- Kategori
- Şiir
Öğretmen adayı bay Şafak bulunamadı...

Hey, bu uçaklar nereye gider
Yolunu şaşırmış İzmir’e gider
Oysa benim aslanım Mersin’li
İzmir’de oturmaz, Mersin’de yerli
Tutuklamışlar, koymuşlar adı belli
Niye, Şafak’ın elinde kelepçeler var
Zındana atmışlar, gardiyan ağlar
O anlatır, dinleyen kurt kuş ağlar
Benim aslanımın zindanda ne işi var.
Hey bre efeler biraz dek durun
Bulduğunuzu hemen zındana koyun
Sonra bileğini büküp, ağzını açın
İçine zehir zembelek ifadeler saçın
Hey, benim yarim, narindir narin
Gözleri mavidir, elleri serin
Benim yarimi, yarın koyverin
Siz de hiç insaf yok mu, adem beyleri
Durup yakarsınız, genç beyinleri..
Hey benim, aslanım, Şafak Bey’im
Öldükten sonra Cezayı yedin
Şimdi üç yıl yatacaksın orda zindanda
Katmerli oldu ölümün, bu da zaferin.
Yollarda yürüdün, yollar mı aşındı
Toplantı da konuştun, sağır mı oldular
Sonunda sesini bir yerde duydular
Ne yaman sesin varmış cezasız kalmaz
Bu dünyada senin tatlı canını alanlar
Ahrette yanarlar da kimse ağlamaz.
Ah, Şafak bayım sana ne oldu
Eridin, titredin, hasta mı oldun
Şu güzel ömrün ne çabuk soldu
Dilerim, seni yakanlar, kazana konsun
Kazanda kaynasın, bir güzel söğüş olsun
Bu ne işkence, öğretmenim, canın aldılar
Canını değil ama, ahın aldılar
Bu ah yerde kalmaz, mahım işitir
Bi günahı yakanlar şeytan işidir
Sen gittin ama, hani ne değişti
Zalımlar, cezan yazar, üç yıla biçti
Arasınlar bulsunlar, mezarlıkta adını
Assınlar üstüne, ölüm mazbatasını.