- Kategori
- Siyaset
Seçmen “tıpış tıpış” sandığa gitmedi mi?

Güzellikle olsun isterdik. Sen istedin. O halde tıpış tıpış...
Bir muhalefet lideri düşünün. Demokrasiden dem vuran ve aynı cümle içinde “Tıpış tıpış” sandığa gideceksiniz, oyunuzu kullanacaksınız, demokrasinin gereğini yapacaksınız” diyebilen ve bunu derken de önündeki deske elleriyle vurup, yumruklayarak ses çıkartan.
Güya bazı tuzu kurular varmış, ne yapalım efendim oy verelim mi vermeyelim mi, sandığa gidelim mi gitmeyelim mi diye ahkam kesiyorlarmış ve bunların şikayet etmeye de hakkı yokmuş.
Efendim kısaca tatilcilere seslenmek istiyormuş. Masalarda oturup ben oy kullanmayacağım diye ahkam kesmek demokrasiye inanmamakmış. (Bu arada tatilcilerin masaya oturduğunu da ilk kez duydum.) Tatilci dediğin (eğer yayla turizmi yapmıyorsa) şezlonga uzanır, kitabını okur, denizin ve kumun tadını çıkarır. Hadi yemek yerken oturuyor desek, orada da masaya değil sandalyeye oturur. Her neyse…
İşte bu masayı yumruklayarak seçmeni korkutacağını yahut daha etkili olacağını zanneden, partinin başına geldiği günden bu yana AKP peşinden koşmaktan, AKP’ye benzemeye çalışmaktan bitap düşmüş olan bu pek demokrat zat(!), kendisinin kurgulanmış bir darbeyle, yeni CHP’yi tasarlamak üzere o makama oturtulduğunu unutmuş gibi görünüyor. Ya da CHP seçmenin bilmediğini zannediyor.
İşte rakibini sürekli diktatörlükle suçlayan bu pek demokrat zat ki; doğrudur, partisinin grup başkan vekilinin dahi basından öğrendim dediği aday belirleme sürecini ise demokrasinin bir gereği zannediyor. Biri ona demokrasiyi anlatsın! Bilmiyor kanımca…
Sen kalkacaksın hiçbir CHP’li seçmenin bugüne kadar adını dahi duymadığı bir insanı grup başkan vekilinden dahi saklayacak, milletvekillerine söylemeyecek, seçmenine dayatacak, sonra da demokrasiden dem vurup seçmeni suçlayacaksın! Neymiş, tatil yapıyorlarmış…
Kim verdi sana bu bilgiyi? Hangi veriye, hangi resmi istatiğe dayanarak söylüyorsun bunu? Var mı elinde CHP’li seçmenin tatil yaptığına, tatil keyfini bozmadığı için oy vermediğine dair yapılmış bir çalışma?
Daha kendi seçmenini tanımaktan acizsin. Hangi sosyal statüde olduğunu, hangi şartlarda yaşadığını dahi bilmiyorsun. Bilseydin sana oy veren kitlenin içinde tatil yapabilen çok az kişi olduğunu bilirdin.
Ama sen zahmet etme. Geldiğin yerlerde otobüsün üstünden inip bir kişinin elini sıkma. Halini hatırını sorma. İç Anadolu’da, Doğu Anadolu’da, Karadeniz’de olma. Körün değneğini bellediği gibi geçmişinin hatırına binaen seçim kazandığın yerlere gel, herkesin bildiği basit gerçekleri basit cümlelerle sırala git. Sonra da kalk, yaptığın bütün hatalara rağmen bugüne kadar (bugünde dahil) CHP’ye oy veren seçmeni suçla. Haddin değil. Haddini bil!
Bu ülkenin gençleri ölüyor her gün. Zehirliyor, uyuşturuyor, öldürüyorlar. Var mı buna dair somut bir önerin, girişimin, çalışman? CHP olarak bu gençleri hayata döndürecek, topluma kazandıracak bir rehabilitasyon merkezi yaptırmayı düşündün mü mesela hiç, önayak oldun mu?
Ya her sektörü bir örümcek ağı gibi saran, küçük esnafı bitiren tekelleşmeye karşı ciddi bir çıkışın, somut bir çalışman, planın programın?
Kaç köylünün elini sıktın bugüne kadar? Kaç şehidin evini taziyeye gittin? Kaç babayı teselli edip, kaç anneyi avuttun? Manavgat şehit verdi mesela. Arınç bile geldi sen gelmedin! Oysa burası senin seçim bölgendi.
Öyle Siirt’e gidip genel aftan söz etmek, Atatürk’ün adını koyduğu Tunceli’ye gidip Tunceli gerçeğini bilmiyormuş gibi “Dersim” demek, Atatürk’e saldıranlara cevap vermemek, vermediğin gibi üstüne “Dersim Gerçeği” diyerek Tayyip Erdoğan’ın ağzına laf vermek, hazır lokma sunmak. Tüm bunları unuttuk zannetme! Unutmadık, unutmayacağız da…
Tüm bunlara rağmen aman gericilik hortlamasın diye, Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalsın diye, Atatürk devrim ve ilkeleri yaşasın diye, eski CHP’nin hatırına da olsa bugüne kadar sana oy vermiş kitlelere hakaret edemezsin. Yaş ortalamasının 70 olduğu bir ülkede Tayyip Erdoğan gibi bir hatibin, uluslararası aktivistin karşısına iki kelimeyi yanyana getirmekte zorlanan 70 yaşında bir adamı çıkartamazsın. Çıkartırsan sonuçlarına da katlanırsın. Lamı cimi yok!
Yenilginin bile bir onuru vardır. Ben ilkelerimle çıktım, yarıştım, kaybettim dersiniz. Herkeste size saygı duyar. Ama bizlere şerefli yenilgi hakkı bile tanımadınız. Sonra da kalkıp demokrasiden söz ediyorsunuz. Hangi demokrasi? Grup başkan vekilinizin bile gösterdiğiniz adayı basından öğrendiği demokrasi mi?
Siz, bize göre kimliğini kaybetmiş bir hükümsüzsünüz artık. Onun için haydin. Kutsal ittifak kurduğunuz ortağınızla birlikte bir an önce işgal ettiğiniz o makamları terk edin! Hem de “Tıpış Tıpış” Anca gidersiniz!