Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Aralık '14

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
1690
 

Okulda disiplin

Okulda disiplin
 

insanvebilim.blogspot.com


 
Eskilerde, bizim okullarımızda Disiplin hiç sorun değildi.
 
Çünkü okullarda mutlak öğretmen hakimiyeti vardı. Yöneticiler de her zaman öğretmenin yanındaydılar. Okulun disiplin kuralları çok sıkı olmasa da, her zaman, bütün velilerin söylediği gibi, çocukların “Eti senin kemiği benim..” ölçüsü vardı. Hiçbir veli de okula gelip “sen benim çocuğumun  kulağını nasıl çekersin?” diye sormazdı, soramazdı.
 
Bu daha eski bir Disiplin halinin, Osmanlı’dan bize intikal eden  “Falaka” nın dönüştürülmüş, kızılcık sopası haliydi. Çocuklar o sopanın tadını bilirlerdi..
 
Onun için sınıflarda kolay kolay , ses soluk çıkmazdı… En ufak kıpırdanışta, hocanın kulağının dibinde belireceğini ve kulağının hocanın parmakları arasında epeyce ıztırap çekeceğini bilirdin.
 
Bazıları diyebilir ki : “Hadi hoca, sen de çok abartıyorsun..!” Olabilir. O zaman o kişiler, taşra okullarında hiç de okumamışlar, derim.
 
Ben şahsen çok yaramaz bir çocuk olmamama karşın ilkokulda da, orta ve lisede de… çok güzel sopalar yemiş bir arkadaşınızım. Kalbim o sopaları atan hocalara karşı hala biraz yaralıdır. Çünkü onlar, sınıfın kabadayılarını o kadar çabuk dövemezlerdi.
 
Bir Kemal ağabeyimiz vardı. Kendisine bir tokat aşkeden hocaya aynen o tokadı iade etmişti.. Bir haftalık tard vermişlerdi. İşte o kadar.
 
Şimdi şu hikayeye bakın: 
 
“Tavşanlı Endüstri Meslek Lisesi'nde okuyan dört 11. sınıf öğrencisi, ders saatleri içerisinde okuldan çıkmak istedi. O sırada okuldaki nöbetçi öğretmen Kazım Sezer (46), ders saati olduğunu belirterek öğrencilerin okuldan çıkmasına izin vermedi.
 
Tartışma üzerine öğrencilerin Sezer'i darp edip, ayağını kırdıkları iddia edildi. Sezer, 112 Acil Servis ekipleri tarafından Doç. Dr. Mustafa Kalemli Devlet Hastanesinde tedavi altına alındı…”( hürriyet.com. 27.11.14)
 
Öğrenciler ders esnasında dışarı çıkmak istiyorlar. Öğretmen, olmaz, şimdi ders var, diyor. Öğrenciler de gelip, öğretmeni bir güzel dövüp, bacağını kırıyorlar… Hadi buyurun.
 
Peki, eğitimde disiplin nerede kaldı… Çünkü çoktan bitti. Tarih oldu.
 
Aslında disiplin nedir?
 
Eğitimdeki anlamıyla , Disiplin Latince; öğretmek, terbiye etmek demek olan “discipulus” sözcüğünden gelmiştir. Önceleri öğretim ve eğitim anlamındayken, sonradan ilk defa Büyük Frederik tarafından ceza anlamında kullanılmıştır. Osmanlılar zamanında ise "zaptu rapt" deyimi bugünkü “disiplin” anlamındadır. 
 
Disiplin, en geniş anlamıyla yasalara ve kurallara harfiyen uymak demektir. Bu bazen de bir öğretmenin istediklerini, onun istediği şekilde yapmak anlamında anlaşılır.
 
Bir öğrenci bir öğretmenin sözlerine uymazsa, okullun kurallarına uymazsa, o öğrenci , “Disiplinsiz” sayılır ve kendisine ceza verilebilir.
 
Disiplinin içinde, eski anlamıyla, biraz da ceza almak korkusu vardır. Çünkü kişi kurallara uymazsa, sınıfta yaramazlık yaparsa bir ceza alacağını bilir.
 
Çoğu kez , disiplinsizlik , sınıf içinde, kuralların olmayışından, korkunun ve bu konudaki yaptırımların bulunmayışından kaynaklanır.
 
Eskiden okulda korku vardı. Öğretmenden korkulurdu. Kötü not almaktan korkulurdu ve öğrenci bu konularda acayip korkular geliştirirdi. 
 
Disiplin neye bağlıdır ?
 
Biraz öğretmenin kişiliğine bağlıdır.
 
Bazı öğretmenler sınıfta çıt çıksın istemezler. En ufak bir gürültü de, çocukları fena halde cezalandırırlar. O sınıflara korku hakimdir. Öğretmenden korkulur, dersten korkulur…
 
Bazı öğretmenler ise, gürültüden korkmazlar. Sınıftaki canlılık aslında onların istediği bir şeydir. Hatta öğrenciler arası yarışmayı; coşkuyu, öne çıkmayı onlar, öğretmenler teşvik ederler. Öğretmen bu pozisyonda aslında sınıfın havasını bir “Orkestra Şefi” gibi yönetmeyi sever. Sorularıyla; ortaya koyduğu ödüllerle, özendirmeyle, aferinlerle öğrenciyi bir “tepe” noktaya kadar getirip, “kreşando” dedikten sonra, dersin bitimiyle birlikte herkes rahatlamış olur ama öğrenciler de o dersin tadını unutamazlar ve o dersin hocasını ve o dersleri her zaman özlerler.
 
Eğitimin özünde korku yoktur. Özendirme vardır. Öğrenciye her zaman bir çıkış yolu gösterilmelidir.
 
Fakat şimdiki eğitim düzeninde , sınıflarda, öğretmen çoğu kez ipleri elinden kaçırmaktadır. Öğretmenin öğrenci üzerinde çoğu kez hiçbir yaptırımı yoktur. Çocuk artık her durumda sınıfını geçeceğini bilmektedir. Çoğu kez sınıfta kalma olayı kaldırılmıştır. Çocuğun öğretmene, derse karşı filan saygısı, sevgisi kalmamıştır. Sınıfta da çoğu kez zorla tutulmaktadır.
 
Amerikan okullarında, bir çocuk ders esnasında gerektiği zaman öğretmenden izin alarak dışarı çıkabilir. Ama bizim eğitim sistemimizde böyle bir anlayış yoktur. Çocuk dışarı çıkmak isterse, bu öğretmene en büyük hakarettir. Bizim öğretmen bunu kaldıramaz.
 
Bizim sınıflar hala 30-40 arası (belki bazı yerlerde daha da fazla) öğrenciyi barındırmaktadır. Bu kadar öğrenci çok fazladır. Çünkü bu durumda öğretmen öğrencilerle bireysel olarak ilgilenemez. Üstelik, gürültüyü de önleyemez. Bir sınıfta gürültü olduğu zaman da çoğu kez sağlam bir iletişim olmaz.
 
Giderek eğitim sistemimiz, Amerikan sistemine benzetildi. Artık çocuk her durumda sınıfını geçeceğini biliyor;  disiplin zayıf… Öğrenci öğretmenini dinlemiyor. Saygı yok. Dersler de işte, ala ala heyy .. gidiyor. Nasıl gidiyor Allah bilir.
 
Ne diyebiliriz. Eğitimimiz gelişiyor, değişiyor. Şimdi daha çok din dersimiz, ahlak dersimiz var ama… Çocuklarımız gerçekten töreye uygun yetişiyorlar mı? Yetişmiyorlarsa nedeni nedir? Ciddi olarak düşünmek istiyor muyuz?
 
Hiç sanmıyorum. Çünkü balık baştan kokar. Çünkü Meclis’in halini, alınan kararları herkes seyrediyor. Çocuklarımız da. ..  Adalet var mı? Öyleyse çocuk öğretmenine neden acısın… Ayağını da kırar; kafasını da…
 
Eğitim üzerinde yeniden düşünmeye ihtiyacımız var. Bu böyle gitmez. Çünkü giderek okullar da, sokaklar da savaş alanına dönebilir. Çok dikkatli olmalıyız.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ne disiplin ama..!

Şahin ÖZŞAHİN 
 03.12.2014 0:22
Cevap :
Teşekkürler Şahin.  03.12.2014 2:05
 

Disiplin konusunda farklı düşünüyorum ama yine de yazınızı beğendim.

Kerim Korkut 
 02.12.2014 21:04
Cevap :
Yeteri kadar irdelenemedi. Belki ondandır. Çünkü konu uzun ve ayrıntılı. Sağolun Sayın Korkut.  03.12.2014 2:07
 

Disiplin denince hep Japonlar aklıma gelir.Sukunet ve kendilerinden emin,düşünceli ve genelde güleç karakterleriyle örnek insan duruşunu sergilerler hep.Eğitim ve öğretimden gelen o soylu ve yararlı bilgiyi kavramamış olmalarından gelir sanırım o kazançları.Toplumsallık duygusu bilinci yaşamın her alanına verilmiştir.Bunu depremler sonrasındaki davranış ve tutumlarıyla da isbat etmişlerdir.İmrenmemek elde değil.Bizim öğretmenlerimizse eğitim sosyolojisi ve psikolojisininden uzak dünya kadar sorunlarıyla başa çıkmaya çalışıyor.Bu önemli soruna siyaseti sokmayarak eğitimin aklî adamlarından,fikir adamları ve uzmanlardan,toplum önderlerinden ve diğer kurum ve kuruluşlardan da temsilciler alarak geniş katılımlı heyetlerle devletten güç alarak her türlü imkanların yardımıyla köklü çözümler getirilmeli.Çok isabetli tesbitlerinizle çok haklısınız hocam...Çok önemli bir sorunu dile getirmişsiniz.Elinize sağlık.Selam ve saygılarımla...

Abbas Oğuz 
 02.12.2014 20:42
Cevap :
Belli ki Eğitim gücünü milletin genel "akait"inden alır. Millet, ve aile akıllı , ileriyi gören, açık görüşlü ise... Elbette eğitimin en iyisi arayıp, bulup uygulayacaktır. İyi , nitelikli eğitimi kişi reddedemez. Ama laf dolu, nasihat dolu uzun boylu nutuklar da çekilmez olur. İnsanı sıkar.. sıkılan insan da yoldan çıkar. Alın size disiplinsizlik. Disiplin yapılan işi sevmekten doğar. Kişi yakınmaz, bilakis, işine zevkle bağlanır.. Saygılar efendim.  03.12.2014 23:25
 

Elinize sağlık Hocam.Yazdıklarınıza ve özellikle de eğitimin korkuya dayalı olmaması gerektiğine aklen de kalben de katılıyorum. Bir durumu izah etmek isterim. Günümüzde öğrenci dersten çıkmak isterse öğretmen kaldıramaz, diyorsunuz ya esasen mesele "kaldıramamak" değil. Bilakis öğretmen de böyle bir öğrenciyi, dersin huzurunu ve ritmini bozacağından ders dışında tutabilmek ister. Ancak çok önemli bir konu var. Eğer o öğrenci dersten çıkıp dışarıda olmadık şeyler yaparsa ya da onun isteği dışında başına bir iş, bir kaza gelirse ne yaparız? Nitekim örneği çok. Çocuk gidiyor dışarıda bir kavgaya karışıyor, kendine ya da başkasına zarar veriyor. İşte bu noktada tek suçlu öğretmen.Bunun affedilir yanı yok. Eğer çocuk okuldan paydos zilinden önce ayrılırsa bu da disiplin suçu. Dolayısıyla bu bir çıkmaz. Ha, şimdi bu yazdıklarımı okuyan bazı öğretmen düşmanları diyecek ki "Öğrt. öğrt. olsun, öğrenciyi derste tutsun." Ben de diyorum buyursun o tip sınıflara onlar öğrt. olsun.Saygılar...

Retor 
 02.12.2014 20:06
Cevap :
Bu öğretmenin ve sınıfın bir sorun hali.. Çıkmak isteyen öğrenciyi göndermeli mi, tutmalı mı? Küçük sınıflarda tutarsanız, altından suyu çıkar..!? Anladınız. Göndermelisiniz.! Ama büyük sınıflarda, "Canım sıkıldı, ben gidiyorum.." diyen öğrenci, %90 dışarıya sigara içmeye gidiyordur.. Al başına belayı ve de Yöneticilerin lafını.. Bu durumda, öğretmen iki arada bir derede kalıyor. Buna bir çözüm bulunması gerekir. Dışarıya çıkmayan öğrenci içerde her türlü yaramazlığı yapabilir. Eskiden böyle şeyler olmazdı ama şimdi ne yazık ki oluyor. Saygılar Aykar Hanım.  03.12.2014 23:25
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 2579
Toplam yorum
: 10204
Toplam mesaj
: 237
Ort. okunma sayısı
: 837
Kayıt tarihi
: 24.10.10
 
 

Mesleğim eğitimcilik… Şimdi artık emekli bir vatandaşım… biraz şairlik, biraz hayalcilik, biraz s..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster