​ Yurdunda esirsindir, anlayamazsın / Şiir / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Şubat '09

 
Kategori
Şiir
 

Yurdunda esirsindir, anlayamazsın

Yurdunda esirsindir, anlayamazsın
 

Yüzüme kapanan kapılar,
Yaşamın gizemli gelgitlerini çarpıyor yüzüme.
Yıkar umudu / gözlerimdeki acılar
Emeği boşa çıkaran külrengi zamana.

Varlığı kan kaybeden emekçiler,
Kendi yoksul yüreklerine batırırlar, sızılarını.
Ki, sağanağa tutar sesi / bu şehri.
Hiçliğin duvarlarına çarparak / büyür yarına umut.

Gözler yurtsuzluk sağanağın esiridir,
Hürriyet ölü kıyılarına vurur, yüreğinin.
Tutsak düşersin kendi yurdunda,
Gayrı sorgusuz hükümlüsüdür, hayatın
Ne yana dönsen ensende / hâkimin kırbacı.

Deli bir özlem şarkısıdır / yakar dudaklarını
Kavuşulmasız ayrılıklar, mayalanır dilinde.
Giyotin çığlığı akşamlar / düşer gözlerine de,
Yurdunda esirsindir, anlayamazsın…

Adalet mülkün temeli olalı
sermayenin bıçağı bilenir olmuş / emekçinin boynunda.
Ki, ondandır iliklerine kadar işleyen isyan
Ve zifiri karanlıklar, kucak açarak / çeker dehlizine..

Eksilerin üstünde artıları eriten zaman,
Buğulu canlardan, uzatır elini, içimdeki çocuğa.
Boğulur umut.
Her söz,
Misket,
Fosfor bombası gibi düşer,
Hakimin dudağından.
Vurulur içimdeki çocuk.

Baharlar düşlerken
___ vurgun yedim hayatın sığ sularında.
Ki ondandır / Vurguni ozana çıkar adım.

Bir başka bahara kaldı, içimdeki yedi verenlerin çiçeklenmesi.
Şimdi kan çiçekleri açıyor gözlerimde,
Hiç bitmeyecek bir şarkı doladım dilime, Yarınlar bizim.

Ne kadar uzağımdaysan / o kadar yakınındayım ey ölüm
Yıldıramasın beni hâkiminle cellâdınla,
Biliyorum / yarın yine çiçeklenecek benim ellerimde..

Abdullah Oral

 
Toplam blog
: 151
: 648
Kayıt tarihi
: 05.10.08
 
 

Kısa öz geçmiş: Gecenin kara yüzünde dişlenirken çığlıklar bir kadının sancılarının sükunete durd..