Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 

07 Mart '07

 
Kategori
Anılar
 

Ölümüne sevmek.

Ölümüne sevmek.
 

Uyku tutmamıştı. Yanımda yatan yaşlı amcanın gırtlağından gelen sesler, gecenin sesizliğini bozuyordu. Arada bir sıçrıyor, yatağında doğruluyor, buruşmuş ellerinin arasına başını alıyordu. Koridordan sızan ışıkta, ancak bunları fark edebiliyordum. Sonra el yordamı ile bulduğu bir mendille, gözlerini burnunu siliyordu. Anlaşılan ağlıyordu! Kimbilir bu hastane köşesinde ne derdi vardı.

Sabah ışıkları ile hayat hastanede bir telaşa dönüşmüştü. Şişman bir hemşire, ilk önce benim, sonra da ihtiyar amcanın tansiyonu ölçüp yatağımız başındaki kayıt defterimize işleyerek telaşlı adımlarla odayı terk etti. Kapının önünde sabah kahvaltısını taşıyan güzel bir hastabakıcı göründü. Yatağımdan doğrularak kalkıp kahvaltı arabasına yaklaştım. Tepsime yiyebildiğim cinsten kahvaltılıkları alarak yemek masasına oturdum. Yaşlı amca yerinden hiç kıpırdamamıştı. Yukarda asılı aç kalması gerektiğini gösteren bir ikaz yazısı da yoktu. Belki kalkamıyor diye düşünerek yardım teklifinde bulundum. Canım istemiyor dedi. Ben onu duymamış gibi yapıp, tepsisine herşeyden bir parça koyarak masanın karşısına tepsiyi yerleştirdim. Yanına giderek isterse yememesini ama bana masada eşlik etmesini rica ettim. Yüzüme şöyle bir baktı hafif gülümseyerek karşıma oturdu.

İlk on dakika geçen sessizliği, benim geçmiş olsun, neyiniz var sorusu ile, bozmuş oldum. Devamlı olarak boğazının şiştiğini , nefes almakta zorluk çektiğini söyledi. Ne teşhis konulduğunu sorduğumda, gözleri gene yaşlandı bir eliyle tepsisini hafifçe öne iterek. Oğlumdan ayrılmam lazımmış dedi. Gözlerinden yaşlar sicim gibi akmaya başlamıştı. Onu öyle ağlar görünce benimde içim burkuldu. Derin bir nefes alarak ben ne yapacağım diyordu. Oğlumu kime verebilirim, acaba ona benim gibi bakabilirler mi diye mırıldanıyordu. Ben büsbütün şaşırmıştım. Amca dedim biraz bunu baştan anlat ki belki derdine bir çare bulabiliriz . Onun oğlu diye bahs ettiği bir muhabbet kuşu varmış, senelerdir onunla tek odalı evinde, eşini kaybettikten sonra beraber yaşıyormuş. Her sabah onu ismiyle uyandırır. Öğrendiği 10 -15 kelime ile yaşantısına bir şevk katmış. Bir gün bu cins kuşların taşıdığı bir bakteri onda alerji yapmış nefes alamaz duruma getirmiş. Bu konuyu bir mecmuada okumuştum. Benim de muhabbet kuşum vardı ama biz böyle bir durumla karşılaşmamıştık.
Gün geceye dönerken bizim amcanın halen gözlerinin yaşı durmamıştı oğlunun geleceği onu yiyip bitiriyordu. Dayanamadım bak amca ben bu adreste oturuyorum hastaneden çıktığın zaman bir bana uğra aklın kesecek olursa kuşuna ben bakarım. Benim çocuklarında bir sürü hayvanları var diye bir teklifte bulundum.

Bir öğle üzeri idi kapı çalındı. Baktım kapıda bizim o hastane arkadaşım. Elinde ise oğlu. Kafesin üzerini sıkı sıkı kapamıştı .Bana yalvarırcasına bakarak sen iyi bir insana benziyorsun ne olur oğluma iyi bak dedi. Bende kendisine söz verdim. Ne zaman isterse ziyaret edebileceğini oğluşunu görebileceğini söyledim. Yok dedi size alışsın o zaten benim kalbimde olacaktır. Diyerek torba içinde yemleri de bırakarak yanımızdan ayrıldı.
Çok şeker bir kuş idi, çocukların da sevgilisi olmuş hele canım demesi, seni çok seviyorum, sabah oldu hadi kalkın kelimeleri ile evin gözdesi olmuştu.

Bir akşam telefon uzun uzun çaldı. Kimse telefona bakmıyordu, herkes televizyondaki macera filme dalmıştı. Kalkıp telefona baktım ahizenin öteki ucunda bizim yaşlı amca vardı, oğlunun hatırını soruyordu. Bende kendisine çok neşeli olduğunu hele çocuklarla neler yaptığını tek tek anlattım. Telefon kafesin hemen yanında idi.
Mikrofonun ses bütonuna açarak kendisine bir kaç söz söylemesini istedim. Bakalım ne yapacaktı. İhtiyar amca ahizeden ona nasılsın oğlum diye seslendi.O anda dünyam yıkılmıştı.O kücük kuş sesi duyduğu an olduğu yerde biraz titredi sonra kafesinin altına bir taş parçası gibi düştü. O minik kalbi dostunun sesini duyduğu zaman durmuştu. Bense olduğum yerde kalakalmış. Diğer uçta ise hala ihtiyar amcanın sesi geliyordu.
Saygılarla.

 
Toplam blog
: 271
: 1289
Kayıt tarihi
: 20.02.07
 
 

Bütün canlıları seven, kendi penceresinden yaşamı anlamaya çalışan, onlardan bir şeyler öğrenmek ist..

 
 
 
 
 

 
Sadece bu yazarın bloglarında ara