- Kategori
- Sosyoloji
Men of bitch in Menbiç 2: Amerikan imha planına nasıl çomak sokulur?

Bir önceki yazımda şu Suriye'deki durumun Türkiye'nin de işin içine girmesiyle birlikte devletlerin çıkar sahalarının sınırlarının çizilmesi olduğunu belirtmiştim.
Bu yazımda ise Amerika, İsrail ve İngiltere'nin Türkiye, Rusya ve İran üçlüsünü imha etmeye yönelik planlarına karşı ne yapılabileceği sorusu var.
Bu sorunun cevabı aslında çok da zor değil. Eğer İran ve Rusya gelecekte yok olmanın eşiğine gelmek istemiyorlarsa bir an evvel müdahalede bulunmalıdırlar. Bunu da Amerika'lıların yaptığı yöntemle yapmaları son derece mantıklı görünmektedir.
ABD, İngiltere, İsrail, Almanya ve Fransa özel birliklerine PKK arması geçirip bu örgütün flaması altında Suriyelilere ve Türklere saldırmaktadırlar. Bu yolla Suriye'nin kuzeyini tamamen terörize ederek işgal etmiş durumdalar. Bu topraklara el koyduklarını ve vermeyeceklerini de bildirmektedirler.
Bu durumda Rusya ve İran'ın yapacağı şey de çok zor değildir. Toplam sayısı 3000 civarında olan Rus özel kuvvetleri ve 5000 civarında bir İran özel kuvvetleri de kollarına mavi ve kırmızı bantlar takarak Türk ordusunun ateş gücüyle bu teröristlerin üzerine yürüyüp onları imha edebilir. Öyle kafaya böyle traş!
Burada tek bir mesele vardır. Çıkarların sınırları ne? Bu üç devletin üzerinde uyuşabilecekleri basit bir anlaşma ile hepsi Amerika'nın imha planından kurtulabilirler...
1) Türkiye Halep-Cerablus hattını açacak ve bölgeden lojistik iletişimini sürdürebilecektir. Ancak hükümete karşı olan tüm tugaylarını bölgeden çekmeyi kabul edecektir. Yani Halep'te Türkmenlere karşı bir etnik temizlik yapılmaya kalkışılmamasının karşılığı olarak oradaki birlikler PKK'yı yok etmek üzere kuzeye kaydırılacak ve rejim de buna destek verecektir.
2) Rusya, istihbarat ve özel birlikleriyle destek verecek ve çekilmiş olan bölgelerde herhangi bir saldırı düzenlemeyecektir.
3) "Aman sünni Türkler ilerlemesin." Paranoyasını bırakıp Türk ordusuyla birlikte Suriye topraklarını ele geçirme niyetindeki PKK-ABD bölgelerinin temizlenmesine kara gücüyle destek verecektir. Bu sayede Suriye tek parça kalacak, sıra İran'a gelmeyecektir.
4) PKK-ABD bölgelerinin tamamı temizlendiğinde IŞİD'in de nefesi kesilecek ve Suriye'de sadece Suriye'liler kalacaktır. Bu andan sonra muhalifler de hükümet de silah bırakmasa da insan gibi bir ateşkes ilan ederek seçimlere gidecektir. Demokratik bir seçim yapılacaktır.
Savaş sonrası seçimlerde hile karıştırma olasılığının yanısıra oyların birbirine yakın çıkması meselesi olduğundan çözüm şu olmalıdır: Her kim çok oy alırsa başkan o olmalı, kim iikinci olursa o da yardımcı olmalıdır.
5) Bir de Esad meselesi var elbet. Suriye bu kadar b.ka sardıktan sonra Esad'ın başta kalması mümkün değildir. Ancak bu Rusya'nın çıkarlarından vazgeçmesi anlamına elbet gelmez. Evet demokratik bir seçim yapılmalı ancak Esad olmasa da Rus destekli bir aday olmalıdır. Bu aday da Türkiye ve İran'la ortaklaşa bir aklın ürünü ve bu üç devletin ortak çıkarlarını korumaya yönelik bir aday olmalıdır.
Yani Esad gitmeli ancak bölge ülkelerinin çıkarları ABD'nin masabaşı oyunlarına asla terk edilmemelidir.
Tüm bu sistemin işlemesine en büyük engel ise yine Amerika'nın kördüğüme bağladığı Suriye atmosferidir. Örnekse bir ÖSO meselesi vardır. ÖSO dediğimiz adamlar yekpare bir oluşum değildir. Güneydeki ÖSO, daha bir ABD destekli olan ve tabiri caizse HAS ÖSO diyebileceğimiz gruplardır.
Kuzeydeki ÖSO ise ağırlıklı Türkmenlerden kurulu ve ABD'den çok Türkiye'ye bağlı gruplardır. Yani Halep'te Türklerin etkili olduğu gruplarla anlaşılsa bile ABD ile ortaklaşa çalışan bir grup da vardır ve bütün işi de bunlar berbat etmektedir.
Sözün özü Türkiye, İran ve Rusya ya birbirlerine ölümüne destek vererek bu sorunu çözecek, ya da birlik olamayıp ABD'ye boyun eğeceklerdir. Bu üç devlet de tüm itilaflarından arınarak bir varoluş zihniyetiyle birbirlerine sarılmalıdırlar. Aksi halde... Aksi hal demek üçüncü dünya savaşı demektir. Onu da yazmıştım zaten...