldan gelen kasetlerle transfer yapan Beşiktaş yönetimi, seçim atmosferine girmeksizin yeni gelecek yönetimin önünü açacak çalışmalara gecikmeden başlamalıdır. Anlaşılıyor ki, Beşiktaş’a sağlayabilecekleri tek fayda, giderken kendi yaptıkları borçları kapatmak olabilir.