Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Temmuz '11

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
373
 

Kalbim hangi şarkıyı çalıyor?

Kalbim hangi şarkıyı çalıyor?
 

2 senedir sevgili hocam Hikmet Barutçugil’in açmış olduğu Ebru derslerine katılıyorum. Yine Ebru dersine gitiğim günlerin birinde her zaman ki gibi Üsküdar’a gidebilmek için Arnavutköy’den Beşiktaş’a hareket eden 8:10 vapuruna binmiştim. Hava çok güzeldi. Boğazın güzel manzarası seyrederek Beşiktaş’a doğru ilerlerken arkamdaki birkaç kişinin konuşmalarına kulak misafiri oldum. Genç bir kız yanındaki aile dostlarına sınav anısını anlatıyordu. Anlaşılan sınavı pek iyi geçmemişti. Sınav sırasında soru kağıdının ilk sayfasındaki soruları yanıtlamış, arka sayfasındaki soruları yanıtlamadan sınav kağıdını hocaya teslim etmişti. Bizim kızı dinleyenler “ aman kızım soru kâğıdının arkasını neden çevirmedin” şeklinde olayın vahimliğini dile getirmeye çalışsalar da bizim kız “ İşte ben, hep böyleyim” “hah hah hahh” şeklinde gülerek yanıt verdi. Adeta “ben hep sakarım, beni ben yapan bu sakarlığımdır ve ben bu sakarlığımla gurur duyuyorum” der gibiydi. Bu arada bindiğim vapur Beşiktaş’a gelmişti. Vapurdan inerek Üsküdar’a giden motorlara doğru hızla yürüdüm. 

Bizim kızın başarısız olduğu sınav anısını keyifle anlatışına akıl sır erdirememiştim. Acaba gereksiz yere kızı yargılıyor muyum diye düşünmekten kendimi alamadım. Belki de bizim kız eksikliklerini insanlarla paylaşacak kadar açık sözlüydü. Sonraki günlerde benzer konuşmaları yapan birkaç kişi daha dikkatimi çekti. Hata ve eksikliklerinden bahsetmek onlara keyif veriyor gibiydi. Sonra o meşhur “aha” anı geldi ve bir şeyler yerine oturdu. Söyle ki; Eminim, yetenek gerektiren aktivitelerle uğraştığı halde sürekli ne kadar başarısız ve sakar olduğundan bahseden tanıdıklarınız vardır. Siz de onları rahatlatmak için“ yok canım çok güzel yapmışsın, özellikle şurası.. muhteşem” dersiniz.Onlar ise; aldığı bu övgü karşılığında teşekkür edip konuyu kapatmak yerine “ Yok canım o muhteşem dediğin yerin şurası böyle burası da böyle..aslında şöyle olmalıydı” der ve aranızda bir türlü uzlaşma gerçekleşmez. Aslında gerçek biraz farklıdır. Bir kere değişik bir çok şeyi aynı anda yapabildiklerinden yeteneksiz olmaları söz konusu değildir. 

Toplumun çoğunluğunun negatife yönelmeyi tercih ettiğini bildiklerinden kendileri hakkında güzel şeylerden bahsetmek yerine nerelerde başarısız olduklarından bahsetmeyi tercih ederler. Çünkü bu şekilde negatifte kalarak hem diğerlerinin ilgisini çekecek hem de ne kadar açık sözlü olduklarını göstererek kendilerini önemli hissedeceklerdir. Aslında hata ve eksikliklerden bahsetmek açık sözlü olmak anlamına gelmez. Bu sadece negatifte kalarak kendimizi ifade etmeyi seçtiğimiz anlamına gelir. Açık sözlü olmak ise kalbinin yani gönlünün söylediğini içinden geldiği gibi konuşabilme cesaretidir. Zaman zaman “ HAYIR” diyebilmektir. Bu da ancak kalbin açılması ile gerçekleşir. Umarım kalbini açmaktan kastettiğimin sol tarafınızda olan organı olmadığı anlaşılmıştır. Kalbi açmak; içinde ne var ne yok bunu açıklamak değil kendi yansımanız her ne ise yargılamadan kabul etmekten geçer. Kendi yansımanız ise diğer insanları nasıl algılayıp yorumladığınızda saklıdır. Algılarımız ise dikkatimizin çekildiği yerlerde saklanır. Dikkatinizin çekileceği yerleri de kalbiniz belirler. Önemli olan onun sizinle iletişim tarzına alışmanız ve onu anlamanızdır. Kibirli insanlar dikkatinizi çekiyor veya ısrarla ben de sizden biriyim diyorsanız kalbiniz içinizdeki kibire dikkatinizi çekiyordur. Bu kibri fark edip insanları oldukları gibi yani mükemmel olduklarını kabul ettiğiniz sürece kalbinizin dingin, huzurlu şarkılar çalmaya başlayacaktır. Çevrenizde olanların sorumluluğunu alıp onlara anlayış gösterdiğinizde ise kalbiniz sevgi şarkıları mırıldanıyor olacaktır. Kalbimiz sanki 7/24 yorulmadan çalışan başarılı bir müzisyen ve ben bu yeni iletişim tarzına bir an evvel alışmaya niyetliyim. Kalbimin çaldığı tüm ezgileri anlayıp sevebilmek bu işin ilk şartı. Peki siz kalbinizin sürekli hangi şarkıyı çalmasını isterseniz. Unutmayın halka mal olmuş neşeli, huzur veren ezgileri dinlemeyi herkes sever. Belki bir gün sizin de bir altın plağınız olabilir. Kim bilir ?……. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

önce böyle bir yazıya soru veya yorum gelmemesini bu sayıda okunmasını tebessümle gördüm..yazık.. neyse..soruma geçeyim..kalbinizi açmak vurgunuzdan açıklamayı kısa tutup başka bir yöne kaymışsınız..bir blog yazısı yazarmısınız kalbimizi açmak ile ilgili..yalnız algı ile ilgili degil de duygulara da biraz yer vererek..talep bizden..saygı ve sevgiler toprak

Aydın ADAM 
 09.08.2011 18:45
Cevap :
Merhaba Kalbimizi açmaktan kastettiğim;iyi ve kötü veya aydınlık veya karanlık taraflarımızı kabul etmeyi seçmektir. Sevdiğimiz yanlarımız dışında sevmediğimiz yanlarımızı da farketmeyi ve onları görmeyi seçtiğimizde kalbimizi tam olarak açmaya karar vermişiz demektir. İşte o zaman gerçek hislerden bahsedebiliriz. Sevgiler  10.08.2011 15:52
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 613
Toplam yorum
: 67
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 247
Kayıt tarihi
: 09.11.10
 
 

Geçmişte finans sektöründe ağırlıklı olarak iyileştirme ve geliştirme projelerinin hayata geçiril..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster