Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Eylül '10

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Savarona fuhuşa sahne olmuş! Yazık!

Gündem yine pek hareketli, o haberden diğerine koşturuyoruz yeni bir gelişme var mı diye, internet sağ olsun!

Tek tip askerlik konusu rafa kalkmış, mesela, gerçi nedense bu konuya hiç ilgi duymamıştım; iç sesim “boş ver” demişti, seviyorum bu iç sesimi!

***

Hanefi Avcı konusunda olması gerekendi; zira herkes böyle bir sonucu beklemekteydi!

Böyle bir sonuç beklenirken tepkisiz kalmamak gerekirdi; asıl şimdi gelişmelerin tarafsız bir göz ile izlenmesinde fayda vardır ancak bu arada kenar ve köşede kalan haberlere ille de pür dikkat kesilmek lazımdır!

Zira bazen çok öne çıkan haberlerin gerisinde kalan bazı gelişmeler gözden kolayca kaçabiliyor, farkına vardığımız an tepki göstermenin anlamı dahi kalmıyor!

***

Arapça okullarda seçmeli ders olarak okutulacakmış, İngilizce, Almanca, Fransızca, hatta Çince, Rusça, İtalyanca ve Japonca gibi…

Eee, iyi… Ama merak ettim ben şimdi, Latin alfabesi olmayan Çince, Rusça ve Japonca hangi okullarda seçmeli ders olarak öğretilmekteymiş?

Farkındaysanız yabancı dil eğitiminin amacı üzerine yorum yapmamaktayım, bilen bilir nasıl olsa…

Bu işin eğitimini almış biri olarak ciddi anlamda merak ettim: Harf yapısı olarak pek değişik olan Çince, Japonca ve Rusça hangi Milli Eğitim okullarında seçmeli ders olarak sunulmuş ve kaç öğrenciye hizmet verilmiş!

Şahsi tahminimdir, talep olmadı denilecektir, lakin Arapçaya kaç öğrenci talip olacaktır, huyum kurusun, ille de öğrenmek isteyeceğimdir!

***

Sakine Aştiyani için karar verilmiş: Recm cezası iptal edilmiş!

Normal şekilde idam edilecekmiş!

İlk etapta tarifi imkansız bir hayal kırıklığı… Dünya birleşti neredeyse Sakine için! İran, elbette bildiğini okuyor, kıs kıs gülerek bıyık altından; işin bir tarafı da alkışlayanları var, haber altlarındaki yorumlara bir göz atmak yeterli… Yok, İran’da falan değil, bizim basınımızın haberlerine! Yani, Türkiye Cumhuriyeti’nde…

Sakine ne yaptı?

Zina ile suçlandı, yetmedi kocasının ölümünden sorumlu tutuldu, o da yetmedi resmi kanallarında itirafa zorlandı!

Taş atıla atıla öldürülmek yerine Sakine İran’ın aldığı bu karara sevinmiştir bile, belki de…

Ne garip bir durum!

Sakine Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşamayı tercih ederdi belki de, bırakın Avrupa’yı, Amerika’yı; Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayıp da Sakine’nin yaşadığı ülkeye gıpta ile bakanlar var!

***

Savarona yatında fuhuş! Aman yarabbi! Bu kadarı da olur muymuş!

Atatürk’ün kurduğu cumhuriyete tecavüz ediliyor neredeyse, istirahat buyurduğu yatta fuhuş olsa ne olur!

Sonuçta kiralanan bir yat, kiralayanın sorumluluğunda; asıl diğer kiralanan, satılan yerleri düşünmek gerek; oralarda gerçekleşen, gerçekleşecek durumlar fuhuş kadar dikkatimizi mi çekecek?

Eee, biraz düşünmek gerek…

Gündem hareketli, ancak beni en çok yaralayan şey her geçen gün şüphe duygularımızın desteklenmesi!

Şüphe, normal seyreden bir durumun ani değişimi karşılığında duyulan endişedir, bildiğim kadarıyla, bir de rahatsızlık olan seyreden hali vardır ki; o da mantık süzgüsünden geçip geçmediğine bakmaksızın her kişi ve durumdan şüphelenmektir; sağlıklı değildir…

Ancak, toplumda yaygın bir şekilde seyrediyorsa, ciddi anlamda durup düşünmek gerekir!

Her yapılanın, her denilenin altında ille de başka şeyler aramak güvensizlikten başka bir şey değildir!

Topluma yayılmaya başlamışsa bu olgu, bireyleri değil de, toplumu etkileyen faktörleri gözden geçirmek gerek; Bu bağlamda siyaseti biraz didiklemek gerek: Toplumun yüzde bilmem kaçı siyasetten anlar, bu ayrı bir konu, anlamadan kabul edenler ayrı, ancak net bir gerçek var ki: Kimse kimseye güvenmiyor artık!

Pek kötü bir durumdur bu!

Ne haklısı vardır ne de yanlışı!

Kimin taraftarı çoksa, doğru sayılır!

Lakin, yüreklerine bakarsak, hepsinde derin bir kuşku!

Kuşkular insanı yiyip bitirirler; biri sözünü tutacak mı der, diğeri ne olacak bu memleketin hali!

Kapı komşusunu dahi düşman bellemeye başlarsa bu halk, bunun sorumlusu kim olacak?

Ve en önemlisi, yani bırakalım sorumluyu falan şu an, herkes birbirinden kıl kapıyor, kimse hiçbir söylenene, yazılana inanmıyor; herkes bir diğerini suçluyor!

Ne kolay değil mi!

Ve ne fena…

Eskinin kadısı şimdinin ombudsamanı bu sıkıntılarımıza deva olacakmış!

Şüphenin kaynağı bertaraf edilmeden nasıl bir çare bulunacaksa?

Bulan buluyor şekerim, ileri demokrasi var artık bu ülkede!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Değerlerin, para için satılması ne kadar acı değil mi ? İşte sonuç... Saygılarımla...

İSMET ERDEM 
 01.10.2010 2:46
 

ÖZellikle girmedim. Başlı başına bir facia! Yoruma sığmayacak :) Sevgi, hürmet ve muhabbetle

Murat HACIOĞLU 
 30.09.2010 20:25
 

Sakine taşlanacakmış, yok idam edilecekmiş (!) Benzer bir olayla ilgili Afganistan'da da bir kadının taşlandığı anı gösteren bir video izledim internette. Buralarda her nedense hiç erkekten söz edilmiyor. Çok tuhaf: Acaba İran'da ve Afganistan'da kadınlar tek eşeyli bir üreme mi yapıyorlar? Zinayı tek başlarınamı yapmışlar acaba? Tuhaf şeyler bunlar. Peki bu sözde kukla İslam devletçikleri neden erkekleri idam etmiyorlar ya da taşlamıyorlar? Bildiğimizkadarıyla erkek de suç işlemiş olur. Tuhaf değil mi kadınların tek suçlu taraf olarak taşlanmaları ya da idam edilmeleri?

schoolmaster 
 30.09.2010 18:09
 

İmkanım olsa o dillerin hepsini de öğrenmek isterdim. Ona imkan ve vakit yok tabi. Şimdilerde İngilizce öğrenme gayretindeyim. yurtdışında yaşayabilecek kadar öğrendikten sonra da Arapça'ya geçeceğim. Okullarda seçenekler arasında olmasını yadırgamadım. Yadırganmasını yadırgarım :) Sevgi, hürmet ve muhabbetle

Murat HACIOĞLU 
 30.09.2010 15:51
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1269
Toplam yorum
: 4372
Toplam mesaj
: 226
Ort. okunma sayısı
: 1338
Kayıt tarihi
: 18.09.07
 
 

İzmir, 1963 doğumluyum. Dokuz Eylül Üniversitesi İngilizce bölümü mezunuyum ve özel bir şirkette ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster