- Kategori
- Gündelik Yaşam
Sarı,kuru yapraklarım..

Sarıya çalan kuru yapraklarla beraber sararan umutlar ve heyecanlar..
Her Eylül ay'ı geldiğinde değişik sarı duygular sarar ruhumu..
Bahar ve yaz ayında hareketlenen hücrelerim bir dinlenceye çıkarlar sanki..
Dinlenme ayı gibidir EYLÜL.
Sanki ; yaz ayları kadar yorucu olmaz bu mevsim..
Bahar ay'ı geldimi yürekler de bir coşku yaşanır. Kalpler hızlı çarpar. Hep "bahar aşkları" konuşulur.
Yaz ayında bu coşku artar. "Yaz aşkları" gündeme oturur.
Peki ya sonbahar geldiğinde.. Eylül ayının ilk günlerinden itibaren bir ayrılık senfonisi çalar bazı yüreklerde. Sarı renginin hakim olduğu ay Eylül !
Sarı gül ayrılık denir. Yüzü sararan hasta bilinir.
Oysa sarı ne güzel bir renktir. ! Görmek ve bakmak mı acaba ?..
Sararmış ve kurumuş yaprakların dökülmesini izlemek ! Üzerinde yürürken yaprakların çıkarttığı ses..
Benim hep hoşuma gitmiştir o görüntü ve ses.
Bir dönüm noktasıdır Eylül aslında. Vücudumuzu ve duygularımızı kış ayının soğuk ve beyazlığına bir alıştırmadır belki de.
Uzaklardan bir melodi geliyor kulağıma . Alpay'dan "Eylül'de gel ".
Dinliyorum dinledikçe tatlı bir hüzün kaplıyor yüreğimi.
Şiirlerim, yazılarım sarı oluyor bu ay'da benim.
Sarı hakim oluyor hücerelerime.
Limonata kıvamında geçen bir ay'dır Eylül benim için. Ne çok sıcak,ne çok soğuk !
Tıpkı duygularım gibi.
Rüzgar bir başka eser sanki. Hafif..Ürkek. Korkutmak istemez kimseyi. Bir yavaşlık hakimdir aslında ..
Yaşanılan gökkuşağı şeklindeki yaz ay'ı veda etmeye başlar yavaş yavaş. Gelişi mutlandırırken ,gidişi hüzünlendirir nedense çoğu kişiyi..
Beni ise Eylül mutlu eder !..
Gözlerimi kapatıp bahar ve yazdan yorulmuş ruhumu ve yüreğimi dinlendiririm ..
Ayrılık çanları çalan yürekleri dinlerim usulca. Rüzgar çanlarını koyarım yerlerine belli belirsiz.
Sarı yaprakları sayarım tek tek düşen. Hepsi bir başka renktir aslında.
Park ta oturan bir çift ilişir gözüme. Yaşlı amca ve teyze. Birbirlerinin ellerini sıkı sıkıya tutmuşlar.
Yaşlı amca bir başka hüzünle bakıyor sanki gözlerine sevdiği kadının.
Onu ilk tanıdığı zaman ki Sonbaharı düşünüyor belki de..
Birde şimdi ki Sonbaharlarını !
Daha kaç sonbahar beraber olacaklarını bilemeden öylece tutuyorlar ellerini.
Teyzeyi alıp bir muhallebiciye götürüyor. Gülümseyerek yiyorlar . Birbirlerinden gözlerini kaçırıyorlar ara sıra sanki. Ama yinede özlemle,sevgiyle bakıyorlar hep birbirlerine.
Sonra teyze uzaklaşıyor sanki yavaşca. Bunu göremiyorum ama hissediyorum. Yaşlı gözlerle izliyor sevdiği kadının gidişini yaşlı amca.
Asaletini gizlemeden yaşıyor ayrılığın acısını. Bir melodi çıkıyor titrek dudaklarının arasından.
Kısa bir ayrılık olmasını diliyor tüm kalbiyle. Kavuşacağı günün yakın olduğunu biliyor sanki..
Bir yaprak daha düşüyor görkemli ağaçtan. Yaşlı amca eğilip alıyor yavaşca yerden yaprağı.
Pardesüsünün cebine koyuyor usulca.
Ve yine o yapraklara basarak yürüyor . Kurumuş yaprakların çıkarttığı her ses bir başka aşk hikayesi sanki.
Yürüdükçe yakınlaştığını hissediyor.
Rüzgar esmeye başlıyor . Bu sefer hiçde ürkek değil. Güçlü..
Uzanıyor yatağına yaşlı amca. Penceresinden görünen ağacı izliyor. Her düşen sarı yaprağı sayıyor. Çok yakında kendisinin de bu yaprak gibi düşeceğini biliyor.
Gözlerini kapatıyor. Eli pardesüsünün cebinde. Kurumuş sarı yaprağı tutuyor avuçlarında.
Derin bir uykuya dalıyor...
Usulca gidip düşen son sarı yaprağı alıyorum. Montumun cebine koyuyorum.
Tıpkı yaşlı amcanın yaptığı gibi tutuyorum avuçlarımda..