Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Eylül '06

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
1421
 

Madame Bovary neden aldattı?

Madame Bovary neden aldattı?
 

Milliyet Blog yazarları olarak pek çok arkadaşımız gerek kadın gerekse erkek açısından aldatma olgusunu oldukça iyi bir şekilde irdelemekteler. Anlaşılan o ki, aldatma anatomisi gereği oldukça karışık ve eşelendikçe altından bir şeyler çıkmaya devam ediyor. Ben de bu yazımda aldatma olgusunu ustaca çözümleyen Flaubert'in eşsiz başyapıtı Madame Bovary açısından ele alacağım.

Çok iyi bir kocası vardı Madame Bovary'nin, ailesine bağlı eşine sadık bir kasaba doktoru. Tanışıp hoşlanarak evlenmişlerdi. Güzel, bahçeli bir evde orta sınıf bir yaşam sürüyorlardı. Peki Madame Bovary neden eşini birçok kez aldatmıştı?

Tolstoy'un Anna Karenina'sı da eşini aldatmıştı; ama onun 'mazeretleri' vardı: Kocası kendisinden oldukça yaşlıydı, sert bir mizacı vardı. Belli bir sözsüz anlaşmaya dayanarak ya da mevcut statükoyu korumak için evlenmişlerdi. Sevgilisi ise yakışıklı, ihtişamlı, ihtiraslı yüksek sınıftan genç bir subaydı. Üstelik Anna'nın peşinden öyle ısrarla ve gerçek bir aşkla koşmuştu ki...

Kısaca Tolstoy kitabı yazarken 'Anna Karenina neden aldattı?' sorusuna hap gibi yanıtlar da hazırlamıştı. Anna kendisine delice tutkun olan birini yaşlı kocasına tercih etmiş, ona gerçek bir aşk duymuştu.

Madame Bovary ise yine orta yaşlı bir bayanın eşini aldatması üzerine kurulu bir roman olsa da, onu Anna Karenina'dan çok daha ilginç ve üzerinde düşünülmesi gereken bir yapıt yapan şey de aldatmayı ele alış noktasında ortaya çıkar.

Madame Bovary'nin aldatmasının altında çok daha derin nedenler yatar; çünkü o hiçbir zorlamaya ya da zorunluluğa maruz kalmadan eşini kendisi seçmiştir. Eşi örnek bir eştir; iyi niyetli, sorumluluk sahibi, çocuğuyla ilgili hoşgörülü bir insandır. Yaş farkları da yoktur. Ayrıca biraz dikkatli bakılırsa onun peşine ısrarla düşen bir sevgilisi falan da yoktur, mutsuz çırpınışları arasında daha çok o onların peşine düşer, onlardan daha isteklidir.

Karşısındakilerin basit seks maceralarından ya da ilgi kırıntılarından büyük aşklar, tutkular yaratmaya çalışır. Eşinin düz, tutkusuz karakterinin bunda az da olsa etkisi vardır; ama öyle görünür ki yaşamda en son dikkatini çekecek şey kocasıdır. Bu nedenle Madame Bovary'nin tüm yaptıklarının açıklaması yine kendisinde bulunabilir. O, kendisine odaklı tekdüze yaşamından 'büyük' birşeyler çıkarmaya çalışır, onu umutsuzca 'büyük aşklar' aramaya iten de budur.

Madame Bovary, orta yaştan ve sınıftan birçokları gibi doyumsuz bir karaktere sahiptir. Daha çok ve güzel elbiseler, daha eğlenceli bir yaşam, daha 'büyük' aşklar... Mutluluğunun anahtarı sanır bu aşkları... 'Herkes gibi' farklı olmayı dileyerek ve olacağına inanarak yetişmiştir. İşte çelişki de buradadır: herkes gibi. Onunki daha çok yaşadığı hayatın kendisininki olduğunu kabullenememektir bir türlü. Ait olmadığı bir hayatı yaşar gibi...

Bana kalırsa aldatması kocasından çok yaşadığı hayattan beklentileri ile ilgilidir. Bütün gün evde oturup heyecanlı bir hayatın hayallerini kurmak, hele de merceği tamamıyla kendimize çevirmişsek ne büyük bir azap olur düşünsenize. İşte Madame Bovary de pes eder yaşamda, ruhunun tüm ışığı artık kendini bile aydınlatmaz olur.

Diyeceğim odur ki, kimsenin farklı olmadığını ya da herkesin farklı olduğunu kabul etmeli insan. Sıradanlığı ile barışmalı. Ve en önemlisi sevenlerinin kıymetini bilmeli. Nitekim, tüm buhranlarında bir tek eşi vardı Madame Bovary'nin yanında, ellerinden tutuyor iyi olması için Tanrı'ya yalvarıyordu.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Seytan dürttü, profinine baktim pinar'ca. Filmlerine bayildim. Solino. Im Juli.... Fatih Akin'in hastasiyim. Baskalari da yok mu? Kurz und schmerzlos (Kisa ve Acisiz)... Duvara Karsi... (Cok güzel, ama "trist"!!! Ruuhunu bunaltiyor insanin). Bir de "Istanbul'da"nin pesindeyim, ama hala bulamadim o belgeseli (Sirf Müzeyyen Senar'in elinde raki bardagini cevirmesi icin istiyorum, nasil yapiyor o isi diye. Basinda okudum, yanip tutusuyorum:-))) Haydaaa, demek ki buzlu camda da ortak seyler olabiliyormus. Güzel bir hafta diliyorum sana..

pirmete 
 04.09.2006 0:21
Cevap :
:)) Fatih Akın'ı seviyorsanız İstanbul Hatırası'nı bir an önce edinin ve kendinize sıkı bir müzik ziyafeti çekin. Sokak şarkıcılarından tutun, Aynur'a, Sezen'e, Baba Zula'ya kadar Türkiye'nin karma müzik kültürü ve tabii ki Müzeyyen Senar orada. Duvara Karşı'dan bahsetmiyorum; çünkü çiğnene çiğnene tadı kaçtı maalesef. Oysa ki çok etkileyici bir filmdi; ama erotizmi derin duygusallığını ve romantizmini gölgeledi, pek çokları için... Sevgiyle..  04.09.2006 21:58
 

Cok derin takilmissin yaa, pinar'ca. Madame Bovary falan... Daha derine de gidebilirdin, örnegin Emile Zola'ya kadar. Ama basit bir konu icin o kadar uzaklara yelken acmaya ne gerek var? Isin özü su degil midir sonucta: Aldatan, erkek de olsa kadin da olsa, sonucta kendini aldatmiyor mu? Yoksa öyle olmuyor mu?

pirmete 
 04.09.2006 0:04
Cevap :
Sevgili Pir(im) Mete, bayıldım yorumlarına. Bu kadar yorucu geçen bir iş gününün ardından beni ancak böyle bir şey güldürebilirdi sanırım. Seni kırmayayım, Zola'nın Therese Raquin'inin kocasını neden aldattığı da hatta bununla kalmayıp cılız sevgilisiyle hunharca öldürüşü üzerine de yazayım. Korkmayın, senin deyiminle 'derin devlet gibi' bir mesaj yazmaya hiç niyetim yok :)) Aldatan kendini de aldatmıyor mu, evet çoğu zaman; ama her zaman değil.  04.09.2006 21:46
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 132
Toplam yorum
: 409
Toplam mesaj
: 82
Ort. okunma sayısı
: 3210
Kayıt tarihi
: 09.08.06
 
 

Odtü mezunu; edebiyat ve sinema düşkünü biriyim. AFSAD’ta fotoğraf, Sinematek’te film yapımı üzer..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster