Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Mart '08

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
347
 

Ölüm gri bir kuş olmalıydı...

Ölüm gri bir kuş olmalıydı...
 

Ellerimde yalnızlığın kokusu, üzerine gözbebekleri sinmiş aynaya bakıyorum.

Gözbebekleri kalabalıklar yaratıyor ruhumda...

Ruhum çırılçıplak ortada kalıyor.

Daha fazla bakamayıp geri çekiliyorum.

Yüzümde ölmüş bir çocuğun gözbebekleri asılı kalıyor.

Utanıyorum gözbebeklerini yüzümden kaldırmaya.

O gün bugündür, gözbebekleri bende kalıyor...


***

Ölüm gri bir kuş olmalıydı, şehrin üzerinde gezen...

Torpido lahtin kapağını açtığımızda, içeride iki çocuk iskeleti olduğunu gördük. Belki aynı zamanda, belki farklı zamanlarda ölmüşlerdi. Bu minik canlıların kemikleri çürümüş, sağlam olan bir tek dişleri kalmıştı. (İnsandan geriye en sağlam dişler kalıyor.) Bu dişlerden birine dokunduğumda ağlamaklı olmuştum. 1700 yıllık bir çocuğu hayal edip sevmek istedim. Çok eski zamanlarda gülen oynayan canlı bir çocuk. Bulundukları konumdan fakir oldukları anlaşılan bu mezarlık sakinleri bizim gelmemizi beklemişler miydi?

Nekropoldeki Romalı çocuklarımızdan geriye dişler ve düşler kalmıştı. Kendimi ararken onları bulmuştum...

Misafir gözbebeklerimle, onlar içinde bakıyorum dünyaya...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Birilerinin bitmek tükenmez hırtsları yüzünden erkenden bu dünyadan göçüp gidiyorlar. Hem de hiç hak etmedikleri biçimde. Kahrolsunlar diye bağırıyorum içimden yüksek sesle ama kahrolmuyorlar da... Bir de köyümüzde yirmi yıl kadar önce yaşanan bir çocuk ölümü geldi aklıma. Çocuk 8-9 yaşlarındaydı. Ablasıyla dağa odun toplamaya gitmiş bu arada da nasıl olduysa kaybolmuştu. İki ay boyunca süren, "jandarma dahil" bütün köylüler gece ve gündüz ancak bulunmuştu çocuk. Bu arada çocuğu yok şurada gördük, yok burada gördük diye haberler geliyordu ailesine sağdan soldan. Ve ailesi her gelen haberden sonra değişik illere gidip çocuklarıyla karşılaşamayınca binlerce ölüyordu. En sonunda kemikleri olsun bulundu da umutlarını kestiler. Bu anlamda kim bilir ne acılar çekti bu çocukların aileleri, "onlarda beraber yanmadılarsa tabii". Kahrolsun Amerikan emperyalizmi ve ölü bedenler üzerine saltanatlarını kuran benzerleri. Sevgi ve saygılarımla.

Ayrıntıda gezinmek 
 02.04.2008 0:52
Cevap :
Çocukların ölümüne ayrı bir üzülüyor insan. Çünkü dünyaki tüm olumsuzluklara rağmen yaşamak güzel şey.  02.04.2008 18:36
 

'Hiroşimada öleli oluyor bir on yıl kadar, yedi yaşında bir kızım, büyümez ölü çocuklar...'

yeşilsoğan 
 31.03.2008 0:00
Cevap :
Romalı çocuklarımızın ölümünün gerçeğini bilemiyoruz ama Hiroşima bile bile yapılmıştır. O yüzden daha da acıdır. Buradada söz biter...  31.03.2008 12:12
 

bir çocuk, bir diş, bir düş gördüm... masalsı bir hüzün geldi oturdu göz bebeklerime...Sen kazdıkça hayat akıyor ellerinden...sevgilerimle

güzaltı 
 29.03.2008 21:53
Cevap :
Teşekkür ederim çok güzel yorumlar yazıyorsunuz. İnanın kazmak çok güzel...sadece toprağı değil hüznüde... kazdıkça yeni şeyler keşfediyorsunuz. sevgilerle...  30.03.2008 11:58
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 21
Toplam yorum
: 107
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 668
Kayıt tarihi
: 15.02.08
 
 

" verba volant, scripta manent." Hayatıma sürekli anlam katmakla meşgulüm. Galiba en iyi yaptığım i..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster