- Kategori
- Futbol
Kesmez beni!

Milli takımlar teknik sorumlusu Fatih Terim, hafta sonu Maraton programında Milli takımla birlikte ikinci bir takım çalıştırma projesinin kesin olarak rafa kaldırılmadığını, “uygun” bir takımdan teklif gelmesi halinde kabul edebileceğini söyledi. Federasyon başkanı Özgener’in konuya sıcak bakmamasını normal olarak karşılayan Terim, sözleşmesinde aksi bir hüküm olmadığını ekledi.
Fatih Terimin iki takımı birden çalıştırıp çalıştıramayacağını, bunun Milli takımın performansına nasıl etki edeceğini, alınacak olumsuz bir sonuçta Fatih Terim’in nasıl eleştirileceği gibi konuları şimdilik tartışmak istememekle birlikte, bence böylesine lüzumsuz bir konunun neden ortaya atıldığını tartışmakta yarar var.
Kanımca, iki takımı birden çalıştırma fikri, Fatih Terim gibi bir futbol adamının, aslında gayet anlaşılır ve kabul edilebilir nedenlerle şişen egosunun ne derece dizginlenemez boyutlara ulaştığının bir işareti gibi. Kabul edelim ya da etmeyelim, Milli takım ve Galatasaray’la birlikte elde ettiği başarılar Fatih Terim’i içinde bulunduğu futbol camiasının en tepesinde yerleştirdi. Ulaşılan zirve o kadar yüksekti ki ulaşılacak bir sonraki aşama Avrupa’da bir takımı çalıştırmaktı. Zirvelerden inmeyen Terim, hepimizi gururlandıran bir başarıyla Fiorentina ve Milan’ın teknik sorumlusu da oldu.
Şahit olduğumuz tüm bu başarılardan sonra, Fatih Terim hepimiz için bir futbol duayeni oldu. İşte tam da bu noktada, kendisinin alın teriyle inşaa ettiği parlak kariyeri, yöneticilerle birlikte girdiği ego savaşları yüzünden duraklama dönemine girdi. Fiorentina ve Milan’da görevi erkenden bırakmak zorunda kalması, Galatasaray’daki ikinci döneminin de tam bir fiyasko ile sonuçlanmasının ardında hep dizginlenemeyen egosu vardı.
Fatih Terim’in ne kadar iyi bir teknik adam olduğunu sorgulamak gereksiz. Başarıları ortada, bu başarıların nasıl bir çalışma temposu ve konsantrasyonun ardından geldiği hakkında bir fikir edinmek isteyenlerin, Galatasaray’ın UEFA zaferinin içerden bir gözle anlatıldığı “17 MAYIS” belgeseline bir göz atmalarında fayda var. İzleyince hak vereceksiniz, adam tam bir futbol duayeni, bilgisiyle, sezgileriyle en iyilerinden biri; ancak, hocanın kurdu kendi egosu.
Son Avrupa Şampiyonası’nda elde ettiğimiz yarı final başarısının ardından, hocanın bir köşede kuzu gibi bekleyen egosu tekrar aslan kesilmeye başladı. Yeterince sıklıkla tatmin edilemeyen egolar sahibi için sıkıntı verici olmaya başlar. Milli takımın bir mevsimde oynadığı maç sayısı Fatih Terim gibi birini tatmin etmiyor. Uzak aralıklarla yapılan maçları hepimiz izliyoruz, her biri Terim için adeta bir savaş gibi.
Bir çok teknik adam için zaten fazlasıyal yoğun olan Milli takım mesaisi, Fatih Terim gibi egosu şişkin, başarıya hem bağımlı hem de mahkum olanlar için fazlasıyla sakin.