- Kategori
- Eğitim
İyi yetişmiş insan hazmetmesini bilmeli!

Onu bir röportajında söylediği bu sözleriyle tanıdım. Dikkat çekici bir cümle kurmuştu. Röportajını okumaya devam ettiğimde içimde onunla tanışma isteği doğmuştu. Düşünün 90’lı yaşlarında büyük bir hayat yaşamış, asil bir insan. Kimseye kırgın ya da kızgın değil. Hayata olumlu taraftan bakmayı kendine alışkanlık edinmiş.
Bu röportajdan yaklaşık altı ay sonra kendisiyle tanıştım. Tam beklediğim, hayal ettiğim gibiydi. Onu ilk gördüğümde elini öptüm hemen ve kendimi tanıttım. Osmanlı’nın son demlerinden gelen biriyle tanışmak ve onun görüşlerinin yol göstericiliğinden istifade edebilmek…büyük bir nimet, kendisi gibi.
Yaklaşık iki senedir her ay onu ziyaret ediyorum. Beni karşılama cümlesi; “Hoş geldin öğretmen hanım” oluyor. Bana seslenişini, yaşamının ve yaşının tecrübesini, minnetle, başım üzerine kabul ediyorum. Düşünüyorum da yaşlılık yaşta değil ruhta galiba. Onun yaşında olup, onun kadar dinç olan kaç kişi var acaba? Hala kendi işini kendisi yapıyor hala yardım tekliflerini geri çeviriyor. “Yardıma alışmak çok kötüdür, kendimi yardıma alıştırmam” diyor.
Kendisi İstanbul’da doğmuş olduğu halde tarihin bir cilvesi olarak Avrupa’nın çeşitli şehirlerinde öğrenim görmüş, edebiyat lisansının ardından yüksek lisansını da yapmış. Latince, Fransızca, İtalyanca, İngilizce’yi anadili gibi konuşuyor. Uzun zaman kitap çevirisi yapmış bir edebiyat tutkunu.
Onun yanına giderken çocuksu bir heyecan duyuyorum. Her konuşmamızdan daha bir güvenli çıkıyorum, bana güç veriyor. Yorumlarıyla, sorularıyla, yönlendirmeleriyle…Aklıma gelmeyen ya da göremediklerimi görmem için zekice sorular bunlar. Keşke diyorum daha önceden tanısaydım seni. Benim bir teyzem yok, o sanki benim olmayan teyzem. Akrabam değil ama kendimi en az akrabam kadar yakın hissettiğim biri. O sevecenliği, o sıcaklığı, o yakınlığı hissettiren birisi.
İlginç olan şu ki; bu yaşta hala çok düzenli hala gündemi takip ediyor. Beni de tarihe kafa yormam için yönlendiriyor. Söylediği “Geçmişini bilmeyenin geleceği olmaz” sözü beni çok düşündürüyor. Tarihimiz, diğer uluslarla olan ilişkilerimiz, onların birbiriyle olan ilişkileri üzerine fikir teatisi yapıyoruz.
Bence o tam bir eğitimci, çok hoşgörülü, müşfik, yardımsever, bilgili, pek çok şeyi hazmetmiş ve hayatın ona getirdiklerini kabullenmiş. Sevmeyi ve sevilmenin değerini bilen, üslup olarak muhatabını yücelten ama kendi bilgeliğini hissettiren birisi.
O, büyük bir hayat yaşamış, hem ruh hem de soy asaletine sahip. Şu anda bir huzurevinde. Orada çalışanlarla konuşmalarımızdan da anlıyorum ki onu seven tek kişi ben değilim. Kendisini bulunduğu her ortamda sevdiren bir tılsımı var. Kimseye yük olmadığı gibi ihtiyacı olanlara hala yardım ediyor.
Onu anlatmaya kelimelerin yetmeyeceğini biliyorum. Hele o tatlı gülümsemesini, esprilerini, görünmeyeni algılama yeteneğini, hayattaki büyük resmi gözünün önündeymiş gibi tasvir etmesini…
O benim biricik Nimet sultanım ve Bilge öğretmenim.