​ Sık sık sevgili edinin. Ayrılsanız da, ona, yenisinin sinyallerini veriniz!' / Blog / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Ekim '08

 
Kategori
Blog
 

Sık sık sevgili edinin. Ayrılsanız da, ona, yenisinin sinyallerini veriniz!'

Sık sık sevgili edinin. Ayrılsanız da, ona, yenisinin sinyallerini veriniz!'
 

<ı>& İki ayrı kamyonla<ı> Habur sınır kapısından, aynı içerikli malları içeri sokan bir blog’cumuzun, kağıdında aynı mallar yazılı olduğu halde, kapıdan içeriye mal soktuğunu, resmi irsaliyede bir yükün <ı>şiirsel, diğerinin <ı>sayısal materyal taşıdığının yazılı olduğu, <ı>içeriğin aynı malı ihtiva etmesinden dolayı, sınır yolunu da tıkadığını, yazı trafiğini<ı> felce uğrattığını,

<ı>& İstatistikçilikle öne çıkan yukarıdaki blogcu’muzun ‘‘Blog’ kategorisini çok iyi kullandığını, <ı>‘Etik’ umdesini çiğnediğini, içeriğiaynı olan her iki bloğun <ı>tek bir blog’da niçin birleştirmediğini bu vesileyle de sormak istediğimizi, musluğu açık bırakılan <ı>çeşmenin suyu gibi o platformun heba olduğunu, bloglar üzerinde öne çıkan çalışmalarındaki itibarına bakarsak, bu halin kendisine hiç mi hiç <ı>yakışmadığını,

<ı>& Yukarıda anılan şahsın, böylelikle, üç basamaklı BLOG hanelerinin ikisini, bu iki bloğu ile kaplayarak, sıradakinin otomatikman, <ı>diskalifiyesini sağladığını, bu hak gasbına bakarak da: ‘Eline çekici alanın, herkesi çivi sandığını’ tescillemiş olduğunu,

<ı>& <ı>İşlek blog kategorisine benzettiğimiz Habur sınır kapısı gibi hareketli bu blog’u , sitede <ı>iki aylık olmasına rağmen, nasıl olup da blogcu’muzun keşfettiğine şaştığımızı,

<ı>& Blogculuk yolu ile <ı>köşe yazarlığı kapmayı hayal edenler veya bu hayalle teselli bulanların artık bu işe ‘Fantezi’ gözle baktıklarını, ayakları suya erenlere bakıp bakıp: ‘ Vay canına sayın seyirciler’

deyip, köşe yazarlarının camlı kapısından))) kıs kıs güldüğümüzü, kendi göbeklerini kendileri kesenlerin, <ı>ellerini çabuk tutarak mahsullerini harmanlayıp <ı>kitaplaştırarak akıllı iş yaptıklarını,

<ı>& Blog’cunun suyu ısınıyor mu vesvesesiyle irkilenler, sitedeki yapıtlarını CD’lere aldıklarını, ‘Site, aniden <ı>kapanıverirse!’ kaygısı taşıdıklarını, akıllarda eski örneklerin unutulmadığını,

<ı>& Sevgili blogcu arkadaşı İstanbul’a geldi diye yazısını ‘Blog’ kategorisinde yayınlatan bir blogcumuzun bu hüneri nasıl kazandığını <ı>merak eylediğimizi,

<ı>& Bu hünerlinin, arkadaşını yedirip, içirip, hoş manzaralarla uykusunu getirtip romantizmin mum ışıkları ile ağırlarken, adalara, modalara faytonlara, toplantılara gittiklerini, üç mum yakıp, keyiflerine baktıklarını, ah ne kadar özledik, ah ne kadar sevindik diye diye birbirlerine, <ı>durup durup hasretle sarıldıklarını, hemhal olduklarını,

<ı>& İnsanlar, bir araya gelip hoş vakit geçirebiliyor ve mutlu bir romantizm yaşıyorsa, bu hakların, diğer kategorilerde yayımlanması gerekiyorken , ‘Blog’ kategorisini seçilmesinin ‘<ı>Fuzuli işgal’ manasını taşıdığını, koskoca yazıda, ‘Blog’ <ı>kokusunun bile bulunmadığını,

<ı>& Sitemizde, akılcı bir teklifle ‘<ı>Altın günü tertipleyelim’diyenlerin, son ekonomik kriz sonrası bu işte kazandıklarını, başkalarının bu işe pek yanaşmadıklarını, şimdi de pişman olduklarını,

<ı>& Blog, bir buluşma ve arkadaşlık sitesi <ı>değildir.Yazı konusu çıkarmak da değildir. İnsanlar bir araya gelip buluşuyorsa, eğleniyorsa, görüntüleniyorlarsa, bunları neden yazıp çizerler burada, anlamıyorum! Kimin saçı başı güzel, kim kimle göbek attı eğlence buluşmalarında’ diyerek bloğunda yazı yazan bir bayan bloggerin ‘Sadece meraktan sordum’ dediğini,

<ı>& Yukarıdaki şahsın, önerileri de olduğunu, buna göre bloglarda: ‘Kim kiminle, nerede, nasıl eğlendiğine dair sayfada blog yeri açılmasını dilediğini, anlaşılan burayı ‘<ı>Chat’ sayfasına çevirmek istediğini, sosyal hayatı tanımak istemeyen bu kişinin hayatını, tuttuğu aynadan bize, böylecene aksettirdiğini, <ı>ört ki, ölem! dediğimizi,

<ı>& Bizim bu sayfalarda yaptığımızı özetlersek, eski defterlerdeki yorumları tekrar makineye koyarak, ikinci defa <ı>kıydığımızıN. Hocanın, tavuk suyu çorbasını, sofrasından kasesiyle kaçıran adamın peşine düşerek kaçmakta olana, elinde ekmekle arkasından koşarken bağırdığı gibi bizim de: ‘<ı> Biyo bandırsaydım’ diye seslendiğimizi,

<ı>& <ı>Az okunmanın sırrını öğrendikten sonra sıranın ‘Nasıl <ı>çok okunur?’a geldiğini, buna göre de<ı>:1- Konuyla ilgisiz olsa da epey <ı>erotik bir resim bul ve koy<ı>.2- ‘Yazımı niçin okumadınız’diyerek arkadaşlarının ensesinde boza pişirerek <ı>baskı yap. 3- Bu çıkışlarını da <ı>gün aşırı şiddetlendirmeğe bak! 4- Yazını çoğalt ve arkadaşlarına ve ‘sana özeldir’ notu ile yolla.<ı>5-Gelen mesajlara hemen cevap verme. Merak edilir <ı>ve tekrar tıklanırsın. 6- Evdekilere ucuz PC al ve seni tıklasınlar <ı>7- Mahalle çocuklarına şekerle birlikte <ı>tık adresini ver, sıkısıkı tembihle.<ı> 8- <ı>Sık sık sevgili edinin. Sevgiliniz bloğunuzla ilgilenir. Onlar da çevre dostlarına bildirir<ı>. 9- Sevgilinizden ayrıldınız. Telaş etmeyin. Arada ona, <ı>yenisinin sinyallerini verin.Eskisi ve yenisi durumla <ı>ilgili kalacaklardır. Böylece eskisi, yenisi derken tıklarınızın çoğaldığını göreceksiniz’ diye akıl öğrettiğini, küçük dilimizi de yuttuğumuzu,

<ı>& 200’ cü bloğu şerefini, şiirle de kutlayarak: <ı>‘Şu blogcu dedikleri / Kimi uçuk, kimi kaçık / Kimi yazar açık açık / Kimi köfte, kimi sucuk / <ı>Kimiderdi senden alır / Kimi derdi yardan alır / Kimi yarı yolda kalır / Döne gideblogcular/ <ı>Kimi karıştırır ortalığı / Sıvışır <ı>kestirmeden / Tam köşeyi dönerken/ Tanırız takkesinden ‘ diye seslendiren bir bayan blokcumuza, <ı>cevaben de: ‘ Kimi yazar yaldız yaldız / Enişten bıktı baldız / ….’da gezinirken/ Kafayı yedi bizim kız’ diyerek <ı>‘Atışma’ yaptıklarını,

& Bir <ı>acar bayan blogcumuz, <ı>‘Tav oldum birisine’ diyerek gönlünü birisine kaptırdığını, Ve‘Tav olmam kolay kolay, <ı>oldum, ama ne yalan söyleyeyim’ dediğini, aldığı yorumun da ilginç olduğunu ‘Koskoca İzmir’ in ‘<ı>Tavolmak’ deyimini tam tersi anlamına kullanıyor olmasını ilginç, denildikten sonra, hadi ayçiçeğine <ı>‘çiğdem’. <ı>Simitle gevrek aynı şey, inandık.Ama şu TAV nedir? Dediğini,

<ı>& Tam 20 ay sonra blog kategorisi ile tanışabilen bir bayan blogger’imizin ‘<ı>Şıpın’meseleyi çözerek blogda aşamayı şöyle tarif ederek başarının sırrını verdiğini, ‘ ‘Çok okunayım kaygısı duyma

Özelim, güzelim, deme.Tutkun ol. İçten ol’ dediğini,

<ı>& Emekli bir öğretmen ‘Bir yandan gerçek kimliğimiz, bir yandan sanal kimliğimiz. <ı>Sanal ve gerçek yorum çatışıyor. Nerede duracağımı bilemiyorum. Biz neyiz? Biz kimiz? Aşık oluyorum rol gereği, cinselliğe karışmış bir kadın ardından. Bakıyorsun mod’da bir değişiklik ‘ Kar, buz ve dolu. Üşüyor duygularımız’ diyerek veciz bir şekilde aklı başında bir tahlilde bulunduğunu, bu yazının <ı>220 hit almasına karşın tek bir yorum almamasına şaşırdığımızı,

& <ı>'Erken yanan ocak küllü olur' misali, erken kalkan, yani çabuk davrananın, blog kategorisinde uzun müddetkalabildiğini, bunu teminen de, bloglarda uzun soluklu olmanın, gece yarısından sonraki <ı>ufak saatlerde blog yazısının postalanmasından geçtiğini,

<ı>& İsteklerin hiç bitmediğini, blog’da ‘Magazin hattı, <ı>övgü hattı, yerme hattı, ’nın yanı sıra, şimdi de ‘Blog <ı>Pazar <ı>eki’olsa denildiğini,

<ı>BİLİYOR MUYDUNUZ ?

 
Toplam blog
: 1616
: 918
Kayıt tarihi
: 13.08.06
 
 

Hayatın dikenli yollarından geçmenin  sırrı, aralarından çabuk geçmektir. Ümit, naylon çorap giyd..