Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Şubat '08

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
560
 

Kadın şekerdir

Kadın şekerdir
 

Çok vakur bulduğumdan da değil ama gerçekten saygı duyulası bir yaklaşım gibi geliyor bana hayatla alay etmek; aslında bu bir isyan ona karşı verdiğimiz tatlı sert oyunda. Adına abi kardeş ilişkisi diyorum ben, hayat bence yaşça büyük bir kardeş ve en büyük keyfi benimle uğraşıp durmak bi yerde. İki eli ayağı durmuyor, bakıyor ne zaman ben seriyorum hop hemen yanımda bitiveriyor. Çelme takıyor, tokat atıryor, yerlerde süründürüyor kimi zaman keyfi yerindeyse dünyanın en mutlu insanı yapıyor. Yani aslında oyunu bir yerde o yönlendiriyor çünki benim ona oyun oynayacak halim yok, yahut çoğu zamansa vaktim olmuyor. Ağlayarak başlıyor insan bu oyuna, çocuk yaşlarda çekemiyorsun, tanımıyorsun ve canını acıtıyor bu tavrı. Seneler geçtikçe biraz arsızlaşıyorsun, ya da sokaktakilerin dediği gibi sanırım biraz kaşarlanıyorsun mevzuuda, yavaş yavaş azalan bir acı haline geliyor onun yaptıkları. O çok eğleniyor işte tam da bu yüzden bana hayata dair yaşanmışlıklar için ağlamak, üzülmek işte saçma geliyor.

Onun isteği; senin tercihin doğrultusunda yine yerine geliyor ama hiç arzu etmediğin bir biçimde ve ne değişiyor ki, sen ne istersen iste o an zaten kazanacak olan o. Oyleyse; geçmişde, sözde kendi irademiz ile yaptığımız şeylerden ötürü pişmanlık yaşamanın manası ne? Sen hata yapıyorsun o eğleniyor, iyi bişey yapıyorsun yine o eğleniyor o yüzden diyorum ya, ben de onunla alay etmediğim ve onunla beraber gülmediğim sürece, abimle sağlıklı bir ilişki sürdüremeyiz diye. Ben de onun kadar zevk almalıyım bu işten, attığı her tokatla biraz daha büyümeliyim zihnen, fikren ve en önemlisi usumun serpilmesi ile. Sersiliğime veriyorlar biliyorum, belki karşıdan çok umarsız duruyorum ama bakın yine söylüyorum üzülsemde, üzülmesemde onunla birlikte yürüyorum ve büyüyorum.

Şimdi oturup düşündüğümde geçmişe bakıp, şunu çok rahat söyliyebiliyorum; geçmişte yaptığım hiçbir şeyden ötürü pişmanlık duymuyorum. Kulağa çok asi geliyor öyle değil mi ? Aslında değil inanın bana çünkü pişman olmak daha çok koyuyor insana ve en kötüsü değiştirmiyor da birşeyi pişmanlık. E durduk yerde niye üzeyim kendimi. Aaah dostlar ne çok isterdim gerçekten söylediğim kadar rahat yapabilmiş ve bunları samimi olarak hissedebilmiş olabilmeyi. Evet yalan söyledim, aslında yalan da değil, sadece istisna(lar) pişmanlıklarım var benim ve sizi temin ederim hepsi de kadınlarımdan ötürü sebeplerim...

Hiçbir şeye bozulmadım da bu hayatta, kadınlarımdan kaynaklı kayıplarım hep çok üzdü, dağıttı beni. Neden mi ? Çok basit bir sebebi var. Kadınları çok seviyorum, aklımı başımdan alıyorlar her halleri her tavırları ile. Kiminin kendine aşırı güvenen, taviz vermez umarsızlığı vuruyor beni, kiminin dudağının üstündeki beni. Kimi çok manalı bakıyor gözlerime, kiminin sihirli sanki sözcükleri. Çapkın gülüyor kimsi, güldükçe güzelleşiyor gözümde, kimi o kadar şirin kızıyor ki dayanamıyorum seviyorum, kimi çok sevimli şaşırıyor çocuğum gibi görüp alıp sarılımak istiyorum. Hele makul fikirleri olanlar çıkıyor ki bazen aralarından ama çok nadir, önünde eğilip tapınasım geliyor, kimi de o kadar alımlı küstah oluyor ki koynuma alıp sevesim geliyor. Bahanelerini seviyorum örneğin hayatı her zaman ve her koşulda kendi eksenlerine oturtmak için yarattıkları, yahut vücutları kadar kıvrak olan sinsi zekalarını, korkmuyorum kadınlardan aksine daha zeki olanlarını görmek, tanımak istiyorum çünki ne yaparlarsa yapsınlar onları her yönleri ile çok seviyorum.

Ayırmıyorum rengine, tenine, gözünün şekline göre; merak etmeyin tipim yok benim, açlıktan çıkmadım hamdolsun ama doyamıyorum cidden hepsini ayırmadan sevmekteyim. Haksız yahut sapkın olduğumu düşünmüyorum, yalnızca benim gözüm ile göremiyorlar sizi, aslında o kadar başkasınız ki inidirince yelkenleri. Kadının ne kadar güzel olduğunu anlamak için onu önce tamamen soymak gerekir. Kadınları savunmasız düşünemezsiniz birçoğunuz biliyorum, hatta sırf bu yüzden ya onu şeytan ilan edişiniz. Siz hiç bir kadına yatakta uyurken alıcı gözüyle baktınız mı ? Aslında o kadar şeker, o kadar saf, o kadar masum ve bir o kadar temizler ki. İnanın çok ciddi söylüyorum ben kadınları çıplakken çok savunmasız buluyorum, yalnızca bedenleri çıplak kalmıyor çünkü, soyundukları, çıkardıkları yalnızca kıyafetleri değil, günlük kimlikleri, ailevi ödevleri, sosyal statüleri ve mesleki görevleri, yani aslında onları bu kadar haşin ve yırtıcı yapan giyindikleri zoraki nedenleri.

Sevişirken tanırsınız kadınınızı bu yüzden, yüzü kızarır en yırtığının bile bazen; olayın rehavetinden değil haa yalnış anlamayın, çekingenliğinden bazen ürkekliğinden. Kimi başta çok saldırgan olur, bakmayın siz, o henüz üstünden çıkardığını farketmediği nedenlerinden. O da yumuşuyuverir yanınıza sokulup kıvrılıverdi mi. Kadınları çözmeyi ve sevmeyi yatakta öğrenenlerdenim ben, o esnada aldığım zevkten, keyiften değil benim sebeplerim. Yalnızca gerçek yüzlerini ve kimliklerini bu esnada tüm çıplaklığıyla görebildiğimden. Bu gözle bakıp görebilmiş bir insanın kadınları sevemiyeceğine, esmer, sarışın diye ayırabileceğine inanmıyorum derim. Ayırıyorsa emin olun ya kördür, yahut kadınları tanımıyordur. Ne diyim daha öncede söylediğim gibi kadınları gerçekten çok severim ve işte yine bu yüzden kaybettiğim her kadın gittikten sonra hemen kendimde suç arar pişmanlık duyar kederlenirim. Yani anlıyacağınız, ben hiç pişman olmadım ulan diyecek kadar vakur yaşamama izin vermeyen tek şey adına kadın denen en sevdiğim illetim.

Bu yazıyı okuyan tüm kadınları çok seviyorum ve hepsini teker teker kocaman sevgiyle öpüyorum aşklarım, canlarım bebeklerim benim...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Atalarımız "Evleneceğin kişiyi, sabah uynadığı haliyle görmen gerekir" derler. gerçekten bir insanı tanımak için, bedeniyle bütünleşmek gerektiğine inanıyorum. Ruh ve zihni bölen düşüncelerden kurtulduğumuzda, bu mümkün olacak. hatta bir çoğumuz, beden yanımızda olmadan da bedenle bütünleşmenin mümkün olduğunu biliyor. (Bkz. yanlış anlaşılan Tantracılık) Yine de herkesi bu şekilde bir değerlendirmeye tabi tutmak mümkün olmuyor. Sen yine de herkesi kucaklama... Birilerinin sahibi vardır belki, herkes birbirini mal yapmaya meraklı olduğundan, "hırsız" derler sonra...

Kwan Yin 
 28.02.2008 10:56
Cevap :
Sizin hayata, olaylara ve dünyaya olan bu ılımlı, olumlu ve iyimser yaklaşımınıza gerçekten hayranım. O kadar güleryüzle ve pozitif değerlendiriyorsunuz ki herşeyi, insanın içini bir umut kaplıyor. Lakin ufak bir çekincem var benim, sahidende sevgilisi olan birine sarılmaya kalksam acaba bana "hırsız" mı "merhum" mu derler ondan pek emin olamıyorum doğrusu :) Ilişki konusunda seçici olmak denen bir kavram vardır ki bu durum kendine uygun insanı seçme noktasına geldiği vakit benim biraz canım sıkılıyor. Aklıma hep şu soru geliyor, "seni kim beğensin ki ?" :) O yüzden bu kadar cüretkar ve mevlevi bir konukseverlikle yaklaşıyorum hanımefendilere. Kendimi en son kendim beğenenlerdenim sanırım azıcık. Güzel yorumlarınız ve katkılarınız içinde ayrıca çok teşekkür ederim. Tantaracılık; herşeyi yalnış anlamaya programlanmış sokaktaki adam için oldukça uç ve uygun bir örnek olmuş gerçekten. Paylaşımlarınızı o yuzden çok beğeniyorum, elzem ve ilginç örnekler veriyorsunuz. Sevgier  28.02.2008 16:51
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 58
Toplam yorum
: 229
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 793
Kayıt tarihi
: 14.01.08
 
 

1978'de dünyaya gelmişim şirin bir anne babanın ilk erkek evladı olarak. Istanbul'a göçmüşüz sonra k..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster