- Kategori
- Ben Bildiriyorum
Kabus...

deviantart.com
Bir türlü uyanamadığımız kabuslar , karabasanlar içindeyiz. Sevgili September1-Özlem “ Hadi uyanın artık ! diye feryat etse de ; ağır uykular arasında duyduğumuz çığlıklar bizi uyandırmaya yetmiyor bir türlü. Üzerimizdeki ölü topraklarını silkeleyip doğrulamıyoruz hala...
Nasıl da hovardaca harcıyoruz, nice kanlar, canlar, emeklerle bize bırakılan emaneti. Bir mirasyedi duyarsızlığı ile hovardaca. Ve altımızdan kayıp gidiyor Cumhuriyetimizin değerleriyle dokulu toprağımız.
Kadına ve özellikle de çalışan kadınlara karşı var güçleriyle yürüttükleri kampanyalar da aydırmıyor bizi.
“Çalışan kadın aldatır çünkü kadının 1 aklı , 9 nefsi vardır. Hangi birine hakim olsun “ muş , Çok bilen imamın verdiği fetvanın gerekçesi.
Peki o zaman, niye erkekler kapanmıyor da kadınlar kapanıyor ? Yani bu erkek milletinin sadece bir nefsi var ama ona bile hakim olamıyor mu dokuz aklı (!) ile ?
Ya ( Ahmet Necdet Sezer zamanında veto edilen ) Yeni Sosyal Güvenlik Yasası ile 150 kadından fazla işçi çalıştıran işyerlerinde kreş açma zorunluluğunun kaldırılmasına ne demeli ?
AKP döneminde (2003-2007) yıllık büyüme hızı % 6 , istihdam oranı % 1.1 oranında artarken, kadın istihdamı % 0.8 oranında azalmış. Yani 55 .000 civarında kadın evine dönmüş ! Kreşler kapanırsa bu sayının daha da artacağı kesin. Amaç da bu zaten !
Dul kadına ölen kocasından bağlanan maaşın % 75 lik oranı, % 50’ye düşürülüyor. Kız çocuklarının ölen anne/babalarından verilen sağlık karneleri 18 yaşında ya da okuma koşulu ile 25 yaşlarında ellerinden alınacak artık. Yeni yasa öncesinde çalışmaması ve evli olmaması koşulunda ölene dek idi.
Çalışan kadının erken emeklilik hakkı da elinden alınıyor! Emeklilik yaşı 65 artık ! Yani mezarda emeklilik dönemi başlıyor ! Erkekler de çocuk doğurup büyütsün, evde yan gelip yatmasınlar o zaman ! Ve yumurtlayıp regl olsunlar ve menapoza girsinler hatta !
Dün akşam boş gezenin boş kalfası milletvekillerinin ellerinde dolaşan “Yargıç ve savcı adayları torpil notları “ uçuşuyordu televizyonlarda, ismiyle cismiyle hem de ! Amaç yargıyı torpil yolu ile bağımsız (!) hale getirmek !
Sahi bu milletvekilleri bunca maaşı hemde ömür boyu , “hamili kart yakinimdir “ , demek için mi alırlar ? Başka ne işe yararlar ? Bilen var mı ?
Bir haber okuyorum yine karabasanlar içinde :
“Geçtiğimiz hafta Ankara Gazi Üniversitesi' nde 1.Ulusal Sınıf Öğretmenliği Kongresi yapıldı. Türkiye'nin değişik illerinden çok sayıda sınıf öğretmeni toplantıya ilgi göstererek Ankara'ya gitti. Kongrede bir çok tebliğ sunuldu. Toplantı'nın ikinci günü 'Sınıf Öğretmeninin Özellikleri' başlıklı oturum yapılırken kürsüye Buca Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Enver Tahir Rıza geliyor. İlköğretimin beş yılında tek öğretmenin 1.sınıftan 5. sınıfa kadar değişmeden görevini sürdürmesi etrafında tartışmalar yapılıyor.
Prof. Dr. Enver Tahir Rıza sözlerine başlarken ' beş yılda tek öğretmenin aynı öğrencilerle birlikte olması, olumlu değil' diyor. Sonra ' bir de' diyerek devam ediyor :
-Cinsiyet sorunu var.
Herkes Enver Hoca'nın sözlerinin devamını nasıl getireceğini merak ediyor.
Hoca " biliyorsunuz, ülkemizde karma eğitim modeli uygulanıyor " vurgusunu yaptıktan sonra, salonu dolduran yüzlerce kadın öğretmenin gözlerinin içine bakarak aynen şu cümleyi sarfediyor:
-Hanım öğretmenler erkeklere iyi örnek olamazlar!
Meslekte 35 yılını geride bırakmış olan " hanım" öğretmen Yücel Demirhan "artık bu kadarına dayanamam " diyerek yerinden kalkıp salonun çıkış kapısına doğru yöneliyor. Arka sıralarda oturan kongrenin organizasyonunu yapan hocalara dönerek "bu toplantıyı protesto ediyorum " diyor, arkasından ekliyor:
-Ben ona örnek olamazsam, o da bana örnek olamaz!
Demirhan'ın ardından toplantıya katılan İstanbul Doğuş Lisesi öğretmenleri, Bahçeşehir öğretmenleri ve Alev Okulları öğretmenleri salonu terk ediyor.
Cumhuriyet'in ilanından 83 yıl sonra Bağdat Üniversitesi çıkışlı bir akademisyen eğitimci kadın öğretmenler ile erkek öğrenciler arasına derin bir kama sokmak cesaretini gösteriyor. Üstelik bunu kadın öğretmenleri aşağılayarak yapabiliyor.
Bu skandal, kapalı kapılar ardında sessizlikle geçiştiriliyor. “
Muhafazakar eşcinsel (!) Cemil İpekci’nin AKP hükümetinden hortumladığı ihale haberlerini okuyorum, kabusun üzerine tüy dikmek için !
Sonra da , eşcinsel olup olmadığını hiç bilmediğim, hiç açıklamadığı ve hiç ilgilenmediğim ama yıllardır şovunu büyük bir beğeni ile izlediğim “Huysuz Virjin “ i ya da Seyfi Dursunoğlu’ nu düşünüyorum. RTÜK tarafından yasaklanan şovu takılıyor kafama.
Ardından Anadolu' da bir gelenek olarak belki de yüzyıllardır süregelen " Köçek" tiplemesi .
Sonra da ortaoyunundaki vazgeçilmez “Zenne “ tiplemesi. Kavuklu gibi, Pişekar gibi…
Huysuz Virjin, çağdaş bir zenne yorumudur sadece. Bu tiplemenin kuşum Aydınla ne alakası var ? Düşünüyorum düşünüyorum, bir türlü bulamıyorum .
Seyfi Dursunoğlu’ nun 76 yaşında olduğunu ve bütün mal varlığını “ Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı “ na bağışladığını öğreniyorum sonra…
Çözer gibi oluyorum meseleyi.
Ardından Bush'un " Müslüman demokrat ülke " nitelemesi çarpıyor kulaklarıma tüm hızı ile .
Sıçrıyorum !
" Dünyada her millet icraatına tahammül ettiği hükümetin mesuliyetine ortak sayılır. "
Mustafa Kemal ATATÜRK
Ve sonra
" Bir ülkede halk ve onu yönetenler aynı rüyayı görmeye başlamışsa, uyanık kalanlar kábus görmeye başlar " (Anonim )
Sözü takılıyor mail kutuma.
Ayağımın altındaki toprak, bütün hızıyla kaymaya devam ediyor.
Ve kabus , karabasanlar içinde sürüyor...