​ Olası bir CHP hükümetinde iktidar kim olur? / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Mayıs '11

 
Kategori
Siyaset
 

Olası bir CHP hükümetinde iktidar kim olur?

Olası bir CHP hükümetinde iktidar kim olur?
 

Heyecan ölçüsü sınırlı bir seçim süreci yaşıyoruz. En azından şu ana kadar kamuoyuna yansıyan anketler bunu gösteriyor. Sonucu heyecanla beklenecek tek gelişme MHP’nin meclise girip girmeyeceği noktasında yaşanacak gibi.

Gerçi Türkiye siyaseti her zaman sürprizlere gebedir ve elbette bu seçimde de bunun bir örneğini yaşayabiliriz. Ancak kişisel kanaatim, bu kez siyasi dengeleri alabora edecek bir sürpriz yaşanmayacağı yönünde.

Bu seçimi de, bir önceki ve daha önceki seçimde olduğu gibi AKP’nin performansı kadar, diğer siyasi aktörlerin ya da güç odaklarının belirleyeceğini düşünüyorum. 2002 seçimlerinde, yeni bir siyasi aktör olan AKP’nin tek başına ve anayasa değişikliği yapabilecek bir çoğunlukla iktidar olması çok olası gözükmüyordu. Ama o dönem siyasetinin aktörleri o kadar yıpranmış, ikna kabiliyetlerini ve inandırıcılıklarını yitirmişlerdi ki, son derece ilginç bir aritmetik sistem AKP’yi tahmin edilen noktanın ötesine taşıdı.

2007 seçimlerinde ise, AKP’nin oy artışı göstermesi olası bir durumdu. Çünkü 4 yıllık iktidar dönemleri kendinden önceki dönemlere, hele hele 90’lı yılların istikrarsızlıklarına göre son derece olumlu bir grafiğe sahipti. Ancak buna karşın yaklaşık 15 puanlık bir artışı kimse beklemiyordu. Seçimden iki gün önce anketi yayınlanan Tarhan Erdem hariç.

Bu beklenmedik yükselişte esas pay sahibi, AKP’yi antidemokratik yöntemlerle iktidardan indirmeye çalışan derin bir güruhtu. Ana muhalefet partisi CHP de bu güruhun başat elemanlarından birisiydi. Bu nedenle iktidar partisinin oyunu %15 arttırırken, ana muhalefet partisinin yerinde saydığı, dünya siyaset tarihinde örneğine az rastlanır bir seçim yaşamıştık.

AKP bu seçimlerde de üçüncü kez tek başına hükümet kurmaya yakın görünüyor. Daha da önemlisi bir önceki seçimlerde aldığı %47’lik oydan ciddi anlamda bir oy kaybı yaşamayacağı yönünde ciddi tahminler var. Bu durum gerek siyaset bilimi gerekse de siyasi geleneklerine son derece ters bir gelişme. Normal şartlarda iktidar partisinin, iki dönemlik hükümet sürecinden sonra yıpranması, metal yorgunluğu göstermesi, vizyonunun giderek daralması ve yeni dönemi karşılayan politikalar üretmekte zorlanması gerekirdi.

Vizyonun ne genişlikte olduğu ve yeni politikaların ne düzeyde üretildiği konusu ayrıca tartışılabilinir. Ama son anketlerden, AKP’nin seçmen nezdinde yıpranmadığı, seçmenin farklı alternatiflere yönelmediği anlaşılıyor. Ki bunda AKP’nin başarısından çok, AKP’ye alternatif olmayı başaramayanların etkisinin daha fazla olduğunu düşünüyorum.

Konu bu noktada dönüp dolaşıp bir kez CHP’ye geliyor. CHP benim için ve zannedersem oy verse de vermese de birçok kişi için siyaset sahnesinde olmaması olmasından daha faydalı olabilecek bir siyasi aktör. Ancak ne yazık ki, Türkiye’nin siyasi iklimi ve kültürü CHP’nin siyaseten bertaraf edilmesine olanak vermiyor. Çünkü Türkiye’nin en zengin ilçeleri (Çankaya, Kadıköy, Konak)ağırlıklı CHP’ye oy verdiği gibi, Anadolu’nun en fakir insanları sayılabilecek geniş bir alevi kesim de CHP’den vazgeçemiyor. Yaşam tarzını birinci öncelik sayan orta - üst sınıflarla, idelojik ve politik geleneklerini çarpık sol bir inanca dönüştüren kimi alt – orta sınıflar da, hala en yakın sığınılacak liman olarak CHP’yi görmeye devam ediyorlar.

Bu durumda CHP’nin dönüşmesini beklemekten başka bir çare kalmıyor. Bu imkansız bir şey değil. Çünkü son 10 yılda, Türkiye’de siyaset düzlemi, ekonomik altyapı, sosyal dengeler ve dolayısı ile zihniyet iklimi değişirken CHP’nin bundan muaf olması söz konusu olamaz. CHP’nin şu ana kadar bu değişime tepkisi, direnme şeklinde oldu. Ancak toplumsal dinamikler üzerinde yükselen bu değişim o kadar güçlüydü ki, CHP direnirken bile sürüklene sürüklene değişim yönünde adım atmak zorunda kaldı. Kılıçdaroğlu dönemi ile Baykal dönemi arasındaki -çok fazla abartılacak bir fark olmasa bile- varolan değişim de CHP’nin iç dinamiklerinden değil dış dinamiklerden kaynaklanan bir değişimi ifade ediyor.

Bir iç dinamiği ifade etmediğini en çok Kılıçdaroğlu’nun gidip gelen siyasi performansından ve tutarsızlıklarından kolaylıkla anlayabiliyoruz. Eğer Kılıçdaroğlu, CHP’de ciddi bir değişimi içselleştirerek ve planlı adımlarla gerçekleştiriyor olsaydı bunu söylemleri ve tercihleri ile fazlası ile sergilerdi. Oysa Ergenekon davasından 4 adet sanığın aday gösterilmesi bile CHP’nin iç dinamikleri ile bir değişim yaşamadığının göstergesi. Hatta bu gelişme Kılıçdaroğlu’nun seçim sonucunda ülke genelinde iktidar olmaktansa parti içinde iktidar kalmayı tercih ettiğine işaret ediyor. Kılıçdaroğlu’nun seçim döneminin şu ana kadar olan kısmında, kavgacı, reddiyeci, toplumsal değişimi algılayamayan duruşu ve söylemleri, CHP adına seçimlerin bir kez daha hüsranla sonuçlanacağını gösteriyor.

Gerçek bir iktidarı hedefleyen Kılıçdaroğlu’nun, AKP’den kopmayan %45 – 50 oranındaki kitleyi, anlamak ve onları ikna edecek bir söylem geliştirmesi gerekirdi. Oysa Kılıçdaroğlu tüm o insanlara “sizin hissettiğiniz, gördüğünüz ve yaşadığınız tüm değişimler ve olumluluklar bir yalan, ülke bugün 2001 yılından daha da geride” diyerek, onları etkilemesi mümkün olmayan bir noktada duruyor. Yani daha en başından,AKP’ye “senin kitlen sana, benim kitlem bana duruşu” yapıyor. 2000’li yılların siyaseti kilitleyen toplumsal uçurumdan medet ummaya devam ediyor. Hala topluma 2001 öncesini vaat eden duruşun ötesini geçemiyor. Oysa 2000’li yıllarda derin yapıların korku söylemlerinin etkisinde kalmamış toplumun geniş kesimi 1990’ların bu ülke için neleri ifade ettiğini gayet iyi biliyor.

Ve bu insanlar gibi ben de, CHP’nin olası bir iktidarında MGK’nın ülkenin idare edildiği mekanizmaya dönüşecek olmasının tedirginliği yaşıyorum. CHP ve Kılıçdaroğlu ise, hala ülkenin o aşamayı çoktan geçtiğini anlamak istemiyorlar….

 
Toplam blog
: 453
: 1826
Kayıt tarihi
: 14.11.06
 
 

36 güneş yılı. 27 yıl G.antep, 9 yıl İstanbul. İstanbul, 90’lı yıllarda yaşandı, bitti.  Hep şe..