Ötme Bülbül Ötme. Şen değil bağım / Kültürler / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Ağustos '08

 
Kategori
Kültürler
 

Ötme Bülbül Ötme. Şen değil bağım

Ötme Bülbül Ötme. Şen değil bağım
 

Dünyanın en iyi müzikalini getirin bana. En iyi müzik aletini. Dünyanın en iyi gurubunu. En benim diyenini. En en en enini. Var mı böyle tek bir enstrümanla aynı sesi çıkarabilen. Var mı aynı zenginliği, aynı şölen havasını yaratabilen. İçinizden bir parçanın istemsiz bir biçimde kopup sanki sizden bağımsız hareket edercesine, her şeyin üstünde ve ötesinde, ilahi bir güce doğru yol alıp, ona ulaşır, onunla buluşur, onunla kucaklaşırcasına, sanki bilerek ve isteyerek idam sehpasına boynunuzu uzatırcasına gönüllülük ruhu ve etkisi yaratabilen bir başka güç, bir başka enstrüman, bir başka çalgı. Benim için henüz olmadı. Sanırım olmayacakta.

Halk müziğinde, ister ritmiyle olsun, ister sözleriyle beni en çok etkileyen üç dört türküden bir tanesi “Ötme Bülbül Ötme’” Musa Eroğlu’ nun bağlamasında daha da bir dile gelmiş, konuşmuş, daha bir yerini ve değerini bulmuş sanki. Fazla söze gerek yok. O zaten halkın yüreğine taht kurmuş, gönüllere imzasını atmış, mührünü vurmuş büyük bir üstat, bağlama ustası, halk müziği sanatçısıdır.

Hepinizin bildiği gibi halk müziği halkın içinden, özünden, bağrından kopup gelen, dağlarından, bayırlarından, ovalarından acılar, hüzünler, sevinçler devşiren bunu gerek sözlerle, gerek bulabildiği en basit yöntemle tınıya dönüştüren ve asırlar geçse de aynı ruhla milyonların yüreğinde yer bulan bir müziktir. Halk müziğinin bölüştüren, üleştiren, bütünleştiren, bambaşka bir büyüsü, bambaşka bir tınısı ve tılsımı vardır. O, temelini doğadan alır. İnsandan alır. Aşktan alır. Babaannemin kirmeninde eğirdiği koyunun yününden tutunda,özgürlüğüne dokundurmak, el sürdürmek istemezcesine Torosumun dağlarında boy veren, kendini ve güzelliğini dikenlerle çevreleyerek bir nevi meyvelerini koruma altına alan, ağzınıza attığınızda dudağınızı kendi rengine boyayan böğürtlenin renginden renk, tadından tat, kokusundan koku taşır dinleyenlerine.

Ayrıca her türkünün ayrı bir hikayesi, her hikayenin onu yüzyıllar ötesine ulaştıran gönüllüleri vardır. Oysa kimse böyle bir misyon yüklemez kimseye. Emretmez. Ferman çıkarmaz bu müziği nesilden nesile ulaştırın, ulaştırmalısınız diye. Fakat ne hikmettir ki yüzyıllarda geçse yer bulur bir sonrakilerin yüreğinde, sesinde, kimliğinde. Dilden dile, gönülden gönüle ulaşır ezgiler. Bu özelliğiyle oldukça önemli, tarihsel dokümanlardır da türküler. Örneğin üstünde hala değişik spekülasyonlar yapılan burası “Huş mu, Muş mu” meselesinde olduğu gibi...

Ne diyor türkü. “Burası Muş’tur. Yolu yokuştur. Giden gelmiyor. Acep ne iştir.” Türkünün sözlerini ve yaşanan olayları düşündüğümüzde… Gidilen yer neresi? Yemen. Niye gidilmiş? Savaşmaya. Arkasında kalan ne diyebilir. Gidilen yerin adını anarak gidip de dönmeyenine ağıt yakabilir ancak. Ölenler Muş’ta ölmediğine göre “Huş” daha akla mantığa yakın bence. Bu gerçeği kabul etmek, söylenildiği gibi o türkünün özünü bozmak değil, korumaktır bilakis. Düşünsenize bu türkü olmasaydı belki kimse bilmeyecekti şimdi Yemen’ i. Yemen’e giden ve bir daha dönmeyen askerleri… Ve onun ardında ağıt yakan arkalarında bıraktıkları gelinleri. Bilse de bu kadar bilmeyecekti.

Buradan çıkaracağımız bir diğer önemli sonuç da halk nezdinde dünden bu güne fazlaca bir şeyin değişmediği halka sevinçten çok acının düştüğü gerçeğidir ki; bu da bir başka önemli ve tarihi gerçektir bana göre.

Beni aynı derecede etkileyen bir başka bağlama ustası var ki; o da 26.04.2006 tarihinde aramızdan ayrılan Ali Ekber Çiçek. “Ali Ekber Çiçek ve Haydar Haydar’ı.” Ali Ekber Çiçek bırakın bağlamayı çalmayı, adeta bağlamasıyla bütünleşip,onu konuşturan dinleyicisiyle bir olup onu şaha kaldıran, yücelten bir başka değerli sanatçımız. Bu vesileyle kendisini bir defa daha saygıyla anıyor, Allahtan Rahmet diliyoruz büyük ustaya.

 
Toplam blog
: 669
: 1503
Kayıt tarihi
: 19.01.07
 
 

Bir on dört mart sabahı güneş henüz arz-ı endam ederken üzeri yongalarla kaplı, küçük pencereli, ..