- Kategori
- Siyaset
Türkiye Federal Cumhuriyetine doğru
Savulun Orta Doğunun yepyeni süper güç'ü geliyor.. Türkiye Federal Cumhuriyeti TFC, yani ingilizce ismi ile, " Federal Republic of Turkey, FRT " bugünlerde kuruluş hazırlıkları aşamasında olduğu Birleşmiş Milletler kulislerinde görüşülüyormuş…
Federal Cumhuriyet, Diyarbakır merkezli Türk kürdistanı, Musul merkezli Kuzey Irak Kürdistanı, Suriye'den şimdiden fiilen ayrılan kuzey Suriye Kürdistanı ile merkezi Anadolu ile Trakya Türkiyesinden müteşekkil olacağı , bilahare federatif katılımlarında düşünüldüğü Trakya, Anadolu ile Mezopotamya'ya içine alan Avrupa haricindeki Osmanlı sınırlarını hatırlatan bir süper Devlet oluşumun hazırlık aşamasında olduğu iddia edilmekte..
ABD'nin daha yeni atanan Dışişleri Bakanının ikide birde Türkiye ziyaretlerinin nedeni olarak da, Kuzey Irak Muhtar Kürt Devletinin de Türkiye Fedaratif yapısına kazandırılması çalışmalarının yürütüldüğü iddiaları yayılırken, Suriye'ye yapılması düşünülen Suriye halkını Hafız Eset diktasından kurtarmaya!!! yönelik milletlerarası müdahale gücünün oluşumunun da bu yeni Türkiye Federal Devletin oluşumuna bağlı olduğu iddialar arasında..
Bu iddia ve kulis dedikodularının menşei nedense ilk başta PKK lideri Öcalan planı içinde yeralmış gibi görünsede, ABD'nin bu konuda BOP nedeni ile bizlerden çok daha önde olduğunu var saymamız gerekiyor.
Çok uzun zamanlar önce değil daha 20 yıl önceleri Özal'ın ölmeden ( ya da öldürülmeden) önceki son 6 aylık süreci içinde bahsettiği "Bir taş ile 3 kuş vurma" olarak isimlendirdiği Musul-Kerkük ile Kürdi ve Türki Suriye kesiminin Türkiye'ye bağlanması planlarına nasıl da uyuyor değil mi? Gerçi böyle bir oluşum ve düşünceyi açıklayan ve ayrıca PKK-Kürt sorununa böylece kesin bir çözüm bularak verem olmuş Osmanlı değil; amma yenilenmiş Osmanlı Türkiyesi kavramını ortaya atan rahmetli Özal değil miydi?
Demek ki daha o zamanlarda siyasi dinamiklerin gereği apaçık ortada idi amma; Türk milliyetçiliği ve Atatürkçülük tüccarlığının ve takiyelerinin PKK çatışmaları vasıtası sağladığı Doğu Güney ve iç Anadolu'da mevcut tüm Kürt -Türk aşiret liderleri ve önde gelenleri ile pek çok Türk Ordu ve polisi-emniyet mensublarının yanında bazı da Türk siyasetinin önde gelenlerinin yüksek refahlarının devamı ve menfaat akışı statükosunun bölünmemesi yahut kesilmemesi için Özal'ın ölümü ile milletimiz, "bir taş ile üç kuşu vurmuş !" olmaktan milletçe kurtarılıp, 50 bin kişi daha teröre kayıp-şehit vererek ve kayıplarımızı omuzlarımızda şehitliklere ve mezarlıklara taşıyıp, sayısız devlet büyüklerimizin milyarlar - trilyonlarla kazanmalarını sağlamış olduk!!
Bırakın, Anadolu Selçuklularını ve Osmanlı imparakorluğunu Atatürk ile birlikte yeniden doğan Türkiyemizde hani herkes eşitti?, En azında ABD'deki gibi fırsat eşitliği vardı? Nerdee, Atatürk gitti eşitlik de kayboldu, hatüta bunların sözleri de düşünceleride Atatürk'ten sonrasında gerçek dikta, Milli şef dönemi yaşanırken ABD'nin eli ile Menderes ve NATO devreye girip tüm eşitlikler ailesel ve kişisel refahlarımız için satışa çıkınca Asker de kendi ulufesini, hakkını alma yolunu seçerek ihtilalle işbaşına gelip kendi vurgununu vurmayı tercih etmişti. Anladığınız gibi 1980 lere kadar zaten eşitlik falan yoktu. Üst kesimlerin halkı ve köylüyü sömürmesi de söz konusuydu zaten. 1982'de ise Özal isimli yanlız bir adam çıkagelince menfaatperestler elbirliği ile onunda üstesinden gelmişlerdi. Ama ondan sonrada Tarihsel gerçekler onların üstüne gelip, kurunun yanında yaş'ın yandığı Ergenekon ve Balyoz gibi davalarla doğru yada yanlış olsada, "Türkiye tarihinin büyük bir bölümü yargılandı değil; cezalandırıldı." dememizi gerektirecek külli değişimler yaşandı.
Ve herşey yine döndü dolandı, "tarih bir tekerrürden ibarettir!" sözcüğünü kanıtlarcasına bir taş ile 3 kuş serüveni tekrar karşımıza çıkıverdi.
Bu bir kader midir yoksa, yoksa bir lanet mi yahutta mantıksal aristo tipi bir sonuç mudur. İşte bunuda gelecek belirleyecek…