Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Şubat '08

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
615
 

Kurdum kurdum kitap kurdum

Kurdum kurdum kitap kurdum
 

Kalbimi çarparak panjurun ipine uzattım elimi. Tüm harekettlerim ağır çekim. Yavaşça asıldım ipe. Gün ışığı önce küçük deliklerden süzüldü, sonra fışkırıverdi tüm gücüyle içeri. Gözlerim kamaştı. Bir sis perdesi ardında yeşillik. Portakal bahçesi. Portakal bahçesi. Küçük turuncu toplar dallardan sallanıyor. Kalbim boşuna çarpmadı o kadar. Portakal bahçesine bakıyor pencere. Çalışma odasının penceresi.
Orada olduğunu bilmeme rağmen heyecanlandım. Yıllardır ağaçlara bakan bir pencere istiyorum. İşte önümde şimdi. Odanın penceresi kocaman bir portakal bahçesine bakıyor. Ben de portakal bahçesine bakıyorum pencereyle beraber. Pencere nasıl bir şey hissediyor bilmiyorum ama benim kalbim küt küt atıyor. Elime geçen ilk kalemle başlıyorum yazmaya. Portakal bahçesi portakal bahçesi portakal bahçesi portakal bahçesi...
Masanın arkasından çıkardığım kalem elimdeki. İyelik sıfatını yitiren kalem. Artık benim olmayan kalem. Pencere portakal bahçesine bakıyor. Ben kendime engel olamıyorum. Yazıyorum. Portakal bahçesi portakal bahçesi portakal bahçesi...
Her kurdun bir ini var. Benim inim kitaplık. Benim kuytum, gizlim saklım. Ben bir kurdum. Kitap kurdu da olsam kurdum. Yabaniyim çok. Bana in lazım. Karanlık lazım. Yoksa dudaklarım gerilip dişlerim çıkıyor ortaya. Hırlamaya başlıyorum salyalar saçarak. Tüylerim diken diken. İnimi buldum. Portakal bahçesine bakıyoruz pencereyle beraber. Sandalye gıcırdıyor altımda. Kur diyor kur. Kurtsun sen. Kur kitabını. Tıkır tıkır işliyor içerde bir mekanizme. Trum trum tiki tak. Kuruldum. Kitap kuruyorum. Oysa kurumuştum. Şimdi kuruyorum. Şimdi küçük boşluklardan sızıyor içeri herşey, sonra şelale olup akacak. Tıkırtılar çoğalıp gece uyutmayacak beni yakında. Güzel. Gece mesaileri başlıyacak. Burada havalar ısınmaya başladı. Battaniyelere sarılmadan koltuğa oturunca, pencereyle beraber bakacağız portakal bahçesinin gece manzarasına. Karanlığın içinde parıldayan altın toplar, böcek sesleri kuşların gece hışırtıları. Fırçaları bulmak lazım kolilerin içinden. Kolileri açmak lazım. Yerleşmek lazım. Benim yapmak lazım bu ini.

**Kurt geyiği yedi Fullacım:)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Pencerenin portakal bahçesini gözünü kırpmadan izlemesi ne sıkıcı değil mi? Sahi pencerenin gözü varmıdır? Var ise o da bizim gibi renkli mi görüyordur portakal bahçesini? Tüm canlıların bizim gibi gördüğünü sanırdım ama farklı görüyorlarmış onlar dünyayı mesela köpekler siyah beyaz sanırım, arılar petek petek ... ya pencere? aynı yeri görmekten içi bayılmıştır. Diğer tarafa bakan eşine ve banyo penceresi olan oğluna sesleniyordur herhalde "Sıkıldımmm haydi yer değiştirelim" ekliyordur pencere olmadan ağaç olarak mı kalsa idim ya da ahşap bir evin çatısımı olsa idim... kimbilir. eee ne yapalım ben cozurttum. okumak büyü keyif benimde yazasım geliyor vallahi. Sevgilerle.

Halide 
 05.04.2008 17:42
 

Şimdi o in mis gibi portakal kokar...ne güzel yazılar kokacak bize belli...

güzaltı 
 07.02.2008 13:00
 

Keşke pencereden görünen portakal bahçesini fotoğraflasaydınız..Merak ettim yavvv!...

Ali Gülcü 
 06.02.2008 15:28
 

Yeni evine, yeni işine, yeni yazılarına hoşgeldin. Fulya'nın dediği gibi, özlettin kendini. Sevgiler...

Murakami 
 06.02.2008 13:33
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 79
Toplam yorum
: 359
Toplam mesaj
: 78
Ort. okunma sayısı
: 1559
Kayıt tarihi
: 24.07.06
 
 

1972 yılıydı. Doğdum. Evde hep kitap okuyan iki kişi vardı. Büyüdüm, okullar okudum. Birşey öğrenmed..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster