​ O. S. şimdi ne düşünüyor? / Haber / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Ocak '08

 
Kategori
Haber
 

O. S. şimdi ne düşünüyor?

O. S. şimdi ne düşünüyor?
 


Elindeki silahı, göz göze geldikten sonra yanından geçip, arkası dönük ondan uzaklaşan, aslında hiçte tanımadığı kişiye çevirmesinin ve tetiği çekerek vurmasının üzerinden tam 1 yıl geçti. Büyük olasılıkla olaylar hayal ettiğinden farklı bir şekilde gelişti ve oldukça kısa bir süre içinde yakalandı. Kısa bir gözaltı sürecinden sonra gönderildiği hapishanede bir yılı tamamladı.

Hapishaneye ilk gittiği dönemde basına yansıyan ve kral gibi karşılandığı ya da bir fare deliğini andıran mekânlarda konakladığı gibi birbirinden tamamen zıt haberlerden bu yana onunla ilgili herhangi bir havadise basın yayın organlarında denk gelmedim.

Aslında Hrant Dink’in katledilişinden bu yana ne kadar mesafe kaydettiğimizin göstergesi O. S.’nin bugün ne düşündüğü. Ya da, O. S.’nin yaptığını, basit ajitasyon ve vatanseverlik hikayeleri neticesinde yapmaktan çekinmeyecek binlerce, belki de on binlerce gencin bugün ne düşündüğü. “Keşke” kelimesi, insan hayatının en anlamsız kelimelerinden birisi olsa da, bu aşamada, bu noktada son derece anlamlı bir ifadenin başlangıç kelimesi olabilirdi.

Sizce şu an O. S., “Keşke sayın Hrant Dink’i vurmak yerine, bürosuna çıkarak onunla konuşmaya çalışsam ve beni sinirlendiren, bana hakaret ettiğini düşündüğüm ifadeleri için onu eleştirsem” diyor mudur? Hayır, daha fazlasını beklemiyorum. Öldürmek yerine tartışmayı istemesi yeterli olurdu bence. Daha öte bir noktaya ulaşmasını istemediğim için değil. O. S.’nin ve onun yaptığını yapabilecek onbinlerin, tüm samimiyetine ve dürüstlüğüne inandığım Hrant Dink’in demokrat duruşuna erişmesini elbette fazlası ile isterim. Ama bu toplumun sürüklenmesi istenilen milliyetçi bataklığın, kişilerin bilincine ve demokratlığına çizdiği sınırın farkında olduğum için, bu kadarına bile razıyım.

Bu soruya, yani şu an ne düşündüğüne, O. S.’nin ne yanıt vereceğini bilemiyoruz. Peki, siz onun ve onun yaptığını yapmaktan çekinmeyecek onbinlerin ne cevap vereceğini tahmin ediyorsunuz? Yüreğinizdeki, insanların her zaman olumluya dönüşeceğine dair umut, onun veya onların pişman olduğunu mu söylüyor, yoksa aslında olayların fazlasıyla abartıldığını düşünen mantığınız bu genc(ler)in bu soruya cevap vermeme hakkına sahip olduğunu mu?

Nedense bugün istese de istemese de karamsar olan yüreğim, bu sorunun O.S.’ye hiç sorulmaması gerektiğini düşünenlerin sayısının hiçte az olmadığını hissediyor.

Çok yakınımda yer alan ve sevdiğim bir dostum, Hrant’ın öldürüldüğü günün akşamında ve henüz haberi ilk kez duyduğunda, “ooo, Kerkük’te Musul’da yüzlerce Türkmen ölürken bir Ermeni hayatını yitirmiş çok mu?” diyebilmişti. Ama bu örnek ne yazık ki o günlerde karşılaştığım tek anlamsız yorum değildi. Hrant’ın cenazesine katılanların, şehit cenazelerine katılıp katılmadığını sorgulamaktan, Hrant’ı aslında Ermenilerin öldürdüğüne dair hayali senaryolar geliştirenlere kadar oldukça geniş bir çevre, cinayeti lanetlemekten çok etkisini hafifletmeye ve olayı geçiştirmeye çalışıyorlardı.

Çünkü korktukları Hrant’ın ölümü ile bu ülkede özgürlüğün, demokrasinin ve toplumsal barışın zedelenmiş olmasından çok, gelişen olaylar karşısında şişirilmeye çalışılan milliyetçi dalganın zarar görmesi idi. Çünkü çoğu kişiye göre, cinayet cahil, kendini bilmez, dolduruşa gelmiş bir gencin işiydi ve sonuçları itibariyle üstüne fazla gidilmesi ülkeye zarar verecekti. Çünkü aralarından ara sıra kontrol dışına çıkanlar olsa da, bu tip gençler ülkenin kurtuluşunun teminatıydı.

Oysaki, Hrant’ı katleden aslen şişirilmeye çalışılan milliyetçi dalga ve bu ülkeye esas zarar verecek olanda bu işin üzerini örtmektir.

Bazı zamanlarda kavramların sözlük anlamları ile gelişen olaylar karşısında sahip oldukları anlamları birbirinde fazlası ile kopar. Milliyetçilik kavramının bu ülkedeki anlamı ve işlevi buna en iyi örneklerden birisidir.

Çünkü bu ülkede milliyetçilik hiçbir zaman, ülkenin dünya ile rekabet etmesini sağlamak, ülke insanlarının refahını, özgürlüklerini ve haklarını en gelişmiş ülkeler seviyesine çıkarmak için bir işlev kazanmamıştır. Aksine, iç ve dış düşmanlar edebiyatı ile özgürlüğün ve hakların gasp edilmesinin, demokrasinin kısılmasının gerekçesi olarak tezgâhlanmıştır. Ve İttihat ve Terakki’den bu yana milliyetçilik şiddetten başka bir yöntem geliştirememiştir. İnsan olmadan milliyetçi olunamayacağı ilkesi ise bu ülkede milliyetçilik fikriyatından teğet bile geçmemiştir.

Bu nedenle bu ülkede milliyetçilik, varlık vergileri ile, 7-8 eylül talanları ile, Maraş, Çorum olayları ile birlikte anıla gelmiştir. Bu nedenle Milliyetçilik adına en ucuz asker olarak Kore’ye savaşmaya gidilmiş, çeteler kurulmuş, derin işler örgütlenmiş, kendi vatandaşlarına dışkılar yedirilmiş, işkenceler yapılmıştır. Gelişmiş ülkeler standardında özgürlük, demokrasi ve hak talep edenler, farklılıklarının kabulünü isteyenler, vatan hizmetini silah tutarak değil kamu görevi yaparak yerine getirmeyi önerenler vatan haini ilan edilmiştir. Bu ülkenin vatanseverleri, Nazım’ı hapislerde çürütmüş, Sabahattin Ali’yi sınır boylarında vurmuş, Ruhi Su’yu ölümle sonuçlanacak hastalığa mahkum etmişlerdi.

Tüm kavramları alt üst etmekten çekinmeyen ve sivil idarelerin uzanamayacağı devletin en ücra noktasına çöreklenenler milliyetçilik adı altında hala ölümleri, işkenceleri, baskıları ve zulümleri hoş görmemizi istiyorlar. Hrant’ın öldürülmesi bu kandırmacanın son halkalarından birisi ve bizlere yaşananları yok saymak, görmezden gelmek ve geçiştirmek vatanseverlik kisvesi altında dayatılıyor.

O. S. Şimdi ne düşünüyor? O. S.’nin şu an neler düşünüyor olabileceğinin yanıtını aslında şu an kendinizin ne düşündüğünü samimi bir şekilde ortaya koyarak verebilirisiniz. Sahi, şimdi siz ne düşünüyorsunuz? Mesela bugünlük kendinizi Ermeni hissedecek kadar, insan sever misiniz?

 
Toplam blog
: 453
: 1826
Kayıt tarihi
: 14.11.06
 
 

36 güneş yılı. 27 yıl G.antep, 9 yıl İstanbul. İstanbul, 90’lı yıllarda yaşandı, bitti.  Hep şe..