Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Ocak '08

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
591
 

Kabus...

Kabus...
 

deviantart.com


Bir türlü uyanamadığımız kabuslar , karabasanlar içindeyiz. Sevgili September1-Özlem “ Hadi uyanın artık ! diye feryat etse de ; ağır uykular arasında duyduğumuz çığlıklar bizi uyandırmaya yetmiyor bir türlü. Üzerimizdeki ölü topraklarını silkeleyip doğrulamıyoruz hala...

Nasıl da hovardaca harcıyoruz, nice kanlar, canlar, emeklerle bize bırakılan emaneti. Bir mirasyedi duyarsızlığı ile hovardaca. Ve altımızdan kayıp gidiyor Cumhuriyetimizin değerleriyle dokulu toprağımız.

Kadına ve özellikle de çalışan kadınlara karşı var güçleriyle yürüttükleri kampanyalar da aydırmıyor bizi.

“Çalışan kadın aldatır çünkü kadının 1 aklı , 9 nefsi vardır. Hangi birine hakim olsun “ muş , Çok bilen imamın verdiği fetvanın gerekçesi.

Peki o zaman, niye erkekler kapanmıyor da kadınlar kapanıyor ? Yani bu erkek milletinin sadece bir nefsi var ama ona bile hakim olamıyor mu dokuz aklı (!) ile ?

Ya ( Ahmet Necdet Sezer zamanında veto edilen ) Yeni Sosyal Güvenlik Yasası ile 150 kadından fazla işçi çalıştıran işyerlerinde kreş açma zorunluluğunun kaldırılmasına ne demeli ?

AKP döneminde (2003-2007) yıllık büyüme hızı % 6 , istihdam oranı % 1.1 oranında artarken, kadın istihdamı % 0.8 oranında azalmış. Yani 55 .000 civarında kadın evine dönmüş ! Kreşler kapanırsa bu sayının daha da artacağı kesin. Amaç da bu zaten !

Dul kadına ölen kocasından bağlanan maaşın % 75 lik oranı, % 50’ye düşürülüyor. Kız çocuklarının ölen anne/babalarından verilen sağlık karneleri 18 yaşında ya da okuma koşulu ile 25 yaşlarında ellerinden alınacak artık. Yeni yasa öncesinde çalışmaması ve evli olmaması koşulunda ölene dek idi.

Çalışan kadının erken emeklilik hakkı da elinden alınıyor! Emeklilik yaşı 65 artık ! Yani mezarda emeklilik dönemi başlıyor ! Erkekler de çocuk doğurup büyütsün, evde yan gelip yatmasınlar o zaman ! Ve yumurtlayıp regl olsunlar ve menapoza girsinler hatta !

Dün akşam boş gezenin boş kalfası milletvekillerinin ellerinde dolaşan “Yargıç ve savcı adayları torpil notları “ uçuşuyordu televizyonlarda, ismiyle cismiyle hem de ! Amaç yargıyı torpil yolu ile bağımsız (!) hale getirmek !

Sahi bu milletvekilleri bunca maaşı hemde ömür boyu , “hamili kart yakinimdir “ , demek için mi alırlar ? Başka ne işe yararlar ? Bilen var mı ?

Bir haber okuyorum yine karabasanlar içinde :

“Geçtiğimiz hafta Ankara Gazi Üniversitesi' nde 1.Ulusal Sınıf Öğretmenliği Kongresi yapıldı. Türkiye'nin değişik illerinden çok sayıda sınıf öğretmeni toplantıya ilgi göstererek Ankara'ya gitti. Kongrede bir çok tebliğ sunuldu. Toplantı'nın ikinci günü 'Sınıf Öğretmeninin Özellikleri' başlıklı oturum yapılırken kürsüye Buca Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Enver Tahir Rıza geliyor. İlköğretimin beş yılında tek öğretmenin 1.sınıftan 5. sınıfa kadar değişmeden görevini sürdürmesi etrafında tartışmalar yapılıyor.

Prof. Dr. Enver Tahir Rıza sözlerine başlarken ' beş yılda tek öğretmenin aynı öğrencilerle birlikte olması, olumlu değil' diyor. Sonra ' bir de' diyerek devam ediyor :

-Cinsiyet sorunu var.

Herkes Enver Hoca'nın sözlerinin devamını nasıl getireceğini merak ediyor.

Hoca " biliyorsunuz, ülkemizde karma eğitim modeli uygulanıyor " vurgusunu yaptıktan sonra, salonu dolduran yüzlerce kadın öğretmenin gözlerinin içine bakarak aynen şu cümleyi sarfediyor:

-Hanım öğretmenler erkeklere iyi örnek olamazlar!

Meslekte 35 yılını geride bırakmış olan " hanım" öğretmen Yücel Demirhan "artık bu kadarına dayanamam " diyerek yerinden kalkıp salonun çıkış kapısına doğru yöneliyor. Arka sıralarda oturan kongrenin organizasyonunu yapan hocalara dönerek "bu toplantıyı protesto ediyorum " diyor, arkasından ekliyor:

-Ben ona örnek olamazsam, o da bana örnek olamaz!

Demirhan'ın ardından toplantıya katılan İstanbul Doğuş Lisesi öğretmenleri, Bahçeşehir öğretmenleri ve Alev Okulları öğretmenleri salonu terk ediyor.

Cumhuriyet'in ilanından 83 yıl sonra Bağdat Üniversitesi çıkışlı bir akademisyen eğitimci kadın öğretmenler ile erkek öğrenciler arasına derin bir kama sokmak cesaretini gösteriyor. Üstelik bunu kadın öğretmenleri aşağılayarak yapabiliyor.

Bu skandal, kapalı kapılar ardında sessizlikle geçiştiriliyor. “

Muhafazakar eşcinsel (!) Cemil İpekci’nin AKP hükümetinden hortumladığı ihale haberlerini okuyorum, kabusun üzerine tüy dikmek için !

Sonra da , eşcinsel olup olmadığını hiç bilmediğim, hiç açıklamadığı ve hiç ilgilenmediğim ama yıllardır şovunu büyük bir beğeni ile izlediğim “Huysuz Virjin “ i ya da Seyfi Dursunoğlu’ nu düşünüyorum. RTÜK tarafından yasaklanan şovu takılıyor kafama.

Ardından Anadolu' da bir gelenek olarak belki de yüzyıllardır süregelen " Köçek" tiplemesi .

Sonra da ortaoyunundaki vazgeçilmez “Zenne “ tiplemesi. Kavuklu gibi, Pişekar gibi…

Huysuz Virjin, çağdaş bir zenne yorumudur sadece. Bu tiplemenin kuşum Aydınla ne alakası var ? Düşünüyorum düşünüyorum, bir türlü bulamıyorum .

Seyfi Dursunoğlu’ nun 76 yaşında olduğunu ve bütün mal varlığını “ Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı “ na bağışladığını öğreniyorum sonra…

Çözer gibi oluyorum meseleyi.

Ardından Bush'un " Müslüman demokrat ülke " nitelemesi çarpıyor kulaklarıma tüm hızı ile .

Sıçrıyorum !

" Dünyada her millet icraatına tahammül ettiği hükümetin mesuliyetine ortak sayılır. "

Mustafa Kemal ATATÜRK

Ve sonra

" Bir ülkede halk ve onu yönetenler aynı rüyayı görmeye başlamışsa, uyanık kalanlar kábus görmeye başlar " (Anonim )

Sözü takılıyor mail kutuma.

Ayağımın altındaki toprak, bütün hızıyla kaymaya devam ediyor.

Ve kabus , karabasanlar içinde sürüyor...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Farkındasınıdır. Önce kadın bi şekilde birilerince aşağılanıyor. Sonra bizim gibi düşlünenler tepki koyuyor. Sonra hemen yukardan yardım paketleri yağıyor. Yani eleştirileri geçersiz kılma ve haksız kılma çabaları. Çalışan kadına kreş yardımı. Devlet mi süspanse ediyor. Yok. Çalışan kadının ücretinden ve iş yerinden kesilecek primle. Şimdi işyeri niye kadın çalıştırsın söyler misin? Oysa duyan bir grup kadın da mutlu oluyor. Ne tuhaf bir dolap bu dönen aklım almıyor selam ve sevgiler.

Ezgi Umut 
 16.01.2008 14:33
Cevap :
Çok doğru bir tesbit sevgili Ezgi . Tam bir paradoks ! Paradoksun sonundan başlamak gerekirse, tüm mesele kadının cins ve eşitlik bilincine ulaşması gibi. Biraz feministce bir yaklaşım olacak ama kadın, kadın olmaktan dolayı erkek egemen siyasetin aleti olduğunun , kadın olmaktan, doğurgan ve üretgen olmaktan, anne olmaktan dolayı mutlaka ek desteklenmeler, yıpranmalar, kotalarla desteklenmesi gerektiğinin , eğitim, meslek edinme haklarının eşit olmadığının , siyasal simgelerin kandırmaca, eve kapatma politikaları olduğunun farkına, bilincine varırsa...Ve bu bilinçle birlikte doğru bir mücadeleye, eşitlik mücadelesine başkoyarsa...Temel insan haklarını talep edip, bunun için örgütlenip, mücadele ederse...İnsan olmanın sadakadan değil, üretmek ve istihdamdan geçtiğinin bilincine varırsa... Sevgiyle ve aydınlığın tem simge olduğu günlerin umuduyla yine de...  16.01.2008 14:49
 

Ablam sen film filan yaz,magazin yaz, ne gerek var kabustan filan söz etmeye. "Dönüşüm" diye pazarlanan iklimi iyi güzel özetlemişsin ama ne gerek var insanların rahatını kaçırmaya.Yerel seçimler yaklaşıyor bak güzel ablacığım Cami ile Cemevi arasında patinaj yaparken siyaset esnafı, insanların kulağına kar suyu kaçırıyorsun! Olmadı.Eşcinsel muhafazakâr ihaleleri götürürken niye suyu bulandırıyorsun,küserim ama...

Necati TÜFEKCİ 
 14.01.2008 23:45
Cevap :
Sevgili Necati, adamlar bizi nasıl yavaş yavaş alıştırıyolar di mi? Hani o yavaş yavaş haşlanan kurbağa misali. Bombayı patlattılar, İspanyadan doğru . " Türban siyasal simge olsa ne olurmuş ! " Sonrasında türbanlı hakimler, türbanlı doktorlar, türbanlı öğretmenler!!!! Eeee ne var bunda...yavaş yavaş...alıştıra alıştıra...Uykuya devam. Dün TV de CHP Genel Başkan Yrd. Onur Öymen, halkın örgütlenmesinden, karşı çıkışından filan bahsediyodu. tamam da bunlar ana muhalefet partisi değil mi, allesen ? Zaten dişim ağrımaya başladı, hayatım baştan sona kabusa döndü. Sular iyice bulandı yani anlıyacağın. Sevgi ve aydınlıkla, sancısız günlere...  15.01.2008 11:10
 

Bu kabuslara ulaşmakta; güzellikleri kaçırmakta ; bizinm de suçumuz var.... Çünkü çok uyuduk biz çoooookkkkk.... Ölü toprağı serpilmişçesine üstümüze....

Mezopotamya Prensesi 
 14.01.2008 14:59
Cevap :
Tabii ki en çok bizler suçluyuz. Tabii ki ben de en çok kendimize kızıyorum. mirasyediler gibi , bize altın tepsiler içinde sunulan, bedelini ödemediğimiz haklarımızı mirasyediler gibi hovardaca tükettiğimiz, değerini bilmediğimiz, bilemediğimiz hala da anlayamağımız için. Stratejik planlar gün ve gün işlemekte işte. Son nokta konulmak üzere : türban, siyasal simge olsa ne olurmuş!Biz hala uyumaktayız ya da alışmaktayız, kurbağalar misali yavaş yavaş...teşekkür ve sevgilerimle...  14.01.2008 23:39
 

Sahip çıkmak için elimizi taşın altına koydukça uyanacağız o kabuslardan... Başka bi çaresi yok bunun... Sevgilerimle

Yıldız... 
 13.01.2008 21:45
Cevap :
Bu gün öğle tatilinde yemek yerken, NTV 'de CHP Genel Başkan Yard, Onu Öymen'de aynı şeyi söylüyordu... Bu bana öyle komik daha doğrusu kara mizah örneği geldi ki...Milleti uyanık tutacak, uyuyanları uyandıracak, birleşmeyi, örgütlülüğü sağlayacak, bu gidişe dur diyecek onlar değil mi? ONlar ana muhalefet partisi değil mi?Ellerinde güç yok mu? Soru -soruşturma önergeleri , Anayasa Mahkemesi yolu, basın yolu, mitingler ile ortalığı ayağa kaldıracak onlar değil mi ? Malzeme hazır aslında. Ne demeli, ne yapmalı, nasıl yapmalı ????Sanırım çok bilen bir imam bulmak gerek ! Sevgi ve aydınlıkla...  14.01.2008 14:46
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 171
Toplam yorum
: 3375
Toplam mesaj
: 406
Ort. okunma sayısı
: 2309
Kayıt tarihi
: 15.02.07
 
 

Düşünen, üreten, kendine, insana, çağına sorumlu, tavırlı, taraflı , çağdaş ve yüzü aydınlığa dön..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster