Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Haziran '07

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
880
 

Kadının üşümesi ve "Döneceksin diye söz ver..."

Kadının üşümesi ve "Döneceksin diye söz ver..."
 

Yaz gelir, köpüklenir anılar... Ufak ufak vurmaya başlar kıyınıza dalgalarla birlikte deniz kabukları, deniz yıldızları, yosunlar... Sürüklenip gidersiniz ayrılıklarda, rüzgârın içinde uzaklaşırsınız, içinizde bir tufan... Olasılıklar kurar, bir batıp bir çıkarsınız "ihtimaller denizi"nde... Gitmiştir giden, biten bitmiştir bir film gibi...

Sonu yok sanırsınız... Duygularını göstermenin kadınlara özgü bir davranış olduğunu sanan çoğu erkek, sevgilerini ve şefkatlerini açıkça göstermekten hep utanır.

Bütün bunları hayatlarından çıkardıkları gibi, ortak bir "bizden" de çıkaran erkek, kadının giderek daha fazla yalnızlığa iter zamanla...

Kadın üşür... Hem de çok... Söyler de bunu, "Üşüdüm" der. Ama erkek bunun "bana sarılır mısın" anlamında olduğunu hiç aklına getirmeden "Gidelim o zaman!" der sertçe, "Gidelim..."

Daha anlayışlıysa ceketini çıkarıp kadına verir...

Ama kadının istediği gitmek ya da ceket değildir aslında, o sarılmak ve sarınılmak istiyordur.

Ama erkek gerçeği anlamaz ve "gerçekten gidilir"... Giden kadındır artık, üşüyen kadın; erkek arkada kalır, ne olduğunu anlayamadan, gururu kırık, şaşkınlığı artmış...

Birçok erkek farkında bile olmadan, sevgilerini ve şefkatlerini gösterebilecekleri yerin yalnız başbaşa oldukları yerler, yatak odası olduğunu sanır. Eğer sokakta sevdiği kadına sarılır, öperlerse herkesin seyrettiği bir yerde sanki "sevişiyorlarmış" gibi tedirgin olurlar.

Kadınlar, sevgi ve şefkat ararlar ve bunlardan nasibini almamış, kaba erkeklere tahammül edemezler. Açıkça söylemenin bir anlamı da yoktur, çünkü kadınlar yüzyıllar boyunca özel bir dil geliştirmişlerdir, bir nevi altdil...

O dil sevginin ve şefkatin, direnmenin ve mücadele etmenin harfleriyle örülmüştür...

Erkekler içinse duygular, gizlice yaşanması gereken "mahrem" şeylerdir, onların dili son derece açıktır. Hiçbir açılımı, alt mesajı yoktur.

Oysa kadınlar hayatlarının her anında bu özel dili kullanırlar ve sevginin de yaşanması gerektiğini düşünürler.

Erkek kadının isteklerini "naz, başkaldırı" gibi görürken, hep bir şeyi gözden kaçırır: "Kadını ve doğasını..."

Bu yüzden üşür o kadınlar, bu yüzden terkedip giderler, arkalarına bile bakmadan... Yürekleri acısa da o serseri için...

Erkeklerin bekledikleriyse, hep kendilerinden, sevişmelerinden, sözlerinden kadının hayran kalması ve bunu bir köle gibi göstermesidir. Kadının üşüdüğünün ya da acıktığını farkında bile değildirler...

İşte o yüzden, cicim günleri bittikten sonra erkek kendini salmaya, kadın üşümeye başlar... İlgiler azalmış, güzel sözler tükenmiştir...

Zamanla erkeğin tavırları, en ufak sözleri yanlış anlamalara neden olur... Aldığınız tatlı mutlaka onun diyetini bozmak içindir, eskiden birlikte izlediğiniz dizi, onun başka sevdiği bir şeyi izlemesine engel oluyordur şimdi...

Sevgisizliği bulup çıkaran kadınlar, ilgisizliğinizin nedenlerini de saptamak da gecikmezler... Ruj lekesinden bir cep telefonu mesajına kar...

O zaman sizden güzel sözler, ilgi ve şefkat görmek için son kez uyarılar koyarlar koca levhalarla...: "Ben şişmanladım mı?", "Güzel gözükmüyor muyum?", "Yaşlanmaya mı başladım yoksa?" soruları kendilerine sorulmamıştır, hayır, tam tersine bu soruların birebir muhatabı erkektir...

Erkek sağırlığına devam ediyorsa, kadın "dil şiddetini" sürer masaya...

Kadınlar o zaman "üst dillerini" kullanmaya başlarlar işte! Yaşadığınıza, yaşayacağınıza pişman ederler sizi, "bir kamçı gibi acı veren, bir diken gibi zehirli" dilleriyle...

Dayanamazlar, giderler sonra arkalarına bile bakmadan...

Kalakalırsınız ortada, aşkın altında ezilirsiniz; gururunuz kırık, parçalanmış kalbiniz elinizde... Bir şarkı vardır dudaklarınızda:

Güneşin ufka değdiği yer,
oraya git ama yine gel,
Döneceksin diye söz ver.

Böylesi hepsinden güzel,
git özlet kendini yine gel,
Döneceksin diye söz ver.

Dinle uzaktan, çalan şarkı hicazdan,
Yaktık seninle biz bir yangını yeni baştan,
Dinle uzaktan, küllerin arasından,
Madem herşey biter, yine başlar yeni baştan.

Bana ne olur ellerini ver,
gideceksin ama yine gel
Döneceksin diye söz ver.

Güneşin ufka değdiği yer,
oraya git ama yine gel,
Döneceksin diye söz ver... [1]

"Dön" dersiniz, "Dön, n'olur!..." Şansınız varsa, bir meleğin ikinci kez yardımı gibi dönüverirler hayatınıza...

Ta ki, erkek yine aynı hataları yapana kadar...


[1] Yüksek Sadakat, Söz: Kutlu Özmakinacı...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 353
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 3675
Kayıt tarihi
: 28.02.07
 
 

"29 Temmuz 1980’de İstanbul’da doğdu. Celal Bayar Üniversitesi, İşletme mezunu. Şiir, deneme, öykü, ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster