- Kategori
- Gündelik Yaşam
Şimdi sen kalkmalısın...

Giymelisin cicilerini.... Takma-ma-lısın şapkanı bi seferlik... O sevmediğin
güneş biraz saçlarında gezinmeli... İnmelisin ya da çıkmalısın denizin
kenarına... Şöööyle bir bakmalısın güneşli İstanbul'a... Bi kez daha
sevmediğini sanmalısın güneşi... Ama bir bilsen güneş ne yakışıyor sana... Ve
bir bilsen sen bunun nasıl da farkında değilsin...
Ellerinin de titreyişi hep bundan... Görünür olmanın da... Bi barışsan şu
evrenin en büyük yıldızıyla, hallolacak bütün sorunların...
Geceden korkunun da, sabahtan nefretinin de ve herşeyin cümle içinde bu kadar
basit kullanılıyor sanman da hep bundan...
Oysa ki hiç bir kelime -acıya dair- kolay kullanılamaz cümle içinde...
Bi farkında olsan aslında senin gözlerinde bile O'nun ışınları var...Bi
farketsen... "Yüz yıllık" yalnızlığın da "yüz yıllık " uykusuzluğun da geçecek...
Ruhların müteşebbisliğinden değildir kolay konuşmak.... konuşmayınca
patlayacak gibi olmaktandır....
Cümleye başlayıp sonu getirememe fikrinin, kayboluşla bir olduğuna
inanmaktandır...
Hiç denemedin ki senelerdir kendinle ilgili , adam akıllı konuşmayı...
Bu yüzdendir kendini bulamaman... durmadan araman... aradıkça daha da kaybolman....
Ve aslında biliyo musun? Güneş'le bir anlaşma yapabilirsin sanki...
O sana sıcağını vermez, sen ondan nefret etmezsin....
Ama şimdi sen kalkmalısın...
Cicilerini giymelisin..
Binmelisin bir otobüse...
Belki bir arkadaşınla sinemaya gitmelisin...
mart2006