​ Sev(e)memek / Deneme / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Kasım '12

 
Kategori
Deneme
 

Sev(e)memek

Ve yine aynı sahne. "Yalnızlık alır götürür, vay beni! Yazık bana" şarkısı eşliğinde gülücüklü sahte hayatımızı gözden geçiririz. Sanki daha önce yaşadım bu sahneyi. Dejavu yaşıyorum, evet. Çünkü dönüp dolaştığımız her yer yine "yalnızlık" gibi bir dostumuzun kapısına gidiyor. Oturuyorsun en büyük dostunun karşısında, iki türk kahvesi getiriyor sana dışardaki soğuk havaya inat. Durup düşünerek eline alıyorsun defterini başlıyorsun dostuna anlatmaya. Bakıyorsun defterin ilk sayfasına, bir zamanlar "canımsın" diyen yok... Diğer sayfayı çeviriyorsun hüzünlenerek, "bitanemsin, diğer yarımsın" diyen, o da yok. Ve hafif bir tebessümle öteki sayfayı çevirirsin, "candostumsun" diyen? O çoktan gitmiş.. Sahi, nerde o? Buralardaydı. Daha dün beraber gülüp, eğleniyorduk. Bir bakmışsın o da çevrilen sayfanın arka kısmında kalmış. Hızlıca orta sayfalarına çeviriyorsun bu sefer defteri. "KARDEŞİMSİN" diyen insanı görüyorsun.. O meğersem hiç olmamış..

Hep bir yalnızlık içine düşüp, hep bir dost edinmek istiyoruz aslında. Bir gün bulduğumuz o dost ile gezip tozuyor, resimler çekip sanal ortama koyuyoruz bir de altına yazıyoruz, "Meleğimmm". Sonra, ertesi gün bir şey oluyor. Anlamıyorsun ne olduğunu ama. Halbuki aranızda bir tartışma geçmedi. Hiçbir şey olmadı yahu, eminsin bundan. Ama bir bakıyorsun sana sırt çevirmiş. O meleğimler, kardeşimler birden yok oluvermiş. Nedenmiş? çünkü sen çok değer vermişsin ve o, sıkılmış. O anlık arkadaşlıkların insanıymış. O meğer sahtelikleri seviyormuş, ne işi varmış senin samimiyetine. Haklı aslında. Yaptığım hadsizlikti benim. Onu kendim gibi sanmaktı aslında en baba hatam. Ama napalım, olan oldu be "kardeş". Yapacak bir şeyimiz, geri dönecek gücümüz kalmadı artık. Gidene el sallamaktan başka..

Sonra, en son sayfaları çevirirsin. Yaptığın pişmanlıklar, günahlardan af dileyiş ve bu zamana kadar gerçek aşkı görmeyişimiz. Kendimizi değersiz sayışımız hepsini okuyoruz defterde. Sonlara yaklaşıyoruz çünkü artık. Yeni defter almak lazım, tabi bir de elleri yıkamak lazım ki temiz ellerle tutabilelim. Alıyoruz yeni bir defter, böyle bir hevesle, bir heyecanla. En süslüsünden, en güzelinden. Yeni sayfa açıyoruz birden anlık değişen ruhsal durumuna. Alışmak zor geliyor tabi önce bir süre, malum yeni bir defter. Her şey çok güzel, muhteşem. Yeni insanlar, hata yapmamaya meyilli eller, tavırlar, bakışlar. Fakat bir eksik var olduğunu anlıyorsun. "Sevememek"..

Eskisi gibi olamıyorsun. Neden? diye paralıyorsun aslında kendini. Deniyorsun, deniyorsun.. Dualar ediyorsun, "Allah'ım ne olur hayırlısı" diye. Olmuyor. Alışamıyorsun yeni deftere. Yeni halbuki her şey neden alışamıyorsun ki? Yeni insanlar, karakterli huylar ve sende öyle olmaya meyillisin neden bu çelişki? Meğersem "iyi"lerin şansı olmazmış dedi bir dost. Bende , "bu mudur adalet?" dedim içimden.

Ne fayda? Eskisi gibi olamadıktan sonra..

Sevmek ve sevilmek dileğiyle
Sevgiler.
rojda

 
Toplam blog
: 99
: 7049
Kayıt tarihi
: 07.08.11
 
 

Bir garip bankacı olmanın yanı sıra, yazarlık yapan; her şeyi olduğu suret için seven bir insanım..