Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Sustum...

Susmak, sözcüklerin tükenip sesin sustuğu anlara denk gelir genelde. Tarifini yapacak kelimeler silinmiştir belleklerden, anlatacak dil kalmamıştır etrafında. Sadece susar ve sustuğuna şahitlik eder insan. Gözlerinin ardına sakladığı hüzün denizinin dalgaları kıyılara vurdukça hırçınlaşır içine attığı mısralar. Can yakar, canını yakar. İki damla yaş olur kimi zaman denizin dalgası, dalganın köpüğü. Susmak, insanın kendisine yaptığı en kutsal yolculuklardan biridir genelde. Ve bilmez insan yolun bu kadar uzun ve zahmetli olduğunu. Kelimelerin anlamını yitirip sesin yabancılaştığı anlarda tanıdık yolların arşınlanmasıdır tek teselli. Belli ki ağız dolusu susmalara denk gelmiş bu başı dik satırlar. Okudum, sustum.. Sustum, anladım.. Sessizliğine ses olmaz mısralar, bilirsin. Bilirsin de yine de sus diyemezsin yüreğine. Siz susun, duyuldu mısralarının sesi. Çok hoştu, sevgiyle..

02 Kasım 2009 13:06
Sustum, susturuldum çünkü...

Susmak bir eylemsizlik olarak algılanır genelde. Öylece sus pus kaldığınız anlarınıza tanıklık eder etrafınızdaki insanlar. Dudaklarınızın hareketi ile ölçerler gevezeliğinizi ve dudaklarınızın arasından dökülecek sözcüklere takılıp kalır çoğu. Gözlerinize bakıp renginden ötesini görebilen ne kadar azsa dudaklarınıza bakıp yüreğinizden geçenleri okuyabilende o kadar az olur.. Siz meraklı gözlerle kim tarafından okunacağınızı bekler susarsınız. Uzun olur kiminin susması. Sözcükler unutulur o dilde, ses yabancılaşır. Soranlara sadece nefes aldığımız için - İyiyim dememize benzer bu. Artık aynı dili konuşmadığımızı bilmezler, farkedemezler. Onlar konuşur, biz ayrı bir dilde susarız sadece. Bu bir arınmadır, kendimize yaptığımız eşsiz bir yolculuktur aslında. Söylemediğimiz her söz biraz daha duru yapar bizi, arınırız. Haykıra haykıra susarız ya en çok duyulmamak koyar mesela. İşte o zaman gözlerimizin arkasına gizlediğimiz bütün hüzünleri yükleyip yaşımıza dilde bir ahh ile konuşuruz..

28 Ekim 2009 23:03
Geceyi ateşe verdim

Her dilde farklıdır yansıması, her duvarda farklıdır aksi. Bazen bir pencereden süzülür bazen bir kapı aralığı. Her an kendini yenileyen bir ritim içerisinde can alıcılığından ödün vermez hallerini bilirim. Gün ne zaman hükmünü devretse zifiri karanlıklara tutulur kalemler. Kanı çekilir insanın, canı parmaklarının ucundan uçar gider sanki. Hep bu anlarıma denk gelmiştir yanmalarım, yandığımı sanmalarım. Söylediğim şarkıların sözü olurdu mısralarım, karanlık; sessizliği ile tamamlardı notaları. Acı ve yokluk bedenimden taşarken ruhum karşı koyulmaz bir açlık besliyordu. Sonra bir mum alevinin cılız alevi ile yırttım koyu karanlıklarımı. Sonra bir mum, bir mum daha yaktım. Cılız alevlerden yangınlar çıkarttım kurak topraklarımda. Yaktım acımadan ne varsa.. Yanmalarımı unutturdu ateşin kızılı. Yandım, yandım da sönen olmadım.. Kaleminize, yüreğinize sağlık. Meğer gerek yokmuş çakmağa, kibrite yanmak için. Parmaklarınızın ucundan dökülenleri okudukça alev aldı mısralarım..

28 Ekim 2009 22:46
Viran..

Gecenin karanlığında bir mum alevinin cılız alevi düşer ya hani odanın duvarlarına. Griye çalan bir beyazın üzerinde başlar oyununa gölgeler. Ne çok şeye benzer ilk anlarda, bazen bir haritayı andırır bazen ürkütücü bir karanlığa eşlik ederler tuhaf görüntüleri ile. Hüzün en çok günün sonunda uğrar ya hani sanki bilir en savunmasız halini insanın. Bitkin ve yılmış bir yüreği nasıl sıkıştırır o hoyrat halleri. Her şarkı, her şiir biraz daha çeker derinlere. Çığlık çığlığa dibe çekilmelerine şahit olursun. Çaban boşunadır, her ses boğazında düğümlenir. Nasıl ki her gidiş sol yanına taş gibi oturduysa hüznün koynunda girilen her gece öyle oturur insanın diline, kalemine. Önce sözcüklerini kaybeder insan, yazamazsın. Ardından seslerini yitirir, konuşamazsın. Başını ellerinin arasına aldığın sahne çaresizliğin Monalisa'sı olur. Giden renkleri yüklemiştir heybesine. Meğer ne çok şeyi götürmüştür giderken. Duruşun sessiz sakin bir dağ köyünü andırır. Artık tanıdığını sandığın sesin yabancıdır

27 Ekim 2009 20:34
Shay

Bugün sahip olduklarımızı farkedemeyecek kadar bencil bir hayatı saçlarından yakalamış kimselere bırakmıyoruz. Ne iyilikler geçiyor aklımızdan ne de bir tutam vefa. Şefkat sanki bin yıldır uğramamış şehrimize o kadar yabancı ki. Mutluluk denilince ilk aklımıza gelen para oluyor ardından kariyer. Dudaklarımızın kenarındaki küçük bir tebessümün bazı hayatlarda paha biçilemeyecek kadar değerli olduğundan bihaber yaşıyoruz. Herkesin rolünü biz dağıtıyoruz oyunda, sonra oturup dünyanın merkezine olanı biteni izliyoruz büyük keyifle. Sorunlar ya çözelemeyecek kadar büyük bizim dünyamızda ya da bize ulaşamayacak kadar uzak. Gülmenin surat asmaktan daha az kası çalıştırdığını bilmiyoruz mesela. Biraz iyi niyet biraz karşılıksız sevgi ve hoşgörü. Tek cümleye sığacak kadar altı üstü işte. Kendi kriterlerimize göre insan olmaya çalıştıkça insanlığımızı yitiriyoruz parmaklarımızın arasından.. Hüzünlü, düşündürücüydü. İnceden değil, doğrudan bir mesajı vardı. Anlayana ne mutlu, anlamayan..

27 Ekim 2009 20:15
Türkiye toprak kaybediyor=Sel

Bir karış toprağımızın bile düşmana verilemeyecek kadar değerli olduğunu öğrettiler hep tarih sayfalarında. Kanla kazanılan zaferlerin ardından ne pahasına olursa olsun korunmasını ilk şart olarak sunmuşlardı onlardan sonra gelecek nesillere. Sayın Hayrettin Karaca yılda 1.400.000.000 ton toprağın parmaklarımızın arasından kayıp gittiğini söylediğinde dikkate alınmayı beklemiyordu belki de ama haklıydı. Şimdi söylenen felaket senaryolarının ne kadar içi boş olduğunu anlamak için TEMA'nın penceresinden bakmak kâfi aslında. Siyasi rant ve sular altında kalan yerel yönetim zihniyetlerine çevre bilinci dikte ettirilebilir mi acaba. Boşa geçen her anda topraklarımızla beraber insanlarımızı da kaybettiğimiz gerçeği başka nasıl anlatılabilir acaba. Değinilmesi gereken bir konuydu, isabet olmuş mısralarınız. Hoş kalın, sevgiyle..

17 Eylül 2009 12:17
Toplam blog
: 36
Toplam yorum
: 107
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 599
Kayıt tarihi
: 24.03.09
 
 

..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster