- Kategori
- Güncel
Sallanan salıncak, ay pardon köprü

32.Avrasya Maratonu
Köprünün 32. İsyanı…
Geleneksel Avrasya Maratonu’na bu yıl ikinci katılışım. Geçen sene maratonu güle oynaya tamamlamam sebebiyle bu sene bir kere daha aynı zevki yaşamak istedim ve 17 Ekim sabahı, güzel güneşli bir güne Altunizade de başladım. Hava şartlarının elverişli, katılımın yüksek olması nedeniyle şenlik havasında başladık yürümeye. Onuncu Yıl Marşı’nı söyledik bağıra bağıra. Kahvaltı yapmaya yerlere oturanlara güldük, bol bol fotoğraf çekildik. Lay lay lom ilerlerken benim dünyam dönmeye başladı. Kendi kendime düşündüm, kahvaltıda etmiştim, başımın dönmesi için bir sebep yoktu. Emin’e arkadaşıma “başım dönüyor” dedim. Durdu etrafına baktı, aynı anda yoğun bir uğultu oluştu “deprem” diye. O an sanırım denize düşüşümü gördüm. Gözlerimi kapattım ve sismografik bir hareketle 7 şiddetinde deprem yaşadığımızı çözümledim…
Köprü güveliğinden sorumlu polise, “Deprem mi oluyor?” dedim bana verdiği cevap içime adeta su serpti! “Yok yok çok kalabalıksınız ya ondan bu salanma, normalde bu kadar sallanmaz ama bende şaşırdım.” Dedi. Panik içinde ki kendime hiç kıyamam elim ayağım koy verdi o anda. Dilim de koy verdi tabi. Saçma olup olmadığını düşünmeden “ E yıkılır mı bu köprü?” dedim. Sanırım poliste benimle aynı paniğin içindeydi ki bana “Facia olur.” Dedi. Polisten aldığım tatminkar cevaplarla ağlaya ağlaya köprüden geçmeye çalışıyordum ki köprünün ortasına gelene kadar. Artan sarsıntılarla dayanma gücüm bitmişken anladım ki ben korkak biriyim. Çünkü beşik gibi sallanan köprünün üzerinde tamda ortasında bir grup genç batak oynuyor! Arkada bir grup horon tepiyor.
Bu durumda aklıma üç ihtimal geldi benim.
Ya hayatımız bu kadar ucuz,
Ya insanlar, insan eliyle yapılan bu mimarilere çok güveniyorlar,
Ya da ben çok korkağım…
Sonuçta bir o yana bir bu yana yatan lambalarla, o lambaların gıcırtılarıyla, köprünün yarısında korkup geri dönenlerle(!) o zorlu bölüm bitti. Ama bende bittim…
Sonrası zevkli ve eğlenceliydi ta ki İnönü Stadı’nın orada madalya ve tshort alma rezilliğine kadar. Birbirini ezen insanlar, nursuz-yüzsüz, ilgisiz-alaksız görevlilerle vatandaş arasında kavga çıkana kadar. Katılanlar mutlaka şahit olmuştur bu çirkin manzaraya. Koşu başlarken bu sene katılımımız 100 bine (sayı yanlış olabilir) yakın diye övünenler ne kadar hazırlıksız yakalandılarsa koşunun bitmesine 2 saat kadar önce tamamladığım parkurda madalya ve tshort kalmamış. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu madem 100 bin kişiye vaat ettiğini veremeyecektiniz de niye bu kadar kayıt aldınız acaba? 33. Maratona kadar bu organizasyon bozukluğuna bir çözüm bulmalı…