​ Kahve Rengi Köylü ile Efendi Köylü / Futbol / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Mayıs '08

 
Kategori
Futbol
 

Kahve Rengi Köylü ile Efendi Köylü

Kahve Rengi Köylü ile Efendi Köylü
 

10 Mayıs 2008 günü 2007-2008 futbol sezonunun resmi şampiyonu belli oldu. Galatasaray Spor Kulübü futbol takımı, lig sezonunun başlangıcındaki ilk “5” maçını, daha sonra da “1” maç olmak üzere toplam “6” maçını seyircisiz oynayıp, yine rakamsal bir benzerlik taşıyan son “6” maçını da teknik direktörsüz oynayarak 2007-2008 sezonunun Türkiye Şampiyonu olurken toplamda 17. şampiyonluğuna ulaştı. Fenerbahçe Spor Kulübü futbol takımının şampiyonluk sayısıyla aynı oldu.

Öyle veya böyle bir futbol sezonu daha bitti. Kavgalar, gürültüler oldu. Futbol spikerlerinin maç anlatımı sırasında hakemin oyunculara gösterdiği kartlara atfen kullandıkları “havada uçuşan” kartlar sözleri gibi, yöneticilerin demeçleri de bırakın “havada uçuşmayı”, yere hiç inmedi bile. Hep havalarda gezdi.

Sadece yöneticilerin mi? Elbette hayır.

Takımının rengini boynuna dolayan futbol yazarlarının yazıları da buna katkı yaptı. Gerilim hep “havada uçuşsun” istendi. Gerilimi sürekli canlı tutmak adına adeta el ve sözbirliği yapanlar katkı yapmayı elden hiç bırakmadılar, sezon boyunca çok büyük çaba sarfettiler.

Ama, O’nlara sorsanız bu düşünce külliyen yalandı. Ortamı yumuşatmak için sürekli çaba gösterdiler. Takımları mağlup olsa bile, bu mağlubiyetlere hiç kılıf bulmadılar. Hatta hakemlere hani o meşhur söylem var ya “eyyamcı” bile demediler. Hakem hatalarıyla puanlarının çalındığını ise hiç söylemediler. Bazı hakemlerin maçlarına verilmemesi için maç öncesinden demeçler yayınlayan yöneticilerine hiç destek olmadılar. Hele hele futbolda olabilirlilik ilkesini bir kenara bırakıp, “olmaz da olmaz, eğer oluyorsa mutlaka bir sebep vardır” düşüncesini canlı tutan bir ters mantıkla hareket edip, son dakikalarda atılan veya yenilen gollere hiç mi hiç ses çıkarmadılar. Hakemlerin maçın normal süresini eksik veya fazla oynattığını filân hiç yazmadılar. Taraftarları sürekli sukûnete davet ettiler. Kısaca, taraftara hiç mi hiç gaz vermediler.

Bütün bu tümcelerin sonuna “mi veya mı?” eklerinin gelmesini hiç mi hiç istemediler. Çünkü O’nlara göre dedikleri doğruydu, yazdıkları gerçekti.

12 Mayıs 2007 günü NTV’de “90 Dakika” programında konu, futbolun son sezonunun değerlendirilmesi ve Galatasaray Spor Kulübü futbol takımının şampiyonluğu idi. Program konuklarından Mehmet Yılmaz, bir çalışma yaptığını söyleyerek, program sunucusuna isterse NTV’nin internet sayfasında da bunu yayınlayabileceğini, eğer yayınlanmazsa kendi gazetesindeki köşesinde bunları yayınlayacağını söyleyerek yaptığı çalışmasından örnekler sundu. Çalışmanın içeriğinde hakem hatalarının olmaması durumunda Fenerbahçe Spor Kulübü futbol takımının gerçek puanının nerede olacağını hep tarafı olduğu takımı lehine anlattı.

Bu çalışmaya içimden kıs kıs güldüm, ama güldüğümü hiç kimseye belli etmemeye çalışsam da, yanlış bir şeylerden rahatsız olduğumu herkes anladı. Boyunlarında başka kaşkol rengi olan birçok takımın taraftar yazarları da aynı şeyleri bu sefer kendi takımları lehine yapsalardı ne olurdu acaba derken, acı gülümsemem devam etti. Bunların doğruluk payı ne olabilirdi? Doğruya kim karar verecekti? Ali’nin “ak” dediğine “Veli” “kara” derse doğru nasıl belli olacaktı? Hakemin de hakemi var mıydı?

Bunları söylerken bir ara lâf “renk” konusuna gelince Mehmet Yılmaz, “kahverengi köylü rengidir” dedi. Ne demek istediğini anlamak gerçekten zordu. “Köylü” derken sadece bir tamlama mı kullanmıştı, yoksa bir aşağılama mı vardı?

Çok geçmeden bunu da anladım. Çünkü “kahverengi köylü rengidir” dedikten hemen sonra “ben hiç sevmem” deyivermişti Mehmet Yılmaz.

Bir renk ile bu kadar oynanır mıydı? Bir renk konusunda bu kadar söze gerek var mıydı? Herkesin bir beğeni rengi olabilir, beğenmediği renk olabilir. Ama beğenmediği rengi anlatırken, o renk ile ilgili ucu yoruma açık bir destek benzetmesi kullanılabilir miydi? Veya gerek var mıydı?

Yorum bile yapmıyorum, çünkü gerek bile yok. Ama yüce Atatürk’ümüzün o meşhur sözü aklıma geliverdi. Çın çın çınladı kafamda, beynimde:

“Köylü milletin efendisidir”.

 
Toplam blog
: 135
: 1226
Kayıt tarihi
: 11.10.06
 
 

Ankara Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu Öğretim Üyesi. Spor Sosyolojisi, Popüler Kültü..