- Kategori
- Sosyoloji
Yüce Sistemin Alfabesi Binlerce Harften oluştuğundan...

İng. Hollandalı ressam Lawrence Alma Tadema 1836-1912 Resim kışkırtıcı yani Lasziv mi? Yoksa başarılı bir sanat eseri mi? İnt. Alıntı
29 Harfle; evrenin kanunlarını: çözmeye çalışmanın ne anlam ifade ettiği ortadadır.
Evrensel dil: Yüce’nin dili; doğada gizlidir gibi görünse de…
Aşikârdır; lâkin hocası kim olursa olsun her kul öğrenemez.
Nevrozuyla barışık olamayanlar da çözemez.
Fizyonomi: Herkesin, yaşamında en az bir kez duyduğu ve kullandığı bu sözcüğünün 18.Yüzyılda (Yunan kökenli, anlamı:Doğa yasası) ünlü olmasında emeği geçen; İsviçreli Protestan bir din adamıdır.
Johann Caspar Lavater.
Kadim dostu Goethe: Lavater’e: Sırtını dönmüş, savunduğu “Yüzüne bak ne mal olduğunu anla” tezini: Kaza var hastalık var; insanın yüzü değişebilir, değişkendir” diyerek çürütmeye çalışmıştır.
George Christof Lichtenberg (Göttingen’li bilim adamı)ise “Bu meczup ne der? Yüzdeki şekiller yaşamın bıraktığı izlerdir” Mantığıyla yola çıkarak, elinden geldiğince Lavater’e muhalefet edip tüm gücüyle onunla alay etmiştir.
Dört banttan ibaret Fizyonomi Fragmanları adlı eseri bir arşiv niteliğinde olmakla beraber büyük bir tartışma konusu olmuştur.
Söz konusu olan insanın suretidir.
Yüz şekli; kulaklar gözler burun, dudaklar çene alın velhasıl yüzü yüzü yapan organların tümünün birbirleriyle sağladıkları uyum ve uyumsuzluğu ele alan çalışmalar.
Çin’den Maçin’e insanlık her devirde bu muammayı çözerek dostunu düşmanını çalışkanı tembeli hırsızı uğursuzu önceden tanımaya çalışmış.
…Ama tam anlamıyla tanıyamamış; harf yetersizliğinden olayı çözememiştir.
Aristoteles: Çok küçük gözlüler için “beceriksiz” ve Alexander ile bir sohbetinde; kısa basık burunlular için de lasziv yakıştırmasını yapmıştır.
(Lasziv: Latince bir sözcük- İpe sapa gelmeyen, sınır tanımayan; ayrıca yapmacık hareketlerle karşındakini cinsel anlamda tahrik etmeye çalışan)
Polemon: Çok küçük kulaklıların; maymun misali çalıp çırpmaya meyilli olduklarından söz etmiştir.
Hayvanlara yapılan tecavüz saldırıları ülkemde aldı başını gidiyor.
Bu tecavüzcüleri önceden belirleme imkânı var mıdır yok mudur?
Esasında benim niyetim bunu öğrenebilmek.
Araştırıp dururken çok ilginç Amerikanvari bir yöntemle burun buruna geldim.
Tecavüz ile ilgili durumlarda; tecavüze uğramış çocukların kışkırtıcı olup olmadıklarını bilimsel açıdan anlayabilmek için –bir arşiv katalog- edinmişler.
Bu katalogdaki resimlerin tümü: Edep yerlerine aitmiş.
Edep yerinin şekli: Çocuğun cinsel istismara davetiye çıkarıp çıkarmadığı konusunda yardımcı olan bir unsurmuş.
Onun adı Amerika; daha ne beklenir ki…
Tabii ki bunu okuduktan sonra benim eteklerim zil çalmaya başladı.
Ya bizim garibanların da bir kataloğunu ülkemde yapıverirlerse…
Bebeler, ana okullular, buluğ çağındakiler…
Sokak hayvanları; merada otlayanlar, çiftlikteki atlar…
Denizde havada karadakiler; hepsi fişlenmiş olurlar.
“Lasziv bunlar; abi şu resimlere baksana…
Uçkur çözmeyenin, uçkuru boynuna dolansın”
Johann Casper Lavater ne demiş?
“En KÖTÜDEN ; iyiyi ÖĞREN ama En İYİDEN kötüyü kötülüğü ÖĞRENME”
Ben de “Gelin! Şu tecavüz olaylarına Fransız kalmayın” diyorum.
Önerilerinizi: 29 harfle de olsa artık esirgemeyin.
Ülkem: Tecavüzcüler listesinde yer almasın.
6 Nisan 2012 Cuma
Alev Meisel/İzmir