Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 

02 Haziran '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

İsteyene umre seyahati dileyene nataşa bileti

İsteyene umre seyahati dileyene nataşa bileti
 

Aşağıda anlatacağım olay, bu topraklardaki İslam anlayışının, geleneksel Anadolu Müslümanlığının müthiş bir sosyolojik fotoğrafı, en ince ayrıntısına kadar resmedilmiş süzme gerçekçi bir perspektifi bence. Okuyun karar verin sevgili dostlar.


Ülkemizde faaliyet göstermekte olan ve satış-pazarlama yapan büyükçe bir firma, pek çok kurum gibi; yetkili bayilerine, yıllık ciro hedefleri, satış kotaları koymakta. Ve performansı beklenenin üzerine çıkmış olan partnerleri için de bir ödüllendirme sistemi uygulamakta. Buraya kadar herşey normal, hatta olması gerektiği gibi.


Firma, hedefini tutturan bayilerine iki farklı ödül alternatifi sunuyor. Dileyenler tüm masrafları firma tarafından karşılanmak üzere umreye gidebiliyor, dileyenler ise afet gibi kadınları ile dünyaya nam salmış eski Doğu Blok'u ülkelerinden birine, tatile. E malum bu tatilin amacı da oradaki tarihi ve doğal güzellik ve değerleri gezip-görmekten ziyade "<ı>bastırılmış cinselliğin saptırılmış filimselliği"ni* doyana dek yaşamak oluyor.


Şimdi burada, sözkonusu firmayı kutlamak mı gerekiyor yoksa başka bir şey mi etmek, tabi ki bakış açısına ve yorum farkına göre değişebilir. Ancak ortada müthiş bir renk seçeneği, harikulade bir demokrat tavır olduğu su götürmez gerçek. Buraya kadar da konuya baktığımız cepheye göre değişmek kayd-ı şartıyla durumu normal karşılayabiliriz. Ama mevzu buradan sonra kopuyor, lütfen dikkat buyurunuz.


Tornadan çıkmışçasına birbirine benzeyen ve ortalıkta işveyle arz-ı endam eden, afet-i devranların kaynadığı, Doğu Avrupa barında; fara tutulmuş tavşan gibi, gözlerini uzun ve düzgün bacaklardan, bakımlı ve biçimli dudaklardan alamayan, kara yağız Anadolu delikanlısına soruyoruz:


"<ı>Demek sen umreyi boşverdin, yeryüzü cennetine geldin ha hemşerim?"


"Sorma abi, vallahi vicdan azabı çekiyorum ya..." diye sızlanmaya başlıyor.


"<ı>Şu hatunlar ve şaraplar tercih edilmez mi? Ettik ama, gel sen bir de vicdanıma sor bunu. İnşallah seneye de hedefi tutturruz da o zaman da umreye gideriz Allah izin verirse. Ederiz tövbemizi. Biz ettik sen etme Ya Rabbim deriz."


İşte olay budur değerli dostlar. Bu mevzuda, söylenecek o kadar söz, yapılacak o kadar yorum ve tahlil var ki ciltlere sığmaz. Kısa keseceğim, uzatmayacağım, yorum ve değerlendirmeleri sizlere bırakacağım.


Ancak onlarca nesil, bir şeylerden öcü gibi kaçırtılıp, bir şeylere de ite kaka yönlendirildi bu ülkede. Ne sevmeyi bilebildi bizim neslimiz, ne de saymayı. Sevmek deyince öldüresiye kıskanmayı ve esir etmeyi; saymak deyince de para saymayı belledi, öğrendi. Bir halt zannetti maddeye mahpus olmayı.


Yarım doktorların candan, yarım hocaların imandan ettiği gerçeği ile iç içe, koyun koyuna yaşadı. Karıştı gitti at izine kurt izi. Ayırt edene aşk olsun.



@ "Bastırılmış Cinselliğin Saptırılmış Filimselliği": http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=25860


@Geçen sene bugün "Fener, Yıldırım Gibi": http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=44129



Not: Yazı fotoğrafı www.izmirlife.com adlı siteden alınmıştır.

 
Toplam blog
: 898
: 3759
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

İzmir'de yaşıyorum.    Çok uzun yıllar öncesinden başlayıp, hiç ara vermeden bugünlere kada..

 
 
 
 
 

 
Sadece bu yazarın bloglarında ara