Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Kasım '06

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
2614
 

Spirituel yolda ilerlemek

Spirituel yolda ilerlemek
 

Hayat insana ilginç dersler veriyor. Eğer bu dersleri görmezsek yoğun acılar yaşar ve “Neden ben?” sorusu ile kendimizi içe dönük bir kaoslar zincirinde buluveririz. İşte bu noktada, her çözümü denemiş ama yol bulamamışsak, nedenlere çok fazla takılmadan bir teslimiyet yaşamamız gerekiyor. Zira rüzgara karşı savaş vermek anlamlı değil. Ne kadar güçlü bir zihin gücü kabiliyetimiz olsa da dışımızdaki evrenin gücü kısıtlılığımız göz önünde bulundurulduğunda kaçınılmazdır. Bu güç bize doğduğumuz günden bugüne bir plan içinde hareket etmemiz için gerekli her şeyi sunar. Sunulanlar bize her zaman hoş tatlar vermez ama bu onların bizim zararımıza olduğu anlamına da gelmez.

Ruhsal yolda ilerleyen kişi ne kadar çabuk bu farkındalığa ulaşırsa, o kadar tez yaşamını kolaylaştırabilir. Çözümsüz bir hadise yoktur çünkü, farkındalıksız olaylar vardır. Şayet bir ayrılık yaşamışsanız, ihanete uğramışsanız veya bir ölüm hadisesi ile yaralanmışsanız, bunların hiçbiri yaratıcının size karşı olduğunu veya kötü bir talihinizin/kaderinizin olduğunu göstermez. Asıl bu olaylar sizin tekamül seviyenizin yükselmesini, ruhsal yolda ilerlemenizi sağlar.

Bir kişi başına ağır olaylar geldiğinde, bunun ‘imtihanı’ olduğunu anlayana ve farkına varana kadar tekrarları gelir. Bazen dikkat eder şaşar kalırız “gene benzeri bir olay yaşıyorum, ben nerede yanlış yaptım?” der kendimizi sorgular; hatta yargılarız. Bazen de hiç farkına varmaz sürekli acı çeker, çözüm yollarını olmadık yerlerde ararız. Şayet dişe diş, göze göz dersek burada en büyük yanlışı yaparız ki bu bizi spirituel yolda bir adım geriye götürür.

Okuyanlardan bazıları diyecektir ki; bana bunca yapılan; başıma bunca gelenden sonra, sessizce ne olursa olsun deyip ‘onu’ durdurmayacak mıyım? Yapılanlara müsaade edip seyirci mi kalacağım? Elbetteki hayır! Bizler yapılan haksızlıklara/başımıza gelen kötülüklere seyirci değil, neden kaynaklandıklarını çözmek için alternatifler düşünen, gözlemci bir tutum takınmalıyız. Şunu sorabiliriz örneğin: Bu başıma neden gelmiş olabilir? Eğer karmaya inanıyorsanız, “karmik” olduğunu; yok şayet inancınız vahye dayanıyorsa, yaratıcının sizi sınadığını bir kez olsun düşünebilirsiniz. Veya Ateist,teist,olabilirsiniz.Tabiat evren size ne diyor? Kendi düşünce ve eylemlerinizle bir tepkiler zinciri içinde yaşadığınızı görmeniz güç değildir. Özetle ‘farkındalık’ hayatımızı daha tutarlı bir zeminde sürdürebilmek adına çok önemli bir anahtar kavramdır.

Neye inanırsanız inanın; ister doğaya, ister bir yaratıcıya, hak dinine; farklı dinlere, ya da putperestliğe hepimiz bir ruhsal yolda ilerliyoruz. Bir dindar da tıpkı bir ateist gibi acı çekebilir keza bir ateist de bir dindar kadar mutlu olabilir. Pek çok görüşü benimsemiş bir insan olabilirsiniz ama, bu görüşler sizi sıkıntı çekmekten veya mutlu olmaktan kesinkes alıkoyamıyor olabilir.

Doğum ve ölüm her canlı içindir diğer fonksiyonlar gibi… Aslında arada bir fark yoktur. İnsanlar da doğanın ve diğer canlıların bir parçasıdır. Sadece bilinçleri, inanışları, kültürleri farklıdır. Böyle olması da kaçınılmazdır. Derslerimizi anlayabilmek için öfke, kızgınlık, isyan yerine sabırla beklemek, gözlemlemek en akıllıca yoldur. Bu yolu bulana kadar kendimizi yormak tüketmek karşılık vermek isteriz ve veririz de...

Oysa hayat, eninde sonunda farkında olmamız için, bize fırsatlar sunar. Bunları armağan olarak görmek bize yepyeni bir kapı açacaktır. Bu kapı açıldığında artık bilgelik basamaklarına doğru giden yolun başına gelebilmişizdir. Bu yani bilgelik, o kadar kolay erişilecek bir mertebe olmadığı gibi aslında doğru yöntemle farkında olmadan da edinilebilir.

Zen şöyle der: “Hayatın içinde ol, hayatta yanlış bir şey yoktur. Eğer bir şey yanlışsa o sizin bakış açınızdan dolayı böyledir.”

Yaşamı olduğu gibi kucaklamak ve olayları bazen akışa bırakmak gerekebilir, zira bakış açımızı değiştirebilmemiz için önce ‘fark etmemiz’ gerekecektir. İyi bir ışık savaşçısı onurlu davranışlarıyla diğerlerinin arasından sıyrılır. Onun silahı bilgidir kalkanı ise bilinç… Belki günlük hayatta bize, bazen çiçek böcek, bazen bir astrolog ya da danışman, bilim adamı; kimi zaman bir kitap rehber olabilir. Ama asıl gelişime katkıda bulunan etkenler, bizzat yaşanan deneyimlerdir.

Minik bir kuşun ölümü, sevdiklerimizin ihaneti, iflaslarımız, maddi sıkıntılarımız, üniversite sınavını kaybetmiş olmamız, aşık olduğumuz kişi tarafından aldatılmak aslında ruhsal gelişimimizde yardımcı olmak için, Allah’ın hazırlamış olduğu planın parçasıdır. Bu planı ne kadar iyi algılarsak o kadar huzur bulur ve neşe ile yol alırız. Neşe günümüzde pek çoğumuzun unuttuğu bir kavramdır. Oysa neşe bize yaşam derslerindeki teneffüste en yakın arkadaş olabilir.

Burada akılda tutulması gereken bir nokta da var ki göz ardı edilmemesi gerekir. Dünyadaki diğer canlılar da bize tekamülümüzde yardım eder. Onlar evrenin yaratıcı gücünün, bize ve planlarımıza verdiği yardımcılardır. Bunlar bitki, hayvan, taş olabilir. Onlar da birer enerjidir ve kendi dünyalarında kendilerine göre bilinçleri vardır. Biz farkında olmasak da örneğin köşe başındaki ağaçtan, çok ta güzel olmayan sesiyle bir karganın dikkatinizi çekmesinin amacı, sizi o an yaşadığınızdan çıkarmak için olabilir. Ya dikkate alır o düşünceden sıyrılır veya o düşünce okyanusunda boğulmadan nasıl yüzerim hesabını yapmaya devam edersiniz… Bir çok nesne için de aynı şey düşünülebilir. Belki de taktığınız kolyeniz yıllar sonra size neden aldığınızı anlatabilir. İşte rehberleriniz; işaretler, olaylar, değişik rollere bürünmüş yakınlarınız beslediğiniz evcil hayvanlarınız, doğanın süsleri doğal taşlar, danışmanlarınız, hastalıklarınız, doktorlarınız, şifacılarınız, kitaplarınız ve daha binlerce yardımcı.

Bir sabah uyandığınızda yanı başınızda duran eşiniz yoktur artık. Burulursunuz çünkü onu kaybetmişsinizdir. Oysa ister hayatta olsun isterse olmasın onu kaybetmediğinizi anlamanız gerekir. Anlayana kadar kayıplar yaşarsınız. Kimi zaman çok güvendiğiniz bir yakınınız, hatta çocuğunuz sizin baş düşmanınıza dönüşebilir. Kabullenmek istemezsiniz. Ama kabul ettiğiniz an düşmanlık ortadan yok olup eriyiverir. Bu kişilerin rolleri ağırdır, sizin gelişiminiz için zor bir görev üstlenmişlerdir. Algılarınız ve bilinç boyutunuz oranında yaşam sınavlarınızı hafif atlatırsınız. Sizi üzen, yoran, acı çektiren varlık, görevini yerine getirene kadar çalışır çabalar. Eğer yüksek farkındalık düzeyine erişmişseniz ona sessizce teşekkür eder; kızgınlık, öfke, hüzün dolu, hatta intikamcı düşüncelerinizi zihninizden siler ve yoluna devam etmesi için onu özgür bırakırsınız

Olaylar, objeler, yaşamımızdaki insanlar ve diğer canlılar bizi yolunuzdan alıkoymak için değil, yolumuzda sağlam taşlara basmamızı sağlamak için vardır. Aslında yaşadıklarımız bize özel birer armağandır. Olumlu hadiseler de olumsuz olaylar ve varlıklar da hatta elde edilmiş yanlış bilgiler de... Yaşamımızda her şey planlıdır buna inanıp inanmamak ise bize kalmış...
resim:libertyseed.org/

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazınızı beğenerek okudum ve yazıda geçen bazı noktaları da hayatımda az çok sizin belirttiğiniz şekilde uygulmaya çalışsam da bazen başaramadığımı söyleyebilirm, mesela alttan 2. paragraftaki ilk üç cümlenizi biraz daha açabilir misiniz? Yitirdiğimiz birinin kaybedilmemiş olması nasıl mümkündür? Ayrıca sizin "yüksek farkındalık" diye bahsettiğniz şeyin sonucunda yapabileceğimiz şeyler, dinde de yeri vardır, mesela nasıl bir kişi yüksek farkındalığına erişebilir? Bazen hayatı olduğu gibi bırakma ile, kadercilik arasında ilişki kurulmuyor mu aynı zamanda? Cevaplar için teşekkürler.

Arek 
 15.11.2006 9:44
Cevap :
Merhaba, benim görüşüme göre yitirilen bir beden! aslında,bilinç asla kaybolmuyor Tabii burada çok uzun izahat mümkün değil,Yüksek farkındalık ise herşeyin ''bir'' olduğunu kabul eder ve egolarımızın dengede tutabilirsek,buna erişebiliriz.Ben hayatı olduğu gibi bırakmadan değil bilhassa mücadelen söz etmek istemiştim.Demekki yazımda net ifade edememişim,Kader veya plan inanışa göre değişir.Ben yaşamda,zihini,aklını kullabilen her insanın,hepimizin kaderi kendimizin (ölüm ve doğum dışında)yönlendirebileceğimizi düşüyorum O sebeple kişisel gelişimciyim ve insanlara başarı,motivasyon zihin kullanımı vb öğretiyorum Kısaca inandığım bir düşüncenin,mesleğini de yapıyorum aynı zamanda.Ama hiçbir kimseye kadercilikle yaşa demiyorum sadece,kimi zaman elimizde olmayan olaylara üzülmek yerine,eğer elimizden geleni yaptığımıza inanıyorsak Yaşam derslerini, görmeliyiz demek istiyorum. Ben teşekkür ederim Başarmanız için ise,evrene kucak açın o da size açacaktır Saygılar  15.11.2006 18:23
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 113
Toplam yorum
: 183
Toplam mesaj
: 48
Ort. okunma sayısı
: 5153
Kayıt tarihi
: 11.09.06
 
 

Kişisel gelişimde, düşüncelerin kullanımını sanat gibi gördüğümden, 1986yılından itibaren çok sevdiğ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster