​ Yeni sol parti girişimi; "çerçeve metni" / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Aralık '09

 
Kategori
Siyaset
 

Yeni sol parti girişimi; "çerçeve metni"

Yeni sol parti girişimi; "çerçeve metni"
 

Sol kamuoyunda, son birkaç gündür, yeni bir sol parti oluşumu gündemi az ya da çok yer almaya başladı. Çok az kişinin ilk minik adımlarından beridir takip ettiği girişim, en son Alevi Bektaşi Federasyonu başkanı Ali Balkız’ın ve uzun dönemdir bir oluşum hazırlığı yapan 10 Aralık Hareketi ile mevcut siyasi partilerden SHP’nin de içinde yer alacağı haberleri ile birlikte daha dikkat çekici bir gelişme olmaya başladı.

Bu farklı noktaların kaynaşmasının hangi temelde, nasıl bir araçla sağlanacağını çok iyi bilemiyoruz. Ancak, oluşumun ilk itici gücü olan ve Ufuk Uras’ın girişimi ile oluşan Temas Heyetinin hazırladığı, geniş bir kesime çağrı ile sonlanan "Çerçeve Metin", az çok da olsa bizlere bir ipucu verebilir. Bu düşünce ile metnin özetlenmiş halini sizlerle paylaşmak istedim. Yazının sonunda metnin tamamına ulaşabileceğiniz web adresini sunuyorum.

Girişime dair fikirlerimi daha sonraki yazılarımda aktarmak istiyorum;

Çerçeve Metin;


Toplumsal adalet ve demokratikleşme için demokrat, eşitlikçi ve özgürlükçü bir siyasal hareket...


Türkiye’de, sözde kalmayan bir toplumsal adaleti temel hedef olarak kabul eden; milliyetçiliğe ve muhafazakarlığa hiçbir şekilde teslim olmayan; demokrasiyi sadece kendisi için değil, bütün toplum kesimleri için talep eden ve yaşatan demokrat/eşitlikçi/özgürlükçü bir siyasal harekete ihtiyaç var.


Sosyal adaletsizlik ve eşitsizliklerden mağdur olanların dayanışmacı ve adil bir Türkiye toplumu arzusunu; “etnik kimliği, kültürü, dili ve diniyle tek tip Türk milleti” dayatmalarına karşı çoğul, farklılıkların eşit beraberliğine dayalı bir toplumsal yaşam hedefini; yükselen muhafazakârlık ve cemaatçilik karşısında özgürlükçü ve demokratik bir Türkiye hedefini savunacak ve bunun öncülüğünü yapacak bir vicdan hareketine ihtiyaç var.

Çünkü;

Bugün iktidarda olan veya iktidara talip partilerin hiçbiri toplumun bu beklentilerine yanıt vermiyor.

Irkçılığa varan, aşırısından ılımlısına ya da utangaç olanına kadar uzanan geniş bir yelpazede milliyetçilik ve muhafazakarlık ‘makbul’ siyaset alanının birinci ortak paydasını oluşturuyor.


‘Makbul’ siyaset alanının ikinci ortak paydası, bütün toplumsal ilişkilerin piyasa mantığı içinde kurulmasını öneren, adaletsizlik ve eşitsizlik üreten piyasa ideolojisidir.
‘Makbul’ siyaset, kapitalizmin ürettiği sosyal eşitsizliği ve her türlü tahribatı insanlığın kaderi olarak gösteriyor.

‘Makbul’ siyaset alanının üçüncü ortak paydası ise demokrasinin toplumsal katılımı, tartışmayı ve müzakereyi içermeyen basit bir ‘temsili demokrasi’ olarak algılanmasıdır.

Bu egemen ve ‘makbul’ siyaset anlayışı karşısında vicdanlı ve adil bir siyasete, bir siyasal tarza ihtiyaç var. Çünkü adaletli ve vicdanlı bir Türkiye'nin, aynı zamanda iyi yönetilen, istikrarlı, güvenli ve demokratik bir Türkiye olacağına inanıyoruz.

O nedenle, demokratik ve özgürlükçü bir hareket, “sandıktan çıkmaya” önem verirken, demokrasiyi sandıkla sınırlamayan, her konuda ve her seviyede katılımı ve bunu mümkün kılan şeffaflığı da temel bir ilke olarak kabul eder. Özgür ve demokratik seçimler sonucu oluşan siyasal iradenin, insan haklarına, hukukun üstünlüğüne ve gerçek bir kuvvetler ayrılığına saygılı kaldığı sürece, meşruiyetini ve yönetme yetkisini tartışmaz.


Yön verici ilkemiz toplumsal adalettir

Adaletli, özgür ve demokratik bir Türkiye kurmaya aday bir harekete farklı ve özgün bir siyasi nitelik verecek olan hedef, yeniden tanımlanmış bir toplumsal adalet ve vicdan anlayışıdır.

Liberal, devletçi, milliyetçi, muhafazakâr ve/veya cemaatçi parti ve akımların yapay çözümleri yerine, özgürlükçü, eşitlikçi ve demokrat bir siyasal hareketin benimsediği toplumsal adalet ilkesi, tüm toplumsal konularda yön verici ve düzenleyici başat bir ilkedir.

İktisadi adalet

Bugün toplum, insani ve toplumsal ihtiyaçların karşılanması için ya devlete ya da piyasaya muhtaç bırakılıyor. Kapitalizmin liberal ve devletçi seçenekleri insanlığın kaderi olarak kabul edilemez. Bu çaresizlik ikileminden, katılıma, ortaklığa ve gönüllülüğe dayalı yeni bir seçenekle çıkılabilir.


Toplumsal korunma mekanizmalarını geliştirip güçlendirmek, refahı adil biçimde paylaştıracak yöntemleri hayata geçirmek, neoliberal politikalar karşısında ücretli çalışanların korunmasını esas alan politikalar üretmek bugün özgürlükçü ve demokrat bir siyasetin asli görevidir.

Tanınma adaleti


Bugün Türkiye’de demokratikleşmenin en acil ihtiyacı, 12 Eylül askeri darbesinin ürünü olan 1982 Anayasası’nın bütünüyle değiştirilmesi ve özgürlükçü-demokratik bir Anayasa yapılmasıdır. Topluma giydirilen bu deli gömleği bir kenara atılmalı, topluma empoze edilen milliyetçi, muhafazakâr, otoriter ve vesayetçi güçler etkisiz bırakılmalıdır.

Türkiye’de Kürt sorunu, Alevi sorunu ile tüm etnik, dinî kimlik sorunlarının barış içinde kalıcı çözümünü, eşit yurttaş olma ilkesini merkeze koyarak, bir anayasal yurttaşlık anlayışıyla kararlılıkla savunan ve özgürlükçü bir laiklik anlayışını benimseyen güçlü bir siyasal hareket sağlayabilir. Farklı anadil ve kültürlere sahip yurttaşların, bunları öğrenme, öğretme ve geliştirme haklarını kullanmalarını sağlamak; farklı inanç ve geleneklere sahip olan yurttaşların bunları hiçbir baskıya maruz kalmadan yaşamalarını sağlamak bu hareketin temel anlayışıdır. Bu anlayışa göre hiçbir insan haysiyet kırıcı muameleye maruz kalmamalı, okulda, işyerinde, devlette ve kışlada insan onuruna dayalı işlem ve eylemler esas olmalıdır.

Bu çerçevede özgürlükçü ve demokrat sol, Türkiye’de herkese eşitlik, barış ve refah içinde kendini geliştirebileceği bir yol önerir. Özgür ve demokratik toplumsal iradenin üzerinde hiçbir gücün vesayetini kabul etmeyerek, yurttaşlar topluluğunun ortaklık ve katılım temelinde tercihlerini ifade etmesini, bugünü yönetmesini ve geleceğe doğru gidişi yönlendirmesini birincil önemde kabul eder.

Katılım adaleti


Türkiye’de siyasal ve toplumsal sorunların çözümüne yurttaş katılımını sınırlayan bir anlayışın egemenliği demokraside ciddi zaafların yaşanmasına yol açıyor. Seçim ve siyasal partiler sistemi oligarşik sonuçlar üretiyor. Kendisini sadece temsili demokrasi ve seçimlerle sınırlamayan; siyasal alanın çoğulculuğunun önündeki yasal ve kültürel engellerle mücadeleyi ve temsilde adaleti önemseyen, ancak bununla yetinmeyen bir siyasal hareket demokrasinin de demokratikleştirilmesini hedeflemelidir.

Yerinde yönetim ve demokratik yerel yönetim


Bugün bürokratik ve ceberrut devlet anlayışı ve pratikleri karşısında Türkiye toplumunun büyük bölümü demokratik, sosyal ve etkin kamu hizmeti veren, sınıfsal ve sosyal eşitsizliklere karşı mücadele eden bir devlet ve yerel yönetimler talep ediyor.


Bürokratik ve ceberrut devletin ideolojik referansları ve kurumları hızla etkisiz kılınmalı, yerinden yönetim anlayışı uygulanabileceği tüm konularda hızla hayata geçirilmeli, yerel yönetimlerin güçlendirilerek demokratikleştirilmesi sağlanmalıdır. Çok dilli kamu hizmetini de içeren yerinden yönetim pratikleri siyasal katılımın yaygınlaşması için de bir gerekliliktir.

Uluslararası İlişkiler


Bugün Akdeniz'i, Ortadoğu’yu ve Kafkaslar'ı içine alan, bu bölgedeki enerjiyi merkeze aktarmayı hedefleyen uluslararası bir strateji, bölgedeki enerji nakil hatlarının güvenliğini sağlamak için Türkiye'ye bölgesel güvenlik gücü olarak görev biçilmesini öngörüyor. Bu strateji, sadece Türkiye değil, bütün bölge halkları için yeni yükler ve tehditler anlamına geliyor.

Türkiye’nin toplumsal yaşamını milliyetçi, otoriter, her konuda bürokratik müdahaleci güçlere teslim edip, kendi içine kapanarak büzüşmek ya da dışa açılan, ama kültürel olarak muhafazakar, iktisadi olarak liberal güçlere eli mecbur kalmak dışında seçeneği de vardır.

Türkiye gerek bölgesinde gerekse tarihsel ilişkilerinde farklı kültürlere sahip toplumların kaynaşmasını sağlayacak, uluslararası sorunların barışçı yöntemlerle ve diyalogla aşılmasını hedefleyen, dünya kaynaklarının adil kullanımına dayalı bir stratejinin takipçisi olmalıdır.

Özgürlükçü ve demokrat sol, Avrupa Birliği’nin iktisadi ve sosyal açıdan liberal ve teknokratların yönetimindeki elitist karakterini unutmadan, müzakere sürecinin ülkedeki demokratikleşme ihtiyacına destek olduğu gerçeğini öne çıkararak, Türkiye’nin AB içinde diğer üyelerle eşit olarak yer almasını savunur.

Hedefimiz sosyal ve demokratik bir cumhuriyettir

Bugünün Türkiye’sinde, toplumun statükocu, milliyetçi, militer, muhafazakar ve piyasacı güçlere teslim olmasına karşı duracak, toplumu boğan bu güçlere karşı geniş bir toplumsal desteğe dayanarak mücadele edecek eşitlikçi, özgürlükçü bir siyasal hareket; kimsenin aç ve açıkta olmadığı, adil ve özgürlüğün gerçekten solunduğu, bütün sorunların serbestçe tartışıldığı, kimsenin dinsel ve etnik kimliğini gizlemediği, kimseye bu tür kimliklerin zorla dayatılmadığı, tarihiyle ve bütün komşularıyla barışık özgür ve demokratik Türkiyesi’ne giden yolu açabilir. Bunu açmaya adaydır.

Temas Heyeti Üyeleri; Ufuk Uras, Tatyos Bebek, Berat Sancar Yücel, Hatice Köse, Mithat Sancar, Umur Coşkun, Zübeyde Kılıç, Fuat Keyman, Atilla Aytemur, Büşra Ersanlı, Zafer Nuhoğlu, Arif Ali Cangı, Ali Kenanoğlu, Mehmet Demir, Ahmet Asena, Erol Katırcıoğlu, Ahmet İnsel, Kıvanç Eliaçık, Fehim Caculi, Aydın Engin, Cemal Polat, Sinan Tutal, Sezai Temelli, Tanay Sıtkı Uyar, Çağatay Anadol ve Nezih Kazankaya.

Metnin tamamı için; http://www.turnusol.biz/public/dosyamakale.aspx?id=5594&pid=73&makale=%C7er%E7eve Metin

 
Toplam blog
: 453
: 1826
Kayıt tarihi
: 14.11.06
 
 

36 güneş yılı. 27 yıl G.antep, 9 yıl İstanbul. İstanbul, 90’lı yıllarda yaşandı, bitti.  Hep şe..