Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Nisan '10

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Sinir bozan yaşam ayrıntıları

Gündelik hayatımızda yaşadığımız, yaşarken belki farkına vardığımız, belki varmadığımız, ama benim sinirlerimi alt üst etmeye yeten yaşam ayrıntılarından bazıları:

***Mağazalarda büyük bir keyifle, adeta kendinizden geçmişcesine ürünler arasında gezinip, onlara dokunup, almasanız bile bir alışveriş manyağına yaraşır biçimde ürünlerin herbir tarafını incelerken, " bir an önce mağazamızı terk et "dercesine tepenize dikilip, " yardımcı olabilirmiyim" diyen reyon görevlisinin "hayır teşekkürler" cevabınıza rağmen tepenizde dikilmeye devam etmesi...

***Minibüs ya da otobüse bindiğinizde, hiç kimseyle bir kelime dahi konuşma modunda değilken, kafanız bir takım önemli şeylerle meşgulken, yanına oturduğunuz yaşlı teyzenin daha oturur oturmaz size kendinizi oltaya takılmış balık gibi hissettiren sevecen bakışı ve ardından gelen "gençlerde saygı diye bişey kalmamış evladım, az önce torunum yaşında çocuğun tepesinde dikiliyorum da gel otur teyze demiyor, zaten dizimde eklem romatizması var, al inanmazsan elimdekiler röntgen filmleri hastaneden geliyorum, olmaz ki, benim de torunlarım var ama inan ki pırlanta gibiler, ikisi oğlumdan bi kız bi erkek, diğeri yani büyük olan kızımdan, çok zeki Fen Lisesinde okuyor......."ve bitmek tükenmek bilmeyen cümleler dizisi...

***Pazarda, kafanızda matamatiksel hesaplamalar yaparak (evdeki aile fertleri x bir kişinin yiyebileceği azami dolma miktarı=almam gereken dolmalık biber sayısı) ve aynı büyüklükte olmalarına özen göstererek, sayarak, ölçerek, biçerek seçtiğiniz dolmalık biberlerinizi tartması için kendisine uzattığınız pazarcının, biberlerinizi tarttıktan sonra " 1 kiloya tamamlayım mı abla?" derken daha cevabınızı beklemeden poşete bir miktar daha özensiz, seçilmemiş biberi dolduruvermesi...

***Doktora halsizlik, mide bulantısı, baş dönmesi gibi bir takım şikayetlerle gittiğinizde, günlerce süren tahlil, röntgen, ultrason, tomoğrafi vs. maratonunun ardından, elinizde bir yığın kağıtla, baştaki şikayetleriniz iki üç misli artmış bir vaziyette tekrar doktorun odasına gittiğinizde, doktorun büyük bir ciddiyetle kağıtları inceleyip, merakla bekleyen size dönerek " bütün sonuçlar normal, rahatsızlığınız büyük ihtimal strese bağlı" teşhisini koyması...

***Kapınıza gelen ve kapının ardından "kimoo.." sözcüğünüzü duyar duymaz, ciddi bir misyon yüklenmişçesine ciddi bir ses tonuyla " açarmısınız lütfen, ağız ve diş sağlığı konusunda bir araştırma yapıyoruz da " diyen ve kibarca gönderme kaygısıyla " hayır müsait değilim" demenize rağmen " fazla zamanınızı almam, bir iki soru..." diye kapınıza yapışan diş macunu satıcılarının çileden çıkaran ve artık " ses çıkarmasam gider heralde" diye salakça düşündüren ısrarları...

***Zayıf bir insan olarak, arkadaş ortamlarında sizi dışlayan, potansiyel suçlu ilan eden, hatta zaman zaman sizi balkondan aşağıya atmayı düşündüğüne inandığınız arkadaşlarınızın bitmek tükenmek bilmeyen diyet reçeteleri, zayıflama karışımları, aç karnına maydonoz suyu gibi mide bulandıran önerileri ve sizin reçetenizi öğrenebilmek için sizi konuya dahil etme çabaları, "aslında sende biraz kilo alsan iyi olur" sözleri altında yatan hayıflanma psikolojisi ve bunların sizde bıraktığı yanlızlık ve psikolojik çöküntü...

***Dilenciye ya da satıcı çocuklara para vermediğinizde içinizden "sen kötü kalpli bir insansın hatta kalpsizsin ne olurdu versen yani " diye çığlık atan içsesinizin size kendinizi Erol Taş gibi hissettirmesi ve doğru yaptığını söyleyen içsesinizle oluşan Hulisi Kentmen'in Erol Taş'la verdiği kavga esnasında dalgınlıkla görmediğiniz bir arabaya çarpılmaktan kıl payı kurtuluşunuzun ardından, şoförün toplumsal bir meseleye kafa yorduğunuzu anlamaksızın size "önüne baksana.." diye bağırması...

Bu ve buna benzer bir sürü traji komik ayrıntılar yaşıyoruz gün içinde hepimiz. Belki de bunlar normal ben de bir anormallik söz konusu. Aklıma daha o kadar çok yaşam ayrıntısı geliyor ki, belki devam niteliğinde yazarım daha sonra.

Gülümseten ayrıntılarda buluşmak dileğiyle...

 
Toplam blog
: 47
: 793
Kayıt tarihi
: 17.10.09
 
 

Yaşıyorum, yaşadıkça öğreniyorum, öğrendikçe düşünüyorum, düşündükçe çözümlüyorum, çözümledikçe y..