Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Ekim '06

 
Kategori
Aşk - Evlilik
 

Ya beni de götür, ya da gitme...

Ya beni de götür, ya da gitme...
 

Gidiyor. Kalbini, ruhunu, beynini, seni sen yapan her şeyi de beraberinde alıp gidiyor. Geriye kalan posası kalmış bir sen, yaşamayan, artık bir yudum nefes alamayan. Ellerin, kolların bağlı; tek bir söz çıkmıyor dudaklarından. Uzaktan izliyorsun gitmesini. Gitme diyemiyorsun ona, gitmek istiyor. Ardında artık tanıyamadığın bir seni, kanadı kırık bırakarak.

‘Ya beni de götür, ya da gitme...’ şarkısı durmaksızın çalıyor yüreğinin yıpranmış pikabında. Dışarıda yalnızca bir ölüm sessizliği... Sessizliğin içindeki haykırışlarına ise tüm kulaklar sağır. Okuduğun bir söz aklına geliyor: Sessizliği dinginlikle karıştıranlar ancak aptallardır.

‘Seni’ unutup ‘gitmeyi isteyen o’nun adına düşününce seviniyorsun; çünkü üzdüğüne üzülse de seni, yapması gerekeni yapıp hakettiği yere gittiğinden içi içine sığmıyor belli, seviniyor. Onun mutluluğuna sen de seviniyorsun, iki damla yaş akıyor önce yüreğinden, sonra gözlerinden.

Gitmek... Sen de istiyorsun gitmeyi. Sıkıntılardan, kısır döngülerden, insanlardan en başta da kendinden çıkıp gitmek istiyorsun. Güçsüzsün, yapamıyorsun. Tek becerebildiğin, gidenlerin ardından boynu bükük bakakalmak...

Kalbin artık atmıyor. Nasıl olup da ayakta durabildiğine bile şaşırıyorsun. Yabancı bir sen var artık geçinmen gereken. O kim, bilmiyorsun. Nelerden hoşlanır, hatta bir şeylerden hoşlanır mı hiç bilmiyorsun.

Yalnızsın artık, o tanımadığın senle...

Blog Foto: Bill Brandt - 1952

 
Toplam blog
: 132
: 3374
Kayıt tarihi
: 09.08.06
 
 

Odtü mezunu; edebiyat ve sinema düşkünü biriyim. AFSAD’ta fotoğraf, Sinematek’te film yapımı üzer..