- Kategori
- Psikoloji
Uymak mı, uyumak mı?
Hayatı açıklayan, içinde bulunulan durumu özetlemede kullanılan iki önemli ayrıntıdır kavramlar ve duygular. Hangisi önce gelir, gelişir zaman içinde peki? Yanıtı bana bırakacak olursanız duygular derim elbette. Elbette ve mutlaka duygular tabi ya. Çünkü önce hisseder insan iliklerine kadar hisseder hem de. Bu içsel ve bireysel süreçte duygusunun adını koymaksızın, onu betimleme telaşından çokkkk uzaklarda hisseder, sadece hisseder. Şiddeti bilinmez bu hissin, öyle derin bir yerde hisseder ki kimseler duymaz. Gün olur hislerini, ruhunda türlü tatlar ve izler bırakacak olan o hisleri su yüzüne, bilincine ya da şöyle diyelim insan içine çıkarmak ister. Duygusunun da sahibi oranında sosyalleşmesini, kabul görmesini, bilindik aykırı olmayan bir kategoride yer alarak insanlarla iletişim kurmada aracı, temsilci olmasını arzu eder. Ve nihayet içinde can bulan, gelişen, ona ait, ondan beslenen o öznel harekete bir ad koyar diğerleriyle de bir olup. İşte tam da bu noktada kavramlar, insanlar, duygular bu üç bileşen karşılaşır, çarpışır, tanışır, paylaşır ve gruplaşırlar.
Sevgi, özlem, aşk, hayranlık, saygı, sevinç, heyecan, umut, korku, stres, kıskançlık, düşler, düş kırıklıkları, öfke, şefkat vb. ne çok ortak duygumuz var diyor insan sayamadıklarını da düşünerek. Ne çok kavram aslında doğru ifade etmek gerekirse yani ortak dil. her birimiz aynı ölçüde, aynı standartlarda yaşamıyoruz muhakkak. O halde ne denli benzer ki aydın ile aristokratın, erkek ile kadının, ergen ile yetişkinin, umuda dair deyişleri, tespitleri, tasvirleri. Zamana, tutumlara, inançlara, ortamsal özelliklere, kültüre, karaktere belki de genlere, olaylara ve muhataplara göre ayrı ayrı tecrübe edilen bu duygular nasıl oluyor da “seni anlıyorum” “o beni anlıyor” “ben de senin gibi hissetmiştim kendimi bir zaman” gibi cümlelerle bizi birbirimize yaklaştırıyor. Oysa her birey yaşadıklarıyla özel, yaşadıklarıyla biricik değil midir?
Evet, öyle ise neden bu kendi dışındaki bir güce, bir varlığa sığınma, tutunma ondan olma uğraşları? İçgüdüsel mi? Öğrenilmiş bir davranış mı? Bu sorular böyle uzarrrrrrr gider. Çünkü bu kaçışlar, bu dahil olma eylemleri, grup olmanın verdiği güven devam ettiği müddetçe bu sorular bu uyma, uyuma bu kolektif hata da devam edecek.
AYLİN ASLAN