- Kategori
- Kültürler
Tümevarım!

Matematiksel bir yaklaşım ya da formüle edilmiş teoremler üzerinden bir açılımla zihninizi bulandırmak niyetinde değilim...
Yaşadığımız ya da yaşatılmaya çalışılan hayatın bireyler üzerindeki bıraktığı izleri takip ederek nerede toplandığını tespit etme gayretindeyim...
Anlamak için çaba sarf ettiğim kavram Güncelden yola çıkarsak; Ayşe türban takıyor, Ayşe'nin annesi'de türban takıyor, ablası türbanı baş örtü gibi biçimlendiriyor ama türban olarak adlandırmak mümkün, komşusunun kızı ve annesi'de türban takıyor, teyzesi ve halası da türban takıyor, oturdukları mahalle de türban takmayanlar, takanlara göre az oranda ve geriden gelen değişim süreci gösteriyor ki, onlarda bir süre sonra türban takacaklar..! Kullandığım -yor ekinin şimdiki zaman vurgusunu netleştirdiğini varsayarsak, fiil ve özne gurubu da netleştiğine göre; Geldiğimiz nokta sonuçlar üzerinden konuşmak olduğu için, eğer bu bir " Tümevarım " durumuysa, nedenleri üzerinde kafa yormanın daha net tespite ulaştıracağına inanıyorum. Örneklemede özne olarak kullandığımız Ayşe'yi gözlemlediğimizi varsayalım... Yaşadığı alan içerisinde hemcinslerinin tamamına yakını bu davranış/yaşam halini sürdürürken, gördükleri saygı-sevgi-ilgi ya da huzur ve rahatlık ne derseniz deyin; "Hııım, demek ki benim de tercihim bu yönde olmalı " diyerek, gözleminden ve uygulamasını güncel hayatına aktarırken de kendinden son derece emindir. Veya... Karşı cinsinin bu davranış bütünü içerisinde olduğu takdirde ona/onlara sağladığı hayat tarzının işleyişini gözlemlediğinden; " Hııım, demek ki benim de tercihim bu yönde olmalı " diyerek doğruluğunu kabul etmiş, gözleminden ve uygulamasını güncel hayatına aktarırken de kendinden son derece emindir. Veya... Ama hemcinsinin ama karşı cinsinin, onun hayatını idame konusunda seçeneklerini belirlerken, aksi yönde tercihlerin, sosyal ve/veya ekonomik olarak planladığı hayatın idam (e) şeklinin yarattığı korku ya da endişe sebebiyle; " Hııım, güncel-çağdaş-modern-abartısız-marjinal olmayan, bireysel olarak kendimle barışık bir ruh halini karşılar nitelikte, özgün, beni yansıtan, öz kültürümden uzaklaşmadan, belirli bir çıkar dayatmasının yaklaşımını reddeder bir tavır/davranış biçimini benimsediğim takdirde, bu beni çıkmaz sokakta tek başına güvencesiz bırakacak " diyerek doğruluğunu kabul etmiş, gözleminden ve uygulamasını güncel hayatına aktarırken de kendinden son derece emindir. Veya, veya, veya... Nedenler kendi içerisinde o kadar çok alt başlığa sahip ki, kolaycılığın getirdiği yaklaşım sebebiyle, sonuç üzerinden hareketle, konu üzerinde oluşan/oluşmuş kesin (?) yargının yarattığı açmazı aşmak da gün geçtikçe zorlaşıyor... Ayşe'ye sorduk, ben kendim isteyerek, kendi gözlem ve kararlarıma dayanarak, bu davranış ya da hayat tarzını seçtim, dedi...(Ne diyecek ti..?) Bunu söylerken; Nedenini ya da neden altındaki alt başlıkları da yüksek sesle dile mi getirecekti, sonra da hayatını nedenler ya da alt başlıkların arasında yaşamak zorunda olduğundan; " Hıım ki ne hııım, hay çenem tutulaydı da etmeyeydim o lafları, ne yapacağım ben şimdi " diyerek, büyük bir çoğunluğun yoksun olduğu güven duygusunu hepten kaybedip, "Tıpa tıp" duruma "Tıpış tıpış" mı gidecekti... ...........................? Sadece bu gözleme dayanarak ya da gözlemlediğimizden emin olduğumuz örneklemeye dayanarak başka mahalle-köy-kaza-kasaba-kent-şehir-büyük şehir-bölge-ulus hatta uluslar böyledir diyebilir misiniz? ............................? Eğer diyebiliyor ve uygulamada da böyle ise; O zaman bu konuda büyük ölçekte bir " Tümevarım " söz konusudur... Yani? Sonuçlar üzerinden birbirine yabancılaşarak bir yere/yerlere varamıyorsak ki mümkün değil, nedenler üzerinden yola çıkarak, sorunları tek tek aşarak, ideal anlamda bir " Tümevarım " yakalamak mümkün müdür? Mümkün mü? Osmanlı imparatorluğunu yıkıma götüren en önemli etkenin; "Sonuç" üzerinden, "Neden" sorgulamasını yapmadan, günü kurtarmanın "Ehveni Şer" olmasından hareketle, almış olduğu kararların ve nihayetinde sonuçlarının sürüklediğini üç aşağı beş yukarı hepimiz biliyoruz... Türkiye Cumhuriyetinin kurulması ve kurulmasının olmazsa olmazı, "Kurtuluş Savaşı", sonuçların nedenleri üzerinde yapılmış ince tahlil ve analiz üzerinden alınan kararlarla başarıya ulaşmıştır ki; Tüm dünyanın parmaklarını ısırmak bir yana, adeta yercesine kıskançlıkla seyrettiği bu başarı hikayesi, Türk Halkının "Tümevarım" anlamında, tüm dünyaya "Beşeri Bilimler" açısından ders olarak okutulması gereken bir durumdur... O zaman olup da şimdi eksik olan ne..? Güzel, sonuçlardan değil nedenlerden sohbet edebilir hale gelirsek, sonuçlar başkalarının istediği gibi değil bizlerin idealize ettiği gibi gerçekleşir, biraz az- biraz fazla ama bize ait olur... Radikal birkaç örnek verelim..! Adolf Hitler; Alman megola idealinin sapkın diktatörü ve yakın dünya tarihinde tekrarı kabus kabul edilebilecek mezalimin önderi. Hitler de " Tümevarım " Çelik..! Bu kıymetli madenle "Araba, tencere, tava, bina, ......................." yapmak da mümkün, "Tank, top, zırhlı, tüfek, bomba, ............." yapmak da mümkün. O dönemde bu çelik stokunun, ne amaçla, o yoğunlukta talep edildiğini satanlar bilmiyorlar mıydı..? Nüfusunun ve hatta Avrupa’nın tamamına, 50 yıl her türlü "İnsani" sanayi ürünü karşılayacak ölçüde bir çelik alımını yaparken, satanlar > Hitler'in planladığının, Avrupa'yı insani sanayi ürünleri ile değil, "Harp/Şeytani" sanayi ürünleri ile deli divane ya da delik deşik edeceğini bilmiyorlar mıydı..? Pek tabi ki biliyorlardı..!Peki, ola ki Hitler bu megola idealini başarıya ulaştırsa idi; Bu günkü dünya otoriteleri, Hitler'den; Sapık/Sapkın bir diktatör diye mi, Alman Nasyonal Sosyalizminde "Tümevarım" başarısının mimarı diye mi, konuşuyor ya da takdir belirtiyor olurlardı..?................?Stalin; Hitler'den farklı olmasının sebebi, karşısından ateş eden olmak dışında bir açılım sunmuyorsa; Sovyet Rusya'sında uyguladığı iç politikalar sebebiyle farklı adlandırılsa da, sapkın diktatör, hastalıklı bir beklenti içerisindeki "Tümevarım" yaklaşımın sahibi değil miydi..?................?George W. Bush; Öncesindekiler ve örneklerin dönemi ve sonrasındaki gelişmelerde yer alan farklı aktörlerde dahil, farkı ne..?Farkı; nedeni kendi yaratıyor, sonuçlarına katlanacaksınız diyor, her hangi siyasi-politik megola ideal peşinde değil, dünyadaki ekonomik düzenin hakimi olmak istiyor, yöntemlerinde iki seçenek öne sürüyor...Bağımlık ya da Bombardımanlık..!Bunu yaparken her ne kadar ortağı gibi görünse de aynı zamanda rakibi A.B. ile istediği seviyede dost, istediği seviyede düşman oluyor. Dostluğu paylaşırken, düşmanlığı onun paylaşmak istemediklerinde paylaşılacakları azaltarak yapıyor.Rusya/B.D.T, Çin, Japonya zaten bağımlı... Ama sonuçta
*********************************************************************************************Bu gün 10 Kasım, en derin yasım... Türk Ulusunu; Paramparça, yok kabul edildiği bir kara parçasında, Tüme vardıran o özel insana...Bütünleştiren değerhttp://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=5678210 kasım yaklaşıyor...http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=5768410 kasım yaklaşıyor, ikinci bölüm...http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=57840********************************************************************************************