- Kategori
- Kitap
Moskof Cariye Hürrem / Demet Altınyeleklioğlu

Moskof Cariye – Hürrem – / Demet Altınyeleklioğlu
Moskof Cariye – Hürrem – adlı kitabıyla tanıştığım yazar Demet Altınyeleklioğlu’ndan muhteşem bir kitap.
813 sayfa olan romanı nerdeyse on günde okudum, etkileyici, sürükleyici, nefes kesici.
Okumak isteyenlere çok önemli bir uyarı, “Bu kitap çok kalın okuyamam” demesinler, su gibi akıp gidiyor. Nasıl bittiğini fark etmiyorsunuz.
Yazarın da belirttiği gibi, bilinen ana iskeletin dışındaki diğer tüm konular kurgu.
Kısaca konusu ;
Rutenya’lı Alexandra Anastasia Lisowska henüz küçük bir çocukken Tatar’lar tarafından köyü yağmalanır, tüm ailesi gözlerinin önünde öldürülür ve kendisi de kaçırılır.
Onu kaçıran Tatar’lardan biri (Taçam Noyan) kıza karşı sevgi ve şefkat besleyerek, onu diğer kötü Tatar’lardan koruyarak himayesi altına alır. Dağlarda büyük zorluklarla yaşamaya çalışırlar. Ancak bir gün Taçam Noyan evladı gibi gördüğü bu küçük kıza bir zarar gelmemesi için onu, Kırım Sarayı’na verir.
İki - üç sene sonra çok güzel bir genç kız olan Alexandra’yı, Kırım Han’ı, çok uzaktan akrabalık ilişkileri olan Sultan Süleyman’a hediye olarak yollar.
İstanbul’a gelirken, gemide kendine söz verir Alexandra “Geliyorum Osmanoğlu! Bekle beni Süleyman. Tacına tahtına ortak olmaya geliyorum… “
Alexandra yaşadığı hayattan ve acılardan, kendisine yapılan tüm kötülüklerden intikamını alacak, çok kudretli, dünyayı yöneten bir kadın olacaktır !
Ancak Alexandra’nın hesaba katmadığı bir şey vardır. Sultanlığa giden yol tahmin ettiği kadar kolay değildir. Hareme geldiğinde çok kötü ve ızdırap dolu günler yaşar.
Kurtulduğunu zannederken daha ölümcül tehlikelere maruz kalır. Bir tuzaktan başkasına düşer. Harem ağası Sümbül Ağa tarafından feci şekilde dövülür. Diğer kadınlar tarafından aşağılanır, hor görülür, hakaretlere uğrar.
Onun için tek kurtuluş yolu vardır: Ülkeler fetheden genç ve yakışıklı Süleyman’ın gönlünü fethetmek.
O da öyle yapar.
Korkunç ihtirasların, entrikaların, adım başı ihanetlerin kol gezdiği bir sarayda yaşamak ve istediğini elde etmek hiç kolay değildir.
Önüne çıkan tüm engelleri ince ince tüm detayları ile düşünüp bir dantel gibi işler. Nihayet önündeki tüm engelleri aşarak Sultan Süleyman’ın nikâhlı eşi olur. Ancak en büyük planı geridedir. Kendi oğlunu padişah yapmak !
Ne yazık ki şehzadenin tahta çıkışını göremeyerek henüz 58 yaşında iken yakalandığı bir hastalık neticesinde ölür.
Tüm okuduğum tarihi romanlar gibi beni fazlasıyla etkileyen bir roman.
Kesinlikle okunmasını tavsiye ederim, tek kelimeyle müthiş !