- Kategori
- İstanbul
Kuzguncuk önünde çarpışan gemiler

Biraz evvel sosyal paylaşım sitelerinden birinde gördüğüm bir resim bugünkü yazımın konusu oldu birden. Oysaki ben gene 3 bölümlük bir öyküye başlamıştım.
Gördüğüm resim bugün saat 12.30 sıralarında İstanbul Boğazı'nda Kuzguncuk önlerinde çekilmiş. Resimde birbirinden farklı boyutlarda üç şilep neredeyse çarpışma durumunda denizde seyir ediyorlar. Hatta seyir etmiyorlar, adeta birbirleri ile yarışıyorlar.Bu resmi görünce küçüklük anılarım, o andaki korkularım aklıma geldi. Ben de bu anılarımı sizlerle paylaşmak istedim. Biliyorum ki bir süre sonra ki bu sürenin ne kadar olduğunu ne ben ne de bir başkası bilebilir , bu anılar benden silinecek ve ben bu anıları yazamayacağım. Ailemde bunları hatırlayan benden daha eski kimse kalmadığından bunları yazmayı kendime bir görev biliyorum.
Kuzguncuğun ve İstanbul Boğazı'nın benim için büyük önemi var. Zira babamın ailesi çok uzun yıllar önce gelip Kuzguncuğa yerleşmişler. Bundan 68 yıl önce annem oraya gelin gitmiş. Halen bütün ebeveynlerim Nakkaştepe mezarlığında çok manzaralı bir yerde hep beraber yatıyorlar. Onların benden fazla Boğazı seyrettikleri açık.
Babamın ailesi dedemin sağlığında, maddi imkanları iyi iken önceleri İskelenin yanındaki ikinci yalıda oturmuşlar. Daha sonra halen altında İsmet Baba Meyhanesinin olduğu, tabii o zaman bu meyhane yok oralarda, ahşap binaya, dedem ölünce de Üryanizade sokaktaki apartıman dairesine geçmişler. İşte bundan 67 yıl önce bir yaz gecesi ben o apartımanda doğmuşum. Yıllar sonra Perihan abla dizisinde bol bol izlediğimiz bu sokağın ve o sokakta oturanların bende anıları çok fazla.
Müslüman, Ermeni, Rum, Yahudi binbir çeşit insanın mutlu bir beraberlik sürdüğü o zamanların Kuzguncuğu harika bir yerdi. Çocukken akşam üzerleri hava karamaya başlarken babaannem ve komşuları sandalyelerini, çaylarını alıp kapı önüne çıkar ve harika bir sohbete başlarlardı. Biz çocuklara da onlar sohbet ederken sokak oyunları oynamak kalırdı.
1956 yılında Camii ,Kilisenin bahçesine inşaa edlidi. O güne kadar biz çocuklar sinegog, kilise düğün, cenaze dolaşırdık . Bayramlarımızda gayrı müslim komşularımız tebrike gelir, onların bayramında da biz onları kutlardık. Bu kadar kardeşçe ve güzel bir yaşam sürerdik.
Nereden nereye geldim değil mi. Oysa ki yazımın konusu Kuzguncuk önünde çarpışan gemiler olacaktı.
O zamanlar Boğazdan bu kadar çok gemi geçmezdi. Şimdi bakıyorum da Boğaz bana lunaparklardaki çarpışan otomobilleri anımsatıyor.Çocukluğumda Boğazdan az gemi geçmesine rağmen büyüklerim geçen gemilerden korkarlardı. Zira sık sık yalılara bindiren gemilerin hikayeleri anlatılırdı. Hatta bir gece babaanemi çok telaşlı gördüm. Bir yaz gecesi oturmuş sohbet ederken birden kapı çaldı. Tabii o zamanlar televizyon falan yoktu ve insanlar sohbet ederdi. Gelen bir komşu idi. Atiye Hanım'ın yalısının rıhtımına bir şilebin bindirdiğini haber veriyordu komşu. Babaannem hemen sırtına şalını alıp komşunun yalısına koştu. Tabii biz çocuklar tehlike sebebiyle evde bırakıldık. Ancak ertesi gün uzaktan görebildik yalının rıhtımına oturmuş koca gemiyi. Tıpkı bir oyuncak gibi komik duruyordu.
Gene yalıdaki arkadaşlarımıza gittiğimizde deniz kıyısında otururken geçen gemileri görünce ayaklarımızı kaldırırdık. Zira yalının rıhtımında geminin yarattığı dalgaları durduracak engeller olmazdı. O zamanlar kalan bir alışkanlık olsa gerek şimdi nerede kııyıdan geçen bir gemi görsem ayaklarımı biraz yukarı kaldırırım, gelen dalgalar ıslatmasın diye.
Ben çocukken Kuzguncuğun önünden geçen o büyük büyük gemilerden çok korkardım. Nitekim çok sonraları Boğazda dolu iki büyük tanker çarpışmış ve günlerce yanmış, İstanbul çok büyük tehlike atlatmıştı. Şimdileri gemilere kılavuz kaptan koyuyorlar. Belki benim çocukluğumda da vardı bu olay.
Bazen eşimle Boğaza gidip arabayı bir sahile çekip geçen gemileri seyrediyoruz. Bir başka ülkeden gelip ,bir başka ülkeye giden kocaman kocaman gemiler. Hala çocukluğumda ki kadar olmasa bile onların sahile , evlere çarpacağından korkuyorum.
İşte bugün gördüğüm o resim bana geçmiş korkumu anımsattı. Umarım evlere çarpmaz o gemiler.