​ Ne sobalı sıcak evler var ne de biz de eski sıcaklık / Anılar / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Ekim '08

 
Kategori
Anılar
 

Ne sobalı sıcak evler var ne de biz de eski sıcaklık

Ne sobalı sıcak evler var ne de biz de eski sıcaklık
 

Kaç kişinin sobalı evi oldu bilmiyorum ama olanlar bilir o sobalı evin zahmetini de güzelliğini de. Kışın yüzünü gösterdiği şu günlerde o günleri hatırladım.

Akdeniz’de kış geç gelir erken gider. İç Anadolu yada doğuda ki gibi değil yani. Oralarda ki gibi de çetin geçmez. Bu nedenle kasım ayında sobalar kurulmaya, halılar serilmeye başlar. Ben bir Akdenizliyim. Hatay’da daha soba yakılmaya başlamazken Eskişehir’de akşamları kaloriferler yanmaya başladı. (Hatay’ı doğuda zannedenler var ama değil. Doğuya yakın ama güneyde) kaloriferler yanınca aklıma çocukluğum geldi.

Sobayı her odaya kuramazsın. Her ne kadar kapıyı aç diğer odalar sınsın dese de yok ısınmaz o kadar. Salonda ve oturma odasında sobamız vardı bizim. Misafir gelmesinin dışında salonda ki yanmazdı. Odun mu dayanır, kömür mü yoksa. Aslına bakarsanız tek bir odada sobanın olması aile fertlerinin birbirlerini görmeleri iç, n fırsat diye düşünüyorum. Yemek o odada yenir, televizyon oradadır ve seyredilecekse beraber seyredilir. Biz ödev yaparken kapatılır ki rahat rahat ödev yapalım, dikkatimiz dağılmasın. (Aslında burada da saygıyı öğreniyorsunuz. Git başka yerde yap ödevini televizyon seyredeceğim demiyor kimse yada sen ödevini televizyon seyrederlerken yapmıyorsun) Kış aylarında anlayacağınız belli bir saat eviniz tek odalıymış gibi zaman geçirirsiniz.

SOBANIN ÜZERİNDE HİÇ ÇAY DEMLEDİNİZ Mİ?

Sobanın üzerinde demlenen çayın tadı bir başka olur. Her kış gelmesine en çok özlediğim şey bu çaylar. Bazen abim kestane alır kestane pişirirdik. Ben pişirmeyi severdim ama yemeği sevmezdim. Kestane ile damak tadım anlaşamadılar. Sobanın yanında bir tepsi dolusu portakal ve mandalina olurdu. Dışarıda soğumuştur ve sobanın yanında sınmasını beklerdik. Sobanın yanında ısınmayı bekleyen bir de kedimiz vardı. Nazlı nazlı gelir bir o yana bir o yana şöyle edalı yürür sonra uzanırdı onun için hazırlanmış mindere. O gece o odada yattıysanız kedimizin hırıltısı ninni gibi gelirdi. Her ne kadar babam gece odadan çıkarsa da kardeşim onu geri almıştır içeriye. Bazen yanında bile yatırdığı olurdu.

PORTAKAL KABUKLARININ KOKUSU VAR ŞİMDİ BURNUMDA

Annem portakalın kabuğunu hiç kırmadan soyardı. Sonrada onu kesmez tane tane ayırır “bak çiçek yaptım gel hadi ye” derdi. O çiçekleri yemek güzel olurdu. Aslında meyveyle aram yoktu. Annem soyacakta yiyecektim. Yoksa pek uğraştığım söylenemez. Bu huyum ne yazık ki hala devam ediyor. Biri soyarsa belki yerim. Soyulan portakal kabuklarını sobanın üstüne koyup seyretmeye bayılırdım. Ablam ne portakalı nede portakalla yaptığımız şeyleri sevmediği için kızardı bize.

ARTIK NE YATAĞIMI ISITAN VAR NE DE…

Sıra geldi yatmaya. Sobanın olduğu odada kim yatacak şimdi. Annemler odasında yatıyor tamam ama biz dört kardeşiz. Sobalı odadan mutfağa gitmek ölüm gelirken yatmaya gitmek ne demek. Ablam hasta olmadığı sürece sobalı odada yatmazdı zaten. Onu eledik. Geriye kaldık üç kardeş. Kardeşim ve ben küçük olduğumdan genelde sobalı odada biz yatardık ama arada abim kuralı bozar o yatardı. Yatağı sobalı odaya hazırlar hazırlamaz yatağa girmezdim. Yorgan soğuktur ve ısınması lazımdır. Hatta bazen annemi baktım olduğu yerde uyukluyor o yatağa yatırırdım ki yatağı ısıtsın.

Sobalı odada yatmadığınız zamanlarda ise o yatağın altına battaniye sererdim ki üşümeyeyim. Pijamaları giyer çorapları bile çıkarmadan yatağa girerdim. Yorganın o soğuk yüzü yatakta yarım saat yatağı ısıtmakla meşgul ederdi. Ayağım geç ısınıyor diye önceleri çorapla yatardım. Bir gün gazetede “çorapla yatmak kalp krizi riskini arttırıyor” diye okudum. O zaman bu zamandır çorapla yatmam.

Yarım saat uğraşıp o ısıttığın yataktan kalkıp okula gitmek ölümdü. Çok da erken okula giderdim. Genelde sabah namazından sonra annem kaldırırdı ki hem kahvaltı yapayım hem de derslerimi tekrar edeyim. Sabah namazdan sonra uyandırma görevini bir dönem abim yaptı. Ayakları soğuk soğuk yanıma yatar ısınmaya çalışırdı. Gerekçesi de hazır ; artık yatağından çıkmıştır ve yatağı soğumuştur ama benim yatağım sıcaktır. O yatağımda yatmaya devam eder bende okuluma giderdim.

Şimdi kaloriferli bir evde oturuyorum. Rahatlıklarının yanında aldığı güzellikler var. Artık (memlekete kış ayından gitmediysem) sobam yok ki çay demleyeyim, portakal kabuklarını sobaya atayım, kestane pişireyim, yanına kıvrılıp uyuyayım.

 
Toplam blog
: 65
: 1227
Kayıt tarihi
: 06.09.06
 
 

Aslen Hataylıyım ama Eskişehir'de yaşıyorum. Daha doğrusu okul nedeniyle Eskişehir'deyim. Eskişehir'..