Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Kasım '13

 
Kategori
Öğretmenler Günü
 

Öğretmenler Günümüz geldi!

Öğretmenler Günümüz geldi!
 

Öğretmenlerimizi unutmayalım.


24 Kasım Atatürk'ün Millet Mektepleri Başöğretmenliğini kabul ettiği gündür.

Günümüzden 32 yıl önce, Atatürk'ün 100. doğum yıl dönümü olan 1981 yılında, 24 Kasım’ınher yıl Öğretmenler Günü olarak kutlanması kabul edilmişti.

Öğretmenler Günümüz” öyle 1 günde gündeme getirilip, göstermelik kutlamalarla geçiştirilmemeli.   “Yap-boz sistemli” eğitim anlayışından  kaynaklanan, yıllarca biriken  öğretmen sorunlarının – göstermelik kutlanan 24 Kasım’larda - 1 günde  çözümlenecekmiş  gibi ele alınması, göz boyamadan başka bir şey değil. Bu konularda kalıcı çözümler getirilmelidir.

Bir hüzün kaplar içimi “Öğretmenler Günü” gelince. Öğretmenliğimdeki samimi, sıcak, duygu yüklü öğretmenler günü kutlamaları ile günümüzdeki kutlamaları karşılaştırdığımda, hep bir hüzün kaplar içimi.

Her yıl bu günde öğretmenler hatırlanır, onlardan övgüyle bahsedilir. Varlıklı semtlerdeki okullarda, sınıf annelerinin gayretiyle, öğretmenlere büyük-küçük hediyeler de verilir. Yıllardır “huzur evleri”nde kalmak zorunda olan sevgili öğretmenlerimiz hatırlanır sadece bu günde.

Göstermelik programların yapıldığı  “24 Kasım Öğretmenler Günü”nde, - daha önce çok izledim -  öğretmenlerimizin  spor, tiyatro, koro ve solo konser, resim sergisi ve benzeri etkinlikleri  sergilenir. Aday öğretmenlere de mesleğe “hoş geldiniz”, denir. Emekli olanlara da “güle güle”.

 Yıllarını bu kutsal mesleğe adamış cefakâr öğretmenlerimiz için gerçekten neler yapabildik?  Onların yüzlerini güldürebildik mi? Onları mutlu ettik mi? Sınıflarına girerken, sorunlarını kapının dışında bıraktırabildik mi?

            Oysa, her türlü olumsuzluklar karşısında, “eğitim eksikliğini” ön plâna çıkarıp, suçu eğitimcilerde arar olduk.  Başarısızlıklarımızı ve olumsuz durumları hep “eğitimsizlikten” kaynaklandığını dile getiren düşünce ve görüşlerle öğretmenlerimize yüklendik.  Ancak, madalyonun öbür tarafını da görmek gerekir.

 “Bana bir harf öğretenin 40 yıl kölesi olurum.” diyen Hz. Ali’nin sözünü hatırlatmak isterim. Eğitimin ve eğitimcinin değerini ne de güzel anlatıyor. 

Öğretmene verilen değer ve önem,  onun mesleki yetiştirilmesinde ve toplum içindeki yeriyle, hak ettiği sosyal yaşantısıyla belli olur.  Sizce belli oluyor mu?

Yıllarca atama bekleyen, iş bulamadığı için bunalıma girerek intihar eden, görevi başında şehit edilen, maaşı yetmediği için ek iş yapmak zorunda bırakılan, atanamayınca  garsonluk  yapan  öğretmenlerimizin  durumunu  sizler de biliyorsunuz.

Dedim ya “Öğretmenler Günü “gelince, bir hüzün kaplar içimi. Neden mi ?

Onları öğretmen okullarında “dört dörtlük” yetiştirebildik mi? Yıllardır atama bekleyenleri sevindirebildik mi ?  “Neresi olursa giderim” diyenlerin can güvenliğini ve kalacak yerini sağlayabildik mi ?

Kaçırılan öğretmenler  geldi  aklıma.“Yarın ne olacak?” diye endişe etmeden, rahatça uyuyamayan öğretmenlerimizi düşünüyorum. Yıllardır eş durumundan atamaları yapılmadığı için, ayrı ayrı yerlerde görev yapan parçalanmış öğretmen ailelerimiz olmadı mı?

 Öğretmenlerimizin tamamını alanlarında “uzman” olması için “hizmetiçi eğitimde” mesleki açıdan –amaca uygun - yetiştirebildik mi?

Maaşıyla zor geçinen öğretmenlerimize,  ilerleyen teknolojiye uygun donanım verdik mi? Meslekte öğrenilenlerin 2 yılda demode olduğu bilgi çağına, onların ayak uydurabilmelerini  sağlayabildik mi?

 Ayda bir defa köyden kente geldiklerinde, dinlenmeleri ve sosyal aktiviteleri izleyebilmek için “zarar ediyor” diye kapatılmaya başlanan veya özelleştirilen “öğretmenevlerimiz”de kolaylıkla yer bulup,  kalabiliyorlar  mı?

 Alanlarında mezuniyet diplomaları bulunduğu halde, atamaları için alan bilgisi ağırlıklı sınavlara dönüştürülen (KPSS)’ye  ek olarak, neden bir de bu yıl  (Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı ) ALES eklendi? Atamalarında kolaylık olsun diye mi?

Bu üzüntülerime  01 Mart 2012 tarihinde  eklenmişti. Alo 147 hattı.  Milli Eğitim Bakanlığı’nca hizmete sokulan “eğitimle ilgili talep, şikâyet, görüş-öneri ve ihbar hattı.” Kanımca Alo 147 hattı –öğrenci ve veliler tarafından- en çok şikâyet ve ihbar için kullanıldığını düşünüyorum.

Ancak,  Alo 147’ye öğrenci ve veliler tarafından yapılan ve işleme konulan asılsız ihbar ve şikâyetler eğitim yuvalarında başta öğretmenler olmak üzere herkesi tedirgin etmiş,  huzursuzluğa neden olmuştur. Öğretmen ve öğrencilerde güvensizlik yaratacağını yazmıştım. Sonucunda  öğretmenlerimizde  haksız yere mağdur edilme kuşkusu hep sürecektir.  

Eğitimin en önemli unsuru olan geleceğimizi şekillendiren insan mühendisi fedakar “öğretmen”lerimize  gereken önem ve  değeri verebiliyor muyuz ?

 

Ne demişti   Önderimiz,  Başöğretmenimiz ATATÜRK ?

 

“Gelecek gençlerin, gençler ise öğretmenlerin eseridir.”

            Geçmişe dönüp baktığımızda, “eğitimi bir bütün olarak görebilmek, belirli bir öğretim alanında uzmanlaşmak, mesleki bilgi ve becerilerini etkili olarak uygulamak durumunda”olan sevgili  öğretmenlerimize  verilen değer ve duyulan saygı önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından  ne güzel ifade edilmiş.

Dünyanın her yerinde öğretmenler toplumun en özverili ve en saygıdeğer öğeleridir”.   

"Milletleri kurtaracak olan yalnız ve ancak öğretmenlerdir."

Atatürk'ün manevî mirasına en fazla sahip çıkması gereken kesim, öğretmenler olmalıdır.

Muallimler, Cumhuriyet; fikren, ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek seciyeli muhafızlar ister. Yeni nesli, bu evsaf ve kabiliyette yetiştirmek sizin elinizdedir."

Öğretmenler Günü kutlamalarında mesleğe yeni katılan idealist, onurlu ve vatan çocukları için kendini feda eden öğretmenlerimizin ışıldayan gözlerindeki mutluluğu paylaşırken, onların çektikleri sıkıntılar aklıma gelince,  yine bir hüzün kaplar  içimi. 

Öğretmenler günü gelince, özellikle ilk ve ortaokul öğrencileri öğretmenlerinin “Öğretmenler Günü”nü kutlamak için ellerinde çiçeklerle okula gelecekler. Öğretmenlerinin elini öpüp çiçeklerini verdiklerinde, öğretmenleri onlara sevgiyle gülümserken, yine bir hüzün kaplayacak içimi geçen sene yazdığım gibi.

Eğitimci olarak diyorum ki; maddi ve manevi ihtiyaçları günümüz şartlarına göre  karşılanması gereken öğretmenlerimize verilecek en güzel armağan nedir?

“Çalışkan, dürüst ve insani değerlere sahip insanlar olmamız”sevgi dağıtıp içimizi aydınlatan “insan mühendisi” öğretmenlerimize verebileceğimiz en güzel armağandır.

Ebediyete intikal etmiş bütün öğretmen ve eğitimcileri rahmetle anıyorum.

 Değerli meslektaşlarıma, sevgili öğretmenlerimize çalışma arkadaşları ve öğrencileriyle daha mutlu ve başarılı, sevenleriyle de sağlıklı ve huzurlu yaşamalarını diler, “Öğretmenler  Günümüzü” içimi kaplayan hüznümle  kutlarım.

Sevgi ve saygılarımla.    20 Kasım 2013

            Ali İhsan ÖZÇAKIR

            MEB. Bakanlık Başmüfettişi (E)

            e-mail: aliihsanozcakir@hotmail.com

 

 
Toplam blog
: 172
: 4867
Kayıt tarihi
: 07.04.09
 
 

50 yıllık eğitimciyim. İngilizce öğretmenliği ve Bakanlık müfettişliği yaptım. Bunca yıllık eğiti..